Dêrazor’da yeni bir başlangıç: Refika ve hevallerin buluşması

  • 09:18 6 Aralık 2017
  • Okumadan Geçme!

 

Zeynep Kızılırmak / Devrim Amed
 
DÊRAZOR - Cizir Fırtınası hamlesinin sona ermesinin ardından Dêrazor kentinin Fırat'ın doğusunda kalan köylerinde yaşayan kadınlar 'kurtarıcı' diye seslendikleri ‘Refikalarını’ yani YPJ savaşçılarını evlerine davet ediyor. İlk defa gördükleri kadın savaşçıları kendi kızları gibi hasretle kucaklayan kadınlar aynı karanlığı bir daha yaşamamak için Dêrazor Sivil Meclisi'nde yapacakları çalışmalar hakkında sohbete dalıyor. O sohbetin içinde saklı olan geçmiş, geleceği alnından öpüyor tıpkı yaşlı kadınların genç savaşçıları öptüğü gibi… 
 
DAİŞ işgalinden kurtarılan Dêrazor stratejik coğrafi konumu ve kadim kültürü ile yeni bir başlangıç yapmak istiyor. Suriye'nin yüzölçümü olarak en büyük kentlerinden biri olan Dêrazor çöl ile Fırat Nehri arasında tarım arazileri, petrol ve doğalgaz yataklarıyla bilinen bir kent. Dêrazor kent merkezinin yanı sıra aslında büyük bir coğrafik bölgenin genel adı. Kentin kadim tarihinde belleklere yer eden 1915 soykırımı sonrası sürgün edilen Ermenilerin çöllerde kendine yurt edinme arayışının izlerini görmek de mümkün.
 
Kentte Arap nüfusu ağırlıkta ancak soykırım sonrası sürülen Ermeniler, Kürtler ve Süryaniler de bu kenti kendilerine yurt edinmişti. 2014 yılında DAİŞ tarafından işgal edilen bölgede çetelerin ilk saldırdıkları şey ise Ermeni ve Süryanilere ait ibadethaneler olmuş. Kenti büyük bir garnizon haline getiren DAİŞ buradan antik kent Palmira’ya yoğun saldırılar ve talan gerçekleştirdi. 
 
4 yıldır işgal altında tutulan Dêrazor'un Fırat'ın doğusunda kalan bölümündeki köy ve şehirler Eylül ayında Demokratik Suriye Güçleri (QSD) tarafından başlatılan Cizir Fırtınası Hamlesi ile adım adım özgürleştirildi. Geçtiğimiz günlerde bölgenin kurtarıldığı ancak temizlik operasyonlarının devam ettiği hamle sözcüleri tarafından duyuruldu. Bir yandan Haseki ve Rakka diğer yandan antik Palmira ile komşu olan Dêrazor aynı zamanda Al Bukamal kasabasının yanı başındaki El Qaim sınır kapısı ile de Irak'a açılıyor. 
 
Herkesin söyleyecek sözü var
 
Coğrafik olarak stratejik önemi bölgeyi herkes için özel kılarken köy, kasaba ve şehirlerinde yaşayanlar için ise bu önemden çok kültürü ve varlığı ile yaşayabilmek temel amaç olmuş durumda. DAİŞ işgali ardından bölgenin yüzde 50'ye yakının göç ettiği tahmin ediliyor. Cizir Fırtınası'nın başladığı 9 Eylül'den bu yana Siwer, Markadah, Al Hejjnah, Abu Hamam, Al Tahtani, Al Bo Amr gibi önemli bölgelerde bulunan yüzlerce köyün Irak sınırına kadar özgürleştirilmesinin ardından göç eden binlerce kişi evlerine geri dönmeye başladı.  
 
Haberlerde sıklıkla geçen "DAİŞ'in son kalesi"nin düşüşüne tanıklık etmek için çıktığımız yolculukta bölgenin hemen hemen her köy ve kasabasında savaşın ve işgaline izlerine tanıklık ediyoruz. Soğuk/siyasi coğrafi tanımlamaların ötesinde objektifimize kadın ve yaşam hikayelerine odakladığımızda herkesin söyleyecek sözleri var. 
 
Geçmiş geleceği alnından öpüyor
 
Dêrazor'lu bir YPJ'li yol boyunca geçtiğimiz köyleri ve kentleri anlatıyor. Cizir Fırtınası ile özgürleştirilen yerleşim yerlerindeki kadınların YPJ'li savaşçıları tanışmak için davet ettiğini öğreniyoruz. Geçilen hemen hemen tüm yerleşim yerlerinde yol kenarında zafer işareti yapan kadın ve çocuklar oluyor sıklıkla. İlk defa silahlı savaşan kadınları görmek kadınlara büyük güç veriyor ve zılgıtlarla karşıladıkları savaşçıları kendi kızlarıymış ve yeni kavuşuyormuş gibi kucaklıyorlar. Yaşlı kadınlar genç savaşçıları alınlarından öpüyor… 
 
Sonra anlatmaya başlıyorlar yıllardır biriktirdikleri ne varsa işgal altındaki yaşamlarından. "Çok zulüm gördük" diye söze başlıyor yüzündeki dövmeleriyle adeta tarih gibi oturan yaşlı bir kadın. "Kadındık, her şekilde suçluyduk, yanlarından geçmeye korkardık" diye devam ediyor. Ellerini kaldırarak bir daha o günlerin dönmemesi için dualar ediyor ve bir başka kadın alıyor sözü, "Çocuğuma işkence ettiler, evimi talan ettiler, Allah adına savaştığını söylüyorlardı ama hepsi Allahsızdı." 
 
