‘Korkuyor ’dedikleri Alevi yurttaştan ‘özsavunma’ çağrısı

  • 09:11 5 Aralık 2017
  • Güncel

 

Gülistan Azak
 
MALATYA - Cemal Gürsel Mahallesi'nde evi işaretlenen Alevilerden Yüksel Kalın’ın fotoğrafı çokça konuşuldu. Yüksel için kimisi ‘korkuyor’ dedi kimisi ‘kaygılı’… Ömrü ırkçı saldırılara karşı mahallede nöbet tutmakla geçen Yüksel ise “Özsavunmamızı almak zorundayız” diyor. 
 
Malatya’da evleri işaretlenen Aleviler ’den Yüksel Kalın isimli kadının bir duvarın önünde ‘kaygılı’ şekilde çekilmiş fotoğrafı çokça konuşulmuştu. Yüksel, fotoğrafın ‘korkuyor’ şeklinde lanse edilmesinin ardından ‘korkmuyordum sadece üşüyordum’ açıklamasını yapmıştı. Yüksel ile yeniden o duvarın önünde buluşup Aleviler ’e yönelik geçmiş saldırılara doğru bir yolculuk yapıyoruz. Yüksel, hafızasına ve yüreğine kazınan haksızlıkları ve katliamları bir bir anlatmaya başlıyor. 
 
Cemal Gürsel Mahallesi’ndeki 13 evin işaretlenmesi, Paşaköşkü Mahallesi'ndeki Alevilerin korumasında olan Kurtuluş Kiliseleri Derneği’nin camlarının kırılması gibi saldırıların sistematik bir hal aldığını söyleyen Yüksel, “Türkiye’nin bu haline üzülüyorum” diyor. 
 
‘Ömrümüz nöbet tutarak geçti’
 
Malatya'da Alevilere dönük saldırıların 1978 yıllarına dayandığını ve o dönemlerin canlı tanığı olduğunu söyleyen Yüksel o dönemleri şöyle anlatıyor: "1978 yıllarında zamanın Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu'nun öldürülmesinden yine biz Aleviler sorumlu olarak gösterildik. Yine o dönemde mahalle olarak yoğun saldırılara uğradık. 'Hamido olayları' denilen o olayların yaşandığı dönemlerde iş yerlerimiz, evlerimiz yakıldı, öldürüldük, taşlı saldırıya uğradık. Ben küçükken babam ve annem beni kardeşlerimi korumam için eve kilitleyip mahallede nöbet tutarlardı. Ben büyüdüm kendi çocuklarımı eve kilitleyip mahalle nöbet tutmaya başladım. Bugün Alevilerin durumu yine aynıdır. Ömrümüz nöbet tutarak geçti."
 
'Maraş'ı unutmadık'
 
Yaşanan tüm saldırıların planlı olduğunu ve hepsinin aynı amaç için yapıldığının altını çizen Yüksel, 60'lı yıllardan, 90'lı yıllara kadar tüm olayların tanığı olduğunu söylüyor. Yüksel, Alevi halkının her zaman hedef seçildiğini belirterek, “15 Temmuz darbe girişiminden yine sorumlu tutulan bizler olduk ve yine taşlandık. Tüm bu yaşanan saldırılar Maraş’ın, Sivas'ın, Çorum'un devamıdır. Bizler Maraş'ı unutmadığımız gibi Ankara'da barış dedikleri için katledilen canlarımızı da unutmadık" diyor. 
 
'Bir ay içinde üç kez silahlı saldırıya uğradık'
 
Bir ay içinde mahallenin üç kez silahlı saldırıya uğradığını aktaran Yüksel evleri işaretlenmeden evvel yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor: “Bir ay boyunca boş kovan topladık mahalleden. Mahallemizde sürekli bir ambulans tur atıyordu. Bir gün ambulansı durdurdum neden geldiklerini sordum. Hızla uzaklaştılar. Ben de 112’yi aradım. Bizim mahalleye ambulans göndermediklerini söylediler. Ertesi gün belediye zabıtaları mahalleye gelip bazı evlere girip çıktılar, sebebini sormama rağmen yine cevap alamadım. Zabıtaların geldiği günün ertesi sabahı evlerimizi işaretlenmiş gördük." 
 
‘Tüm bunlara tesadüf mü diyelim?’
 
Yaşanan tüm sorunların güvenlik zafiyetinden kaynaklandığını belirten Yüksel, "Yaşanan onca silahlı saldırı sonrası yetkililer ve güvenlik güçleri önlem almadı. Bizde polisi sorumlu tutuyoruz haliyle. Yetkililer görevlilerini yaptıklarını söylüyorlar ama bizim evlerimiz işaretlendikten sonra dernek saldırıya uğruyor. Tüm bunlara tesadüf mü diyelim?" diye soruyor. 
 
'Nefret duvarını birlikte yıkalım’
 
Alevilere dönük saldırılara sessiz kalınmaması gerektiğini belirten Yüksel yıllardır canlarını korumak için tuttuğu nöbetlerin ardından “Özsavunmamızı almak zorundayız” diyor. 
 
Yüksel son olarak şöyle diyor: “Burada yaşananların hemen ardından çirkin yazılamalar İstanbul’da karşımıza çıktı. Biz Alevilere dönük bir saldırı politikası hayata geçiriliyor. Bunun arkasında devlet desteğinin olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu nedenle bizi sevmeyenlerden koruma bekleyen bir tavır içinde de değiliz. Gelin canlar birlik olalım, nefret duvarlarını birlikte yıkalım.”