TJA tecride, savaşa, kadın düşmanlarına karşı sokakta olacak!

  • 09:10 22 Kasım 2017
  • Güncel

 

Ceren Karlıdağ 
 
DİYARBAKIR - TJA aktivisti Nihayet Taşdemir ‘savaş’, ‘tecrit’ ve ‘kadına yönelik şiddet’ kavramlarının birbirleriyle bağlantılı olduğuna dikkat çekerek, “Diğer kadın hareketleri ve bizler bu mücadeleyi süreklileştirmeli ve her günü 25 Kasım gibi örgütlemeliyiz. Her an eylem halinde olmanın kendisi bir özsavunmadır” dedi. 
 
Tevgera Jinên Azad (TJA) Kürdistan ve Türkiye’de yürüttüğü iki büyük kampanyayla birlikte 25 Kasım çalışmalarına da hız kazandırdı. TJA açısından 25 Kasım çalışmaları aslında aylar öncesinden başlamıştı. “Kadın soykırımını durduracağız yaşamı özgürleştireceğiz” ve “Tecrit kaybedecek özgürlük kazanacak” kampanyaları kapsamında kent kent, ilçe ilçe, köy köy çalışma yapan TJA aktivistleri 25 Kasım’da da güçlü bir kadın iradesiyle hemen her alanda eylemde olacak. TJA aynı zamanda kampanyanın finali olarak 25 Kasım günü Van’da büyük bir kadın mitingi düzenleyecek. Fakat kampanyalar fiili olarak 8 Mart’a kadar yeni eylem ve etkinliklerle devam edecek. TJA aktivisti Nihayet Taşdemir ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü öncesi kadınların uzun soluklu mücadelesi ve direnişi hakkında konuştuk. 
 
‘Kadına karşı bir savaş açıldı’
 
Kadına yönelik şiddet politikalarının bir yıllık tablosunu değerlendirerek “Kadın soykırımını durduracağız yaşamı özgürleştireceğiz” kampanyasını örgütlediklerini ifade eden Nihayet, geçmiş süreçlerde de bu politikaların var olduğunu fakat son bir yılın daha özgün olduğunu ifade etti. Son bir yılda kadına yönelik şiddetin ciddi oranda arttığına dikkat çeken Nihayet, “OHAL koşullarıyla birlikte kadın örgütlülüğünü ortadan kaldırmaya çalışan, kazanımlarını elinden alan AKP politikalarını teşhir etme noktasında zorlanma yaşadık. AKP kadına bir yaşam biçimi dayatıyor. Çocuk yaşta evlilikleri onaylayan yasalarla aslında kadınlar üzerinden bir toplumsal inşa yaratmak istediğini görüyoruz. Çok yönlü bir müdahale var. Kadına karşı bir savaş açıldı. Bu mücadele karşısında elbette kadınların direnişi devam etti. Kadınlar geriye çekilmedi aksine bu bir yıldır ciddi bir itiraz var” diye konuştu. 
 
‘Şiddetin boyutu savaşla birlikte ele alınmalı’
 
Kadınlara yönelik şiddetin tarihsel boyutlarıyla ele alınması gerektiğini ifade eden Nihayet, erkek egemen sistemin her dönem kendisini dayattığını dile getirdi. Kadınların AKP politikalarını teşhir etme noktasında ortaya koydukları yaklaşımın doğru olduğunu ifade eden Nihayet, “Mevcut politikalar bir devlet politikasıdır ve bundan tüm kadınlar etkileniyor. Bunlar kendilerini savaş gerçekliği üzerinden yaşatıyor. Aslında şiddetin artmasında en önemli neden Kürdistan’daki savaş gerçekliğidir. Diğer kadın hareketlerinin görmesi gereken nokta da budur. Ataerkil sistem kendisini Kürdistan’da yaşanan savaş üzerinden yansıtıyor. Kadın hareketleri kadına yönelik şiddetin boyutunu savaşla birlikte ele almalı” dedi. 
 
Türkiyeli kadınlar ve Kürdistanlı kadınların ortak mücadelesine de değinen Nihayet, “Türkiye’deki kadın hareketi ve Kürt kadın hareketi arasındaki bağ elbette OHAL sürecinde olumsuz etkilendi. Ortak direniş ortadan kalktı diyemeyiz ama bir zayıflama var. Buna karşın birçok platformda mücadeleyi ortaklaştırmaya çalışıyoruz” diye belirtti. 
 
‘Eylem takvimi oluşturacağız’
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecritten ve kadın soykırımına karşı yürütülen kampanyalardan da bahseden Nihayet,  “Bu kampanyalar toplumla ve kadınlarla mücadele yürütme gücünü hissettirdi. Ciddi bir kadın potansiyeli var. Kadınlar bu kampanyalarla bir direniş çizgisi oluşturdu. 3 aylık bir süreç geçti ama yeni dönem planlamalar olacak. Kampanyamızın final mitingini Van’da gerçekleştirmek istiyoruz. Ama kampanyalarımızın çalışmaları ve örgütleme çalışmaları devam edecek. 8 Mart’a kadar devam edecek bir eylem takvimi oluşturacağız” dedi. 
 
‘Tecrit ve savaş birbirini besliyor’
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağırlaştırılmış tecride ve özgürlüğüne de değinen Nihayet, kampanyaları yürütürken de her zaman tecrit, savaş ve kadın politikalarını bir bütün olarak dile getirdi. Tecritle birlikte kadına yönelik şiddetin arttığını ifade eden Nihayet, “Savaş ve ölüm dışında topluma hiçbir alternatif bırakmayan bir yaklaşım var. Tecrit ve savaş birbirini besliyor bunun sonucunda da etkilenen kadınlar oluyor.  O açıdan tecrit ve ona bağlı olarak geliştirilen savaş bizim açımızdan bir mücadele gerekçesidir. Savaş ve tecritten bağımsız olarak kadın hak ihlallerini tanımlayamayız” diye konuştu. 
 
Van’da büyük miting!
 
25 Kasım’da çok boyutlu bir eylem ve etkinlik takvimi çıkardıklarını dile getiren Nihayet, eş zamanlı olarak birçok kentte basın açıklaması, panel ve seminer yapacaklarını dile getirdi. Nihayet, Diyarbakır, İzmir, Batman, Şırnak, İstanbul’da kitlesel kadın etkinlikleri ve Van’da büyük bir miting yapacaklarını söyledi. Savaş, tecrit ve kadın katliamlarına karşı Vanlı kadınlara özel bir çağrı yapan Nihayet kadınları mitinge davet etti. 
Mitingin Van’da yapılmasının özgün sebeplerinden birinin de Serhat bölgesinde kadınlara yönelik şiddetin artış kazanması olduğunu dile getiren Nihayet, Vanlı kadınların da kentte bir miting yapılması noktasında ısrarcı olduğunu belirtti. 
 
‘Her günü 25 Kasım gibi örgütlemeliyiz’
 
Son olarak tüm kadınlara çağrıda bulunan Nihayet şunları söyledi: “25 Kasım’da kadın hareketleri kendini daha fazla ortaya koyacak. Kadınların mücadele isteği görülüyor. Bunu 25 Kasım’la sınırlandırmak doğru değil elbette. Ekim ayı içerisinde 40 kadın katledildi, yüzlerce çocuk istismara maruz bırakıldı. Kadına yönelik saldırı ve politikalar her an yaşanıyor. Diğer kadın hareketleri ve bizler bu mücadeleyi süreklileştirmeli ve her günü 25 Kasım gibi örgütlemeliyiz. Her an eylem halinde olmanın kendisi bir özsavunmadır.”