Akademisyenler mahkeme salonlarını ‘kürsüye’ çevirecek

  • 09:22 4 Aralık 2017
  • Güncel

 

Evrim Kepenek 
 
İSTANBUL - Kürt illerinde devreye konulan savaş konseptine karşı "Bu suça ortak olmayacağız" diyerek barış bildirisine imza atan akademisyenlere yönelik açılan davanın ilk duruşması yarın görülecek. Hakkında dava açılan barış akademisyenlerinden Zeynep Tül Akbal, "Mahkeme salonlarını üniversite kürsüsüne çevireceğiz. Ders anlatır gibi savunma yapacağız" diyor. 
 
11 Ocak 2016 tarihinde "Bu Suça Ortak Olmayacağız" diyerek barış bildirisine imza atan akademisyenler hala iktidarın hedefinde. Üniversitelerden ihraç edilen, medya aracılığı ile hedef gösterilen, emeklilik hakları düşürülen akademisyenlerin bir çoğu hakkında dava açıldı. Galatasaray Üniversitesi’nden 6, İstanbul Üniversitesi’nden 4 akademisyen yarın İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıkacak. Her akademisyen hakkında ayrı ayrı dava açılması ise “Ortak dosyada yükselen dayanışmayı kırmak istiyorlar" şeklinde yorumlanıyor. 
 
Bahçeşehir Üniversitesi'nde Sinema ve Televizyon Bölümü'nde görevliyken işine son verilen Profesör Zeynep Tül Akbal ise meslektaşlarının duruşması öncesi konuştu. Öncelikle akademisyenler arasında ayrı ayrı dava açılmasını değerlendiren Zeynep her dava arasında 10’ar dakikalık bir zaman dilimi olduğunu söylüyor. Bunun savunma hakkını engelleyeceğini ifade eden Zeynep kendisinin de 16 Mart’ta ‘yargılanacağını’ hatırlatıyor. 
 
Gün boyu etkinlikler düzenlenecek 
 
Davaya demokratik kitle örgütlerinin ve ‘Barış İçin Herkes’ grubunun da yoğun ilgisi var. İlk olarak 4 Aralık'ta sabah basın açıklaması ile başlayan bir etkinlik olacak ardından paneller ve Şişli'de Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde etkinlikler düzenlenecek. "Çağlayan'da kış ayında insanları adliye önünde bekletmek çok adil değil. Bu nedenle adalet nöbetlerini de bölüştüreceğiz" diyen Zeynep, ilk davalarda mahkemenin tavrının da anlaşılmış olacağını söylüyor.
 
'Bakalım rüzgar ne yönde esecek?'
 
Öğrencilerin büyük bir kısmının da davayı sahiplendiğini söyleyen Zeynep “4 arkadaşımız tutuklandığı zaman bir dalgalanma olmuştu. Tutuklanmaları bir etki yaratmıştı. Fakat bu ülkede her günümüz bir yıl gibi geçiyor. Bakalım rüzgar ne yönde esecek?” diyor.
 
'Savunmaları da ders anlatır gibi olacak'
 
Akademisyenlerin barış için imzacı olmasının cesaretle açıklanamayacağını söyleyen Zeynep, bunun insani bir sorumluluk olduğunu belirtiyor. Zeynep devamında şöyle diyor: "Bu bir jest değildi. Akademisyenler 'bunlar oluyor ve biz buna ortak olmayacağız' diyor. Zaten görevi de bu. Biz mahkemeyi birer kürsü gibi kullanacağız. Savunmalarımız da ders anlatır gibi olacak, tane tane." 
 
Ne olmuştu? 
 
1128 Akademisyen 10 Ocak 2016'da "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" adına "Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı bildiriyi yayınladı. 12 Ocak 2016'da Recep Tayyip Erdoğan, imzacılara "Ey aydın müsveddeleri, sizler karanlık ve cahilsiniz" dedi. Bu arada bildiriye imza veren akademisyen sayısı 2000'i aştı. Akademisyenleri "Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve kanlarınızla duş alacağız" sözleriyle tehdit eden Sedat Peker hakkında savcılık şikayet üzerine soruşturma başlattı. Birçok üniversitede akademisyenlerin kapıları işaretlendi, tehdit mesajları bırakıldı. 15 Ocak itibariyle Türkiye çapında onlarca akademisyen ev baskınlarının ardından gözaltına alındı, görevden uzaklaştırıldı yahut haklarında idari veya adli soruşturma açıldı. Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya ve Doç. Dr. Kıvanç Ersoy, 'örgüt propagandası' iddiasıyla tutuklandı. Dört akademisyen 22 Nisan 2016'da serbest bırakıldı.
 
OHAL ilanından sonra çıkan KHK'lar ile bildiriye imza atan 380 akademisyen görevinden ihraç edildi. Vakıf üniversitelerinde çalışan onlarca akademisyenin de görevlerine son verildi. Ardından akademisyenler hakkında ‘terör örgütü propagandası’ iddiasıyla dava açıldı. Ayrı ayrı açılan ve toplamda kaç akademisyene açıldığı bilinmeyen davanın ilk duruşması yarın görülecek.