Efrînli kadınlar: 20 Ocak’ın karanlığını biz aydınlatacağız

  • 09:53 19 Ocak 2021
  • Güncel
Dîcle Demhat
 
ŞEHBA - Türkiye ve ona bağlı grupların saldırılarının yaşandığı 20 Ocak 2018 tarihinden bu yana Şehba’daki Serdem Kampı’na yerleşen kadınlar, “NATO’da yer alan bir devlete karşı 58 gün boyunca direndik. Bugün de mücadelemize Serdem ve Berxwedan kamplarında devam ediyoruz. 20 Ocak karanlık bir gündü. Biz bu günü aydınlatacağız” dedi. 
 
Türkiye ve ona bağlı Suriye Milli Ordusu (SMO) adlı grup, 20 Ocak 2018’de 72 savaş uçağı, yüzlerce tank, top, obüs ile Efrîn’e saldırdı. 58 gün boyunca direnen Efrîn halkı, gün geçtikçe saldırıların ağırlaşması ve katliamların artmasıyla şehir merkezine yerleşmek zorunda kaldı. Türkiye, 18 Mart’ta saldırılarını yoğunlaştırırken, Özerk Yönetim’in kararıyla Efrîn’de bulunan halkın yüzde 80’i Şehba’ya göç etmek zorunda bırakıldı. Göç edenlerin bir kısmı Şehba’da bulunan Berxwedan ve Serdem kamplarına, bir kısmı Halep, bir kısmı da Fırat Bölgesi’ne ve Cizre Kantonu’na yerleştirildi.  18 Mart 2018’de Türkiye’ye bağlı gruplar, Efrîn’in tamamına saldırdı. Saldırılardan sonra Efrîn talan, işkence, tecavüz ve katliam alanına dönüştü. 
 
Efrîn İnsan Hakları Komitesi ise, saldırıların başladığı günden bu yana devam ettiğini belirterek son üç yıla ilişkin bir rapor hazırladı. Rapora göre, 9’u kadın 58 kişi katledildi, 92’si kadın toplamda 987 kişi alıkonuldu. Sonrasında 26 kişi bırakılırken, bunların 10’u kadındı. Rapora göre, tarihi 50 bölgeye saldırı oldu, Haty ve Cindêres arasındaki yol yapımı için 72 bin ağaç kesildi, 250 eve el konuldu. 
 
Rapora göre üç yıl içerisinde Efrîn’de 39 patlama yaşandı, 170 sivil yaşamını yitirdi. 2018 yılının 18 Mart’ından bu yana 300 yurttaş göç etmek zorunda bırakıldı. Türkiye ise Dera, İdlib ve Xuta şehrinden 400 bin kişiyi Efrîn’e yerleştirdi. Üç yıl içinde 7 bin 343 kişinin alıkonulduğunun kaydedildiği rapora göre, bu kişilerin yarısının akıbetinin bilinmiyor. 70 kadın kaçırıldı, bu kadınlardan beşi yaşamına son verdi, 78 kadın tecavüze uğradı. Raporda kadınların neredeyse her gün tacizle yüz yüze kaldığı belirtilirken, 604 yurttaşın katliamlarla yüz yüze kaldığına yer verildi. Patlamalarda 498 kişi, işkence sonucunda ise 82 kişi yaşamını yitirdi. Binlerce ev ise talan edilirken, bunların bir kısmı cezaevi ya da askeri alana dönüştürüldü. 
 
Raporun devamında ise 303’ü çocuk ve 213’ü kadın toplamda 696 kişinin yaralandığı belirtildi.  Saldırılarda doğa katliamı da gerçekleşti. Rapora göre ormanlık alanda 314 bin ağaç ve 400 zeytin ağacı kesildi. 11 bin zeytin ağacı ve 11 bin hektarlık ormanlık alan yakıldı. 
 
Efrin’e yönelik saldırılar sırasında Özerk Yönetim tarafından Şehba’da hazırlanan kamplara yerleşen kadınlar, 3 yıl önce yaşadıklarını ajansımız ile paylaştı. 
 
‘Önder Apo’nun felsefesiyle Efrîn’de kadınlar örgütlendi’
 
Efrîn halkı için en karanlık günün 20 Ocak olduğunu ifade eden Serdem Kampı Meclis üyesi Elif Osman, saldırıların yaşandığı süreci şu sözlerle anlattı: “Efrîn halkı örgütlü bir halktır. Onun için Türk devletinin amacı Efrîn’de var olan Önder Apo’nun felsefesine saldırmaktı. Önder Apo’nun felsefesiyle Efrin’de kadınlar örgütlendi ve bu temelde toplumda bir alt yapı oluştu. Kadın özgürleşince, toplum özgürleşir. Bu temelde Efrin’de çalışmalarımızı yürütüyorduk.  Bu temelde de 20 Ocak’ta saldırılar başladı. Türk devletinin tek amacı nerde örgütlü Kürt halkı varsa o örgütlülüğü bozmaktır. Hoyratça bir saldırı oldu. Genç, çocuk, yaşlı demeden her alanı vurdu. Acı günlerdi, tarihimizi ve kültürümüzü yok etmeye çalıştılar.  2-3 aylık bebekler yaşamını yitirdi. Bu bebeklerin ne suçu vardı? Evlerimiz, bağ ve bahçelerimiz talan edildi. Biz Kürt halkı olarak hakkımızı istiyoruz. Buralar bizim topraklarımızdır, kimse bizi topraklarımızdan göç ettiremez. 58 gün boyunca direndik. Son güne kadar da çıkmamak için direndik. Efrîn'den çıkmak bizim için çok ağırdı. Hiçbir tekniki silahımız yoktu. Sadece bizimle cephelerde direnen YPG, YPJ gücümüz vardı. Ve bu güçle 58 gün boyunca direndik. Fakat tekniki olarak gelişmiş bir devlet bu kadar direnemedi. Zaferi biz taçlandırdık. Efrîn’den çıkarken nereye gideceğimizi bilemedik. Fakat örgütlü bir yapıya sahip olduğumuz için Şehba alanında Özerk Yönetim tarafından yapılan kamplara yerleştik.”
 
‘Efrin’deki sistemimize Serdem Kampı’nda devam ettik’
 
Serdem Kampı’na yerleştikten sonra örgütlülüklerini yeniden oluşturduklarını söyleyen Elif, “Efrîn’deki sistemimizi bugün Serdem Kampı’nda devam ettiriyoruz. Bugün’de Efrîn’de kalan halka yönelik saldırılar devam etmekte ve bu saldırılarda en çok zarar gören kadınlar ve çocuklardır. Toplumun temelini kadınlar oluşturduğu için ölü bir toplum yaratmak için de kadınlara el uzatılıyor. Tarihi yerlerimize saldırılar yapılmaya devam ediyor ve büyük emeklerle ektiğimiz ağaçlarımız kesilmekte. İslam adına insanları katletmekteler. Bu İslam değildir, hak ihlalleridir. Efrîn’de yaşam zorlu bir şekilde devam ediyor. İnsanlar her gün ölümle yüz yüzedir. Umut zaferden üstündür. Ve bu temelde de Efrîn’e geri döneceğimizin umuduyla yaşıyoruz. Şehitlerimiz ve Önder Apo’nun ideolojisi temelinde bugün direniyoruz ve Efrîn’e geri döneceğiz. Biz hakkımızı istiyoruz. Uluslararası devletlerden Türkiye’nin yargılanmasını talep ediyoruz” dedi. 
 
‘Geri dönme umuduyla yaşıyoruz’
 
Efrîn’e yönelik saldırılar ile amaçlananın sadece katletmek, talan etmek ve tarihi yok etmek olduğunu söyleyen Kadın Komite Meclis üyesi Huriye Muhemed Mustafa ise, “Türkiye’nin tek amacı bizleri soykırıma uğratmaktır. Bizler bitmeyeceğiz, emek sahibi, şehit verdiğimiz ve hak sahibi olduğumuz bir toplumuz. Yaratan insan hiçbir zaman yok sayılamaz. Biz dünyaya gözlerimizi açarken, hayatı sevmek, yaratmak ve güzelleştirmek olduğunu bilerek yaşadık. Biz hayatı güzelleştirdikçe düşman saldırıp, talan etmekte. Efrîn’de gördüğümüz acı ağırdı. Kürt halkı kadar acı çeken bir halk var mı? Binlerce şehit verdik, kızlarımız saçlarından sürüklenerek katledildi. Her sene 20 Ocak’ta bu acıyı yaşıyoruz. Bu katliamlar artık olmamalı. Hiçbir devletin hakkı değildir kendi sınırları dışında başka bir devlete saldırması. Saldırılar sadece 20 Ocak’la kalmadı, hala devam ediyor” dedi.  
 
‘Efrîn’i özgürleştireceğiz’
 
Saldırıların ardından Özerk Yönetim tarafından Şehba’ya yerleştirildiklerini söyleyen Huriye, “Efrîn’den uzak değiliz, yine Efrîn topraklarındayız. Sistemimizi burada devam ettirdik. Efrîn’e geri dönmeyi umut ediyoruz. Artık Kürtler birliklerini göstermeli. İhanete ve katliamlarına hayır diyoruz. Çocuklarımızı ‘Efrîn’e geri döneceğiz’ umutlarıyla büyütüyoruz. Efrîn bizim topraklarımızdır. Bu temelde de direniyoruz. 72 uçak kalkınca bu saldırı sadece Türk devletinin eliyle gerçekleşmediğini biliyoruz. Ortaklarının kararıyla Türkiye öncülük ederek saldırılar oldu. Onlar bugünümüzü kararttılar. Bizler de çocuklarımızla beraber direnerek bugün de Efrîn’i özgürleştirerek aydınlatacağız” diye belirtti. 
 
‘Tek umudumuz Efrîn’e geri dönmek’
 
Kadın Komite Meclis üyesi Leyla İbrahim de, Efrîn’e yönelik saldırılar karşısında önemli bir direnişin sergilendiğini kaydetti. Leyla, “Saldırı sırasında ağır silahlarımız ve savaş uçaklarımız olmadığı için ferdi silahlarla direnmek zordu. Karşımızda bir rejim gücü bir de çeteler vardı. Neyle karşılaşacağımızı bilemezdik. Fakat Efrîn halkı olarak bir araya toplanıp, Özerk Yönetim’in de yardımıyla sistemimize Serdem Kampı’nda devam ettik. Şehba da, yeni bir savaş sürecinden çıktığı için her yer yıkık döküktü fakat biz emeklerle yeniden yarattık. Tek umudumuz Efrîn’e geri dönmektir. Özerk Yönetim sistemi çerçevesinde Efrîn’de yeniden sistemimizi yaratmak ve şehitlerimizin kanına sahip çıkmaktır. Bunun içinde kampın zorlu koşullarına rağmen mücadelemize devam edip, direniyoruz” diye konuştu.