YPJ'lileri yeniden görüşmek üzere uğurluyor kadınlar ve yol boyunca yeni köyler, yeni kasabalar savaşın izleri ve yoksulluk içinde gözlerde beliren umutla ilerliyor konvoy. Yola koşan, selam veren, gözleri parlayan kadın ve çocukların yanında merak ve şaşkınlıkla kadın savaşçılara bakan erkeklere tanıklık ediyoruz. 
 
Lilwa yeniden kendi topraklarında
 
Dêrazor çöl ataerkil kültürün hakim olduğu bir yer. Bilinen tarihi böyle ancak kadınların gözlerindeki ışık geçmişin gücü ve geleceğin umudunu anlatıyor. 
 
YPJ'nin ziyaret etmesi için çağrı yapılan yerlerden biri de QSD'nin başlattığı Cizir Hamlesi Sözcüsü kendisi de Dêrazor'un Cemma köyünden olan Lilwa Ebdullah. 
 
Lilwa doğduğu toprakların özgürleştirilmesinin ardından ilk defa geliyor. Onlarca kadın tarafından karşılanan Lilwa ve nenesi Meryam'in buluşması ise ayrı bir hasret hikayesi olarak yolculukta yer alanların belleğine kaydoluyor. Kucaklaşma ve mutluluk gözyaşlarıyla başlayan karşılama ardından diğer YPJ'li savaşçılarla birlikte sohbet başlıyor. Sohbetin konusu karşılayanlar için geçmişte yaşananlar ama karşılanan savaşçılar için gelecek. 
 
Genç kadınların dilinde ‘Nasıl olacak?’ sorusu
 
Kadınların sıcak ve umut dolu vedalaşmasıyla uğurlanan YPJ'lilere bir başka köyden daha davet olduğunu öğreniyoruz ve konvoy yeniden yola koyuluyor. Al Busayrah kasabasında kadınlar bir evde toplantı ayarlamış ve kendi deyimleriyle 'kurtarıcılarıyla' tanışmak istiyorlar. Ev sahibi Hannah, yaşanmışlıklarının tüm izlerini yüzünden taşıyor. Komşuları dahi herkes ona 'muhtar' diye sesleniyor. Yani Arapça'da 'öncü yönetici' anlamına geliyor. Hemen bahçesinde bir köşe hazırlıyor yer minderlerinden ve gelen onlarca kadını oturtuyor sözü YPJ'lilere veriyor. Cizir Hamlesi Sözcüsü Lilwa Ebdullah ve YPJ cephe komutanı Dilar Helep konuşuyor. Dilar Halepli Kürt bir kadın. Akıcı Arapçasıyla DAİŞ'in İslam’ı kirlettiğinden bahsediyor, her kadının kendi özsavunmasını yapması gerektiğini dile getiriyor. Kadınların kendi gücüyle her yerde yer alması ve sözünü söylemesi gerektiğini anlatıyor. Özellikle genç kadınlar "Nasıl olacak?" sorusunu dile getiriyor merakla. Yeni tanıştıkları ve unuttukları bir şeyi hatırlamak istercesine; ”Nasıl olacak?”
 
Aynı karanlığı yaşamamak için…
 
Zengin topraklarında yoksulluğun en derinine mahkum edilen Dêrazorlu kadınlar sağlık ve eğitim hakkı istiyor aynı zamanda. "Gelecekten beklentiniz ne?" sorusuna aynı karanlığı yaşamak istemediklerini belirterek cevap veriyorlar. İlk önce ve hastane ve okul istediklerini iletiyorlar. Ardından sözü alan Lilwa ise yeniden aynı işgal yaşamamak, sağlık ve eğitim hakkının inşası için tüm Arap kadınları Dêrazor Sivil Meclisi'nde yer almaya çağırıyor ve Kuzey Suriye Federasyonu hakkında bilgi veriyor.
 
Meryem’in yıllar süren hasreti… 
 
Toplantı bittiğinde evin kapısında bekleyen kadınların hepsi YPJ savaşçılarını kendi evinde ağırlamak için bekliyor ancak gidilecek yer çok olduğu için ayaküstü sohbetler ediliyor. Sokakta adeta küçük bir miting havası... İçlerinden Meryem diye bir kadın öne çıkıyor. YPJ'lileri herkese anlatmak herkesle tanıştırmak istiyor. Meryem yıllardır beklediği dostları ile karşılaşmış gibi. Sorduğumuzda "Biz yıllardır ‘Refikalarımızı’ (Arapça kız kardeş, kadın yoldaş anlamına geliyor)  bekliyorduk. Televizyondan izlediğimde ne zaman buraya gelecekler diye beklerdim şimdi buradalar hayalim gerçek oldu" diyor ve ekliyor "Sizinle çalışmak istiyorum bir daha zulüm görmemek kara çarşafa girmemek için." Aslında Meryem'in sözündeki anlam ve heyecan anlatıyor Dêrazorlu kadınların beklenti ve yaşamlarının bir daha aynı karanlığa gömülemeyeceğini...
 
Kaybettiğini kaybettiği yerde arıyorlar
 
Gidilecek çok köy ve paylaşılacak çok şey var Dêrazor'da. YPJ’lileri yeni bir yaşamın anlatıcısı olarak merak ve umutla bekleyen kadