Cumartesi Anneleri: Adalet arayışını suç sayan zihniyetinizi değiştirin

  • 14:00 21 Kasım 2020
  • Güncel
İSTANBUL  - Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 817'nci haftasında henüz 26 yaşında İstanbul Saraçhane’de gözaltına alındıktan sonra kaybedilmesinin üzerinden 40 yıl geçen Hayrettin Eren’in akıbetini sordu. 
 
Cumartesi Anneleri, "Kayıpılar belli, failler nerede" sloganıyla her hafta gerçekleştirdikleri eylemini,  817'nci haftasında koronavirüs salgını nedeniyle yine sosyal medya hesapları üzerinden sürdürdü. Bu haftaki eylemde 21 Kasım 1980’de İstanbul Saraçhane’de polislerce gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Hayrettin Eren’in akıbeti soruldu. 
  
Yaptığı konuşmada kardeşi Hayrettin’in kaybedilişinin üzerinden 40 yıl geçtiğini söyleyen ablası Cemile Eren, “40 yıl ne kadar çabuk geçti, ama bize daha dün gibi” dedi. 
 
'Acımız büyük'
 
Hayrettin’in güzel bir dünya kurmak, gelecek nesillere güzel bir yaşam bırakmak istediğini  dile getiren Cemile, “Bunu bir suç saydılar. Bunlar suç değildir. Anneleri, babaları acılar içinde bıraktılar. Babam ve annem son nefesine kadar Hayrettin dediler” sözlerini kullandı. Cemile, yıllardır adalet taleplerini dile getirdikleri Galatasaray Meydanı’nın kendilerine yasaklanmasına dair şunları kaydetti: “Vicdanları rahat mı? Geceleri uyuyabiliyorlar mı? Çocuklarına torunlarına yaptıkları işkenceyi anlatabildiler mi? Anlatamazlar. Çünkü torunları kendilerinden hesap soracak. Acımız büyük. Kaç tane anne, kaç tane baba vefat etti. Hepsi evlatlarının özlemleriyle gittiler."
 
'Kaybedilen yüzlerce insandan biriydi'
 
Kardeşi Faruk Eren ise, şu ifadeleri kullandı: “O, kaybedilen yüzlerce insandan biriydi. Hakikat ve adalet arayışımızı İnsan Hakları Derneği ve Cumartesi Anneleri ile birlikte sürdürüyoruz. Artık aramızda olmayan annem ve babamızın tek talebi çocuklarının mezarına ulaşmaktı. O mücadeleyi devam ettiriyoruz. Bu mücadele sadece ellerinde yakınlarının fotoğraflarıyla Galatasaray’da bekleyen Cumartesi Anneleri ve insanlarının mücadelesi değil, tüm Türkiye’nin mücadelesi olması gerekiyor."
 
'Hakikate ulaşana kadar susmayacağız'
 
Faruk Eren, sözlerini şöyle noktaladı: “Cumartesi Anneleri’nin hakikat ve adalet arayışları dikkate alınmadığı için ülke bu halde. Artık ülkenin her kesiminden ve her yerinden adalet çığlığı yükseliyor. Bu sese kulak verilseydi, bu kadar adaletsizlik yaşanmazdı. Cumartesi Anneleri’nin talebi karşılanana, adalet sağlanana, hakikate ulaşana kadar susmayacağız.” 
 
'Cumartesi Anneleri'yiz sırtımızı kimseye dayamadık'
 
Devlet yetkililerine seslenen kardeşlerden İkbal Eren Yarıcı da, “Bizler terörist değiliz. Devletin kolluk güçleri tarafından gözaltına alınıp bir daha kendilerinden haber alamadığımız, kaybettiklerimizin yakınlarıyız. Cumartesi Anneleri’yiz. Sırtımızı kimseye dayamadık. Sadece birbirimize yaslanarak, sizin kaybettiğiniz sevdiklerimiz için adalet arıyoruz. Eğer biz terörist olsaydık, dönemin başbakanı bugünün Cumhurbaşkanı annelerimizle görüşme talebinde bulunmazdı. ‘Sizin sorununuz, benim sorunum’ demezdi; ‘sorunlarınızı çözeceğim’ diye söz vermezdi. Bu annelerden biri de benim annem Elmas Eren’di” diye belirtti. 
 
'Annelerimize verdiğiniz sözü tutun'
 
Kardeşi Hayrettin’e ne olduğunu soran İkbal, bunu öğrenmeye hakkının olduğununun altını çizdi. İkbal, “Annelerimize verdiğiniz sözü tutun. 40 yıl önce gözaltına aldığınız Hayrettin Eren’e ne yaptığınızı açıklayın. Faillerini cezasızlık zırhı ile korumaktan vazgeçip, yargılanmaların önünü açın” diye çağrı yaptı. 
 
Aynı zamanda Eren Ailesi’nin avukatı olan İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin ise konuşmasında, Hayrettin Eren’in gözaltına alınması ve sonrasına dair hukuki süreci anlattı.
 
'Dosyalar zaman aşımı ile sınırlı kalıyor'
 
Eren’le ilgili bugüne kadar yaptıkları başvuruların tamamının sonuçsuz bırakıldığını dile getiren Eren, “Türkiye Cumhuriyeti devleti maalesef zorla kaybetme olaylarında cinayet suçunun zaman aşımını uygulamaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler Zorla Kaybetmelere Karşı Sözleşme'yi imzalamadığı için maalesef ki bu tür dosyalar zaman aşımı ile sınırlı kalıyor. Oysa bize göre bu tür suçlarda zaman aşımı olmaz” diye konuştu.
 
Haftanın basın metnini ise Hayrettin Eren’in yeğeni Işık Su Eren okudu.
 
Sosyalist kimliği ile bilinen 26 yaşındaki Hayrettin'in İstanbul’da yaşadığını kaydeden Eren, “12 Eylül darbe koşullarında hakkında arama kararı vardı. 21 Kasım 1980 tarihinde otomobili ile İstanbul Saraçhane’ye gitti. Burada buluştuğu arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı. Hayrettin, arkadaşı ve otomobili  önce Karagümrük Karakolu'na, oradan da Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü” dedi. 
 
'Oğlumun arabası burada kendisi nasıl yok?'
 
Hayrettin, Gayrettepe Siyasi Şube’nin bodrum katında ağır işkence altındayken, kapıda bekleyen annesine ‘gözaltında böyle biri yok’ denildiğini belirten Işık, annesinin emniyetin bahçesinde duran otomobili gösterip, “Oğlumun arabası burada kendisi nasıl yok?” diye ısrar etmesi sonucu tartaklanarak dışarı atıldığını söyledi. Işık, daha sonra bu arabanın da kaybedildiğini belirtti. 
 
'Aradan geçen 40 yılda hukuk işletilmedi'
 
Hayrettin’in gözaltına alınırken, karakolda tutulurken ve Siyasi Şube’de iken gören çok sayıda tanığın olduğunu sözlerine ekleyen Işık, ancak buna rağmen gözaltına alındığının inkar edildiğini ifade etti. Sıkıyönetim Savcılığı’na yapılan suç duyurularının da yine sonuçsuz bırakıldığını dile getiren Işık, “Aradan geçen 40 yılda hukuk işletilmedi. Hayrettin Eren’in akıbeti gizlendi, onu kaybedenler cezasız bırakıldı. Dosyayı canlandırmak için girişimlerde bulunmayı sürdüren Eren ailesi üç kuşaktır Hayrettin’i ve adaleti arıyor” dedi.
 
'Adaleti sağlayacak politikaları hayata geçirin'
 
Işık son olarak devleti yönetenlere “Demokrasi-Adalet Reformu diyerek toplumu ve bizleri oylamaktan vazgeçin. Önce adalet arayışını suç sayan zihniyetinizi değiştirin. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerinizi yerine getirin. Cezasızlığa son vererek, adaleti sağlayacak bütünlüklü politikaları hayata geçirin. Toplumun ve bizim adalet talebimizi duyun ve adliyelerin kapılarını artık adalete açın. Hayrettin Eren’in akıbetini açığa çıkarma ve sorumluların cezalandırılmasını sağlama görevinizi yerine getirin” diye seslendi.