Narenciye fabrikasında çalışan kadınlar emeklerinin karşılığını istiyor

  • 09:06 19 Kasım 2017
  • Emek/Ekonomi

 

Filiz Zeyrek
 
ADANA - Narenciye bahçelerinden paketleme fabrikalarına uzanan sömürü kıskacında çalışmak zorunda olan kadınlar sağlık güvencesi istediklerini belirterek, ”En çok çalışan biz ama hiç zam almayan yine biz!” diyor. 
 
Hatay'ın Dörtyol ilçesinde narenciye işçilerini taşıyan midibüsün karıştığı zincirleme trafik kazasında 2'si ağır 28 işçi yaralanmış Dörtyol Devlet Hastanesi'ne kaldırılan yaralılardan 24’ü tedavilerinin ardından taburcu edilmişti. Mevsimlik tarım işçilerinin maruz bırakıldığı hak ihlalleri, güvencesiz çalışma ve emek sömürüsü yaşanan kazalara ve ölümlere rağmen devam ediyor. Bu zamana kadar çok sayıda işçi ‘iş kazası’ denilerek meşrulaştırılan iş cinayetleri sonucu yaşamını yitirdi. Adanın Yüreğir İlçesine bağlı Havutlu mahallesinde bulunan narenciye paketleme farikasında çalışan kadın işçiler ise emeklerinin karşılığını alamadıklarını belirterek, maruz bırakıldıkları sömürü düzenini anlattı. 
 
Göç yollarından narenciye bahçelerine oradan da paketleme fabrikalarına uzanan bir hikâye onlarınkisi… Kürdistan’ın bereketli topraklarında göçe zorlanan ve Adana’ya yerleşen bu kadınlardan bazıları narenciye bahçelerine kimisi de paketleme fabrikalarına çalışıyor. Fabrikada çalışan kadınlar bahçelerde çalışan kadınlara göre ‘şanslı’ olduklarını düşünüyor. Bu şanslılığın sebebi elbette güvenceli bir iş, sağlıklı koşullar değil. Bu şanslılığın sebebi çamura ve güneşe maruz kalmamak… 
 
Fabrikada en az 10 saat çalıştıklarını söyleyen Zeynep Erer “Çocuklarımın geleceği için çalışıyorum. En azından onlar bizim gibi sürünmesin” diyerek kadının emeğinin her alanda sömürüldüğünü söylüyor. Zeynep, işinden kaynaklı bel ve kol ağrıları çektiğini belirtiyor. 
 
Türkiye’de kadın olmanın zorluklarından da bahseden Zeynep, “Biz burada bunca emeği veriyoruz birde eve gidip yeniden çalışıyoruz. Kendimize hiç zaman ayıramıyoruz. Devlet istese kadınlar için yeni bir düzenleme yapar ve kadınların yaşamları, hakları için kolaylıklar verirdi" diyor.  
 
‘Çalışmazsak aç kalırız’
 
“Her şeye zam var ama emeğin karşılığına gelince zam yok” diyen Zeynep, her şeye yılda iki kez zam yapıldığını ama emekçilerin yevmiyelerine zam yapılmadığını söylüyor. Zeynep, sözlerine şöyle devam ediyor: “En çok çalışan biz ama hiç zam almayan yine biz! Bizim ne sağlık güvencemiz var ne de sağlıklı bir gelirimiz. Çalıştığımız gün yeriz çalışmadığımız gün açız." 
 
‘Kriz var mı yok mu?’
 
Zeynep, son olarak şunları söylüyor: “İki gün çalışıyoruz anca bir tüp alabiliyoruz, iki gün çalışıyoruz yarım torba un anca alıyoruz…. Dört çocuk okutuyoruz bunların okul masrafları da eklenince aç kalıyoruz. Şimdi soruyorum kiriz var mı yok mu ülkede?"
 
Eşinin cezaevinde olduğunu ve hiçbir gelirleri olmadığını dile getiren Fatma Esen ise iki çocuğuyla beraber çalışmak zorunda olduğunu belirtiyor. Çalışmak zorunda kalan çocukların okula devam edemediğini söyleyen Fatma, “Yaşam, eğer bir güvencen yoksa çok zor” diyor. 
 
‘Kadınların emeği görünmüyor’
 
Çalışmanın ve üretim yapmanın güzel olduğunu ama sigortasız ve uzun mesai saatleriyle çalıştığını söyleyen Fatma, kadınların emeğinin karşılığının verilmesini istiyor. 
 
Bahçede çalışmamak için fabrikada çalıştığını dile getiren Hatun Çakmak ise kimseye muhtaç olmadığı için mutlu olduğunu belirtiyor. Kadınların emeğinin görülmediğini belirten Hatun, “Bizim istediğimiz kadınlar için Anayasa’da düzenlemeler yapılması ve kadınların biraz daha rahata kavuşmasıdır” diyor.