Üniversite öğrencileri: Onlar gidene dek buradayız

  • 09:35 13 Ocak 2021
  • Güncel
 
Öznur Değer
 
ANKARA - Boğaziçi Üniversitesi'ne kayyım rektör atanmasını protesto ettikleri sırada darp edilerek gözaltına alınanlardan Zeynep Ülger, Türkiye'de büyük bir gençlik isyanı yaşandığını belirtirken İremnaz Çelik ise "Üniversitelerimizde kayyım rektör, polisleri istemiyoruz.  Onlar gidene dek biz buradayız. Onlar gidecek biz kalacağız" dedi. 
 
Boğaziçi Üniversitesi’ne AKP’li Melih Bulu’nun kayyım rektör olarak atanması, başta üniversite öğrencileri olmak üzere toplumun birçok kesiminin tepkisine yol açtı. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin 4 Ocak'tan bu yana kayyım rektöre karşı başlattığı protesto eylemlerine destekler büyüyor. Ankara’daki üniversite öğrencileri, 8 Ocak’ta kayyım rektör protestolarına destek olmak için Kızılay’da açıklama gerçekleştirmek istedikleri sırada polisler tarafından şiddet uygulanarak, ters kelepçe takılarak gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan öğrencilerden İremnaz Çelik ile Zeynep Ülger yaşadıklarını anlattı.   
 
‘Şiddetli müdahale söz konusuydu’
 
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğrencisi İremnaz Çelik, Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyım atanmasıyla birlikte Türkiye genelinde büyük bir gençlik isyanı yaşandığını ifade etti. Meselenin sadece Boğaziçi olmadığını dile getiren İremnaz, tüm üniversitelerde atanmış kayyım rektörlerin söz konusu olduğunu kaydetti. "Kayyım rektör değil, üniversitenin kendi atadığı rektörü istiyoruz" diyen İremnaz, “Cumhurbaşkanı tarafından Boğaziçi’ne atanan ve akademiyle hiçbir bağı olmayan bir insanın üniversitelerimizden birine rektör olarak atanması bardağı taşıran son damla oldu. Ben de bir üniversite öğrencisi olarak bunu protesto etmek için Kızılay’da protesto eylemine katılacaktım. Ama henüz eylem başlamadan bir taraftan GBT ile öğrenciler gözaltına alınıyordu, bir taraftan da slogan atan öğrenciler gözaltına alınmaya çalışılıyordu. Ciddi bir şiddetli müdahale söz konusuydu” şeklinde konuştu.
 
‘Saçlarımızdan sürüklendik’
 
Polis saldırısında gözaltına alındıklarında gözaltı aracına bindirildikten sonra şiddet uygulandığını dile getiren İremnaz,  “Saçlarımızdan sürüklendik ve zorla ters kelepçe takılmaya çalışıldı. Çok korkunç bir anıydı ve yaşadıklarımızı da kimse görmüyordu. Hastaneye götürüldüğümüzde polis eşliğinde ve kamuya açık bir şekilde muayene edilmek istendik. Buna tepki gösterdiğimizde ise hastanede doktor ve kameraların önünde hakarete ve şiddete maruz kaldık. Doktora, ‘Bunu gördünüz bunu da yazın’ dediğimde polis bana ‘Yalan söylüyorsun benim beynim seninkinden daha büyük’ dedi. Benim en çok etkilendiğim durum Deniz Baran arkadaşımın durumuydu. Ayağı kırılmıştı ancak ne kendisine ne de bize bilgi bile verilmedi” dedi.
 
‘Gençleri bastırabileceklerini zannediyorlar’
 
Ankara Üniversitesi öğrencisi Zeynep Ülger ise coğrafyanın farklı alanlarında senelerdir bir baskı ve sindirme politikasının varlığına dikkat çekti. Bunun üniversitelere de yansıdığını aktaran Zeynep, Boğaziçi’nin büyük bir tepki uyandırdığını ifade etti. Zeynep “Çünkü köklü bir üniversite, direnişi, geçmişi olan bir üniversite. Yapmak istedikleri şey, her zaman yapmak istedikleri şey, bizi sindirmek. Çünkü onların karşısında en çok duran kişiler, onları en çok istemeyen kişiler ve onları bu sokaklarda barındırmayacak kişiler gençler olduğu için üniversiteye yönelmiş durumdalar. Üniversitelere kayyım atayarak gençleri bastırabileceklerini zannediyorlar ama yanılıyorlar” sözlerine yer verdi.
 
‘Bizim en büyük gücümüz dayanışmamız’
 
“Bizim en büyük gücümüz dayanışmamız” diyen Zeynep, İstanbul'daki görüntülerin tüm öğrencileri heyecanlandırdığını kaydederek şöyle konuştu: “Onların gücünden ve sesinden biz de güç aldık ve bir şeyleri beraber başaracağız. Biz de onlardan da güç alarak dayanışmamızla Ankara’da bir eylem gerçekleştirmek istedik.  Eylemden saatler önce polislerin tacizi başlamıştı. Kızılay’ın her sokağında öğrenci olarak gördükleri ve düşündükleri herkesi çevirip ‘Kimliğinizi verin. Öğrenci misiniz?’ gibi sorular soruyorlardı. Benim de evimin önünde polisler, sivil araçlarla bekliyorlardı. Evden çıktığım gibi kimliğimi alıp GBP bahanesiyle yarım saat orada tuttular beni. Birçok arkadaşımızı takip ettiler. Bizim bir araya gelmemizden korktular. Onların korkusu olduk. Eylem çağrısıyla beraber de onların gün içindeki telaşını, korkusunu görmüş olduk. Ama biz yine de bir araya geldik. Kimi arkadaşlarımızı evden çıktığı gibi sırf eyleme katılmasınlar diye gözaltı işlemi bile yapmadan saatlerce alıkoydular."
 
‘Eninde sonunda onlar gidecek biz kalacağız’
 
Eylemlerini kararlılıkla sürdüreceklerini belirten Zeynep, “Üniversitelerde özgür paylaşım alanları oluşana dek, Melih Bulu ve devletin atadığı kayyımlar gidene dek, üniversitelerde özgürce sözümüzü söyleyene dek bu eylemler devam edecek. Onlar baskılarıyla bir şekilde önleyebileceklerini düşünüyorlar ama gençlik buna izin vermeyecek. Biz üniversite öğrencileri olarak üniversitemizde kayyım rektör istemiyoruz. Üniversitelerimizde polisleri istemiyoruz.  Onlar gidene dek biz buradayız. Onlar gidecek biz kalacağız. Tüm Boğaziçi’ne buradan selam söylemek istiyorum. Onların sesiyle biz de buradan sesimizi duyurduk.  Eninde sonunda onlar gidecek biz de kalacağız” dedi.