‘Bu ülkeye barışı Abdullah Öcalan ve kadınlar getirecek’

  • 09:04 9 Ekim 2020
  • Güncel
Gülistan Azak
 
İSTANBUL - PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun 22’inci yılında da tecrit koşullarının ağırlaştırılmış bir şekilde devam ettiğini söyleyen Barış Anneleri, baskılara rağmen Abdullah Öcalan’ın barıştan yana olan ısrarına dikkat çekti. 
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik 9 Ekim 1998’de gerçekleşen uluslararası komplonun üzerinden 22 yıl, Türkiye’ye getirilişinin üzerinden ise 21 yıl geçti. İmralı Cezaevi’nde ise 21 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan Abdullah Öcalan’ın düşünceleri,  bugün milyonlara ulaşmış durumda. 
 
Abdullah Öcalan’ın barıştan yana ısrarını, sürdürülen savaşa rağmen halklara umut oluşunu ise Barış Anneleri değerlendirdi. 
 
Uluslararası komplonun başladığı süreçleri büyük endişeyle takip ettiklerini söyleyen Bediha Gökgüz, Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirildiği haberini almalarıyla “asıl şimdi topraksız kaldık” diyerek yasa girdiklerini ve o yasın bugüne kadar sürdüğünü dile getirdi. 
 
‘Özgürlüğümü onun düşünceleriyle kazandım’
 
Bediha Abdullah Öcalan’ın düşünceleriyle aydınlandığını ve özgürleştiğini ifade ederek, bu aydınlığın devletin komplosuyla dahi karartılamayacak kadar güçlü ve büyük olduğunu vurguladı. Abdullah Öcalan’ın kendisinde oluşturduğu etkiye ilişkin ise Bediha şunları söyledi: “Ben onun felsefesiyle özgürleştim. Onun düşünceleri bizlere ulaşmadan önce köyde ‘kadınsın’ sen denilerek evlerde tutuluyorduk. Beni okula dahi göndermediler. Yalnızca erkekleri okuttular. Kendisini görmedim ama bana ulaşan düşünceleri aklıma, zihnime, duygularıma işledi. Özgürlüğümü onunla kazandım ben. O olmasaydı şu anki yaşamım olmazdı. Kızım da özgürlüğü bu düşüncede buldu ve PKK’ye katıldı. Kendisi de özgürlüğü tıpkı benim gibi Abdullah Öcalan’ın düşüncelerinde bulduğunu ve bu bilgelik için mücadele etmek istediğini söyledi.”
 
‘O içindeki erkeği öldüren biri’
 
Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin nedenlerine dikkat çeken Bediha, “Çünkü düşünceleri devletlerin işine gelmiyor. O, içindeki erkeği öldüren biri. O, kadını kırımdan geçirmek isteyenlere karşı özgürlüğü savunan biri. O, kapitalizm ve sömürüye karşı birlikteliği savunan biri. O, savaşları bir haftada söndürecek güce ve bilgeliğe sahip biri. Bu düşünce elbette ki yıkıcı düşünceleri yaymayı amaç edinen devleti rahatsız edecek. Neden şu an ki yaşanan sistemsel sorunlarla çok açık belli değil midir? Tüm bu sorunların çözümü Abdullah Öcalan’da” dedi. 
 
‘Özgür olsaydı dünyanın savaş diye bir gündemi olmazdı’
 
Naciye Şahin ise “Abdullah Öcalan özgür olsaydı, dünyanın savaş diye bir gündemi olmazdı” dedi. Komplo ve tecride ilişkin ise Naciye şu sözleri kullandı: “Türkiye ve tüm dünya biliyor ki Abdullah Öcalan barışın anahtarı. Onun düşünceleri dinlenilmediği sürece savaşlar, ölümler, gözyaşı ve acılar devam edecek. Savaşın bugün hala devam etmesi de bu gerçeği gözler önüne seriyor. Abdullah Öcalan birçok kişinin olduğu gibi benim de iradem. Böylesi bir iradenin ve düşüncenin şu an İmralı’da tecrit altında tutuluyor olması yanlış olmaktan öte. Derhal üzerindeki tecrit kaldırılmalı ve özgürlüğü sağlanmalı.”
 
‘Bu ülkeye barışı Abdullah Öcalan getirecek’
 
Komploya dair bir tepki de Cemile Çiftçi’den geldi. “Abdullah Öcalan, düşünceleriyle insanlığın önderi, yol göstericisi” diyen Cemile, şu şekilde konuştu: “O ben ve benim gibi toprağında sömürgeleştirilen halklar için bir umuttu. O elimiz, kolumuz, ayağımızdı. Devletlerarası bir suç ile böylesi biri ölüme gönderilerek savaş planları yapıldı. Bunu lanetliyorum. Kadınlar olarak bizler onun özgürlüğü için her gün alanlardayız ve olmaya da devam edeceğiz. Çünkü onun düşünceleri bizlere ulaştıktan sonra bizler kadın olduğumuz bilincine vardık. Onun düşünceleriyle gözlerimiz yaşamı ve hakikati görmeye başladı. Bizler de bu bilinç ve hakikatle onun özgürlüğü için mücadeleye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki bu ülkeye barışı Abdullah Öcalan ve onun düşünceleriyle özgürleşen kadınlar getirecek.”