‘Gözaltılarla kadın çalışmaları kriminalize edilmek isteniyor’

  • 09:07 2 Aralık 2020
  • Güncel
İZMİR - İzmir’de gözaltına alınanlar arasında olan DBP Menemen önceki dönem İlçe Eşbaşkanı Bediha Güzelyüz, 10 yıl önceki telefon görüşmeleri gerekçe gösterilerek gözaltına alındıklarını söyledi. Bedia, “kadın çalışmalarının kriminalize edilmek istendiğini” ifade etti.
 
İzmir’de 26 Kasım’da 11’i kadın olmak üzere 17 kişi gözaltına alınmıştı.Emniyette ifadeleri alınan 16 kişi serbest bırakılırken bir kişi ise tutuklandı.Gözaltına alınanlar arasında bulunan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Menemen önceki dönem İlçe Eşbaşkanı Bediha Güzelyüz, 2011-2015 yılları arasında yapılan telefon görüşmelerinin bahane edilerek gözaltına alındığını söyledi. Dosyada 25 Kasım ve 8 Mart gibi kadın etkinliklerinin suç sayıldığını dile getirdi. Bediha bir kişinin koronavirüs testi yaptırmış olduğunun biliniyor olmasına rağmen biri hamile olmak üzere risk grubundaki kadınların nezarette tutulduğunun da altını çizdi.
 
‘8 Mart  ve 25 Kasım etkinlikleri suç sayıldı’
 
Örgüt üyesi olmak suçlaması ile gözaltına alınan 11 kadının 2011-2015 yılları arası telefonlarının dinlenerek 10 yıl sonra haklarında soruşturma açılmasının siyasi olduğunu ifade eden Bediha, “Biz HDP üyesiyiz ve kadın çalışmalarımızla ilgili suçlandık. 8 Mart, 25 Kasım katılmak etkinliklerde yer almak suç sayıldı. Resimler çekilmiş. Bazı resimler bize ait olmamasına rağmen kabul etmemiz dayatıldı. Samimi görmüyorum. 10 yıl sonra bu sürece getirmeleri de çok samimi değil. Dosyada gizlilik kararı vardı. 12 saat avukat kısıtlılığı vardı. Avukatlar da TEM’de ifadeye girdiğimizde içeriği öğrendiler. Hepimizin can derdinde olduğu dönemde 10 yıl önceki bir tape kayıtlarıyla suçlamaları kadın arkadaşın testinin verdiği belirtileri bildiği halde bir arada tutmaları… Kadın olmak da zor Kürt olmak da zor” dedi.  
 
‘Ev baskınında çocuklara işkence’
 
Sabaha karşı saat 5:00’da evlerine yapılan baskında iki polisin agresif davrandığını, baskında bir polisin uyumakta olan 11 yaşındaki çocuğunu şiddet uygulayarak uyandırdığını ifade eden Bediha, polislerin çocuklarının adının Kürtçe olması nedeniyle aşağılayıcı tavırlar sergilediklerini dile getirdi. Hastane ve kayıt işlemlerinin ardından getirildikleri Çankaya TEM Şube nezaretinin oldukça kirli olduğunu dile getiren Bedia, “Sürecin sağlık açısından kötü olduğunu ve temizlemesini istedik. Burada tuz ruhu kullandılar ve havalandırma olmadığı için bir süre zehirlenme yaşadık. Dışarı koridorda beklettiler gözlerimiz yaşarınca. Toplam 11 kadın 5 kadına da ulaşamadıklarını söylediler. Bir erkek ise dosyası farklı idi” diye belirtti.
 
‘Korona hastası kadınla risk grubundaki kadınlar birlikte nezarette’
 
Nezarette birlikte kaldıkları Derya Kandemir’in iki gün önce belirti gösterdiği için korona testi yaptığını ancak şüpheli durumda iken birlikte kalmaya mecbur bırakıldıklarını söyleyen Bediha, 48 saat sonra gelen test sonucunun kendilerinden saklandığını ifade etti. Odada bir hamile olan Leyla Göksun’un ve 65 yaş üzeri Fadime Kocakaya’nın da bulunduğunu belirten Bedia, “Hamile arkadaşımızı ilk gün bıraktılar. Pozitif çıkınca Derya arkadaşın ifadesini hızlıca alıp tahliye ettiler. Bizden de saklanıyordu. Avukatlar geldiğinde yoğun önlem alındı. Derya arkadaşın tahliye edilme sebebini o zaman bir şekilde öğrendiler ama hala da inkar ediyorlardı. Derya’nın hastanede olduğunu söylediler oysa testi pozitif çıkmıştı” şeklinde anlattı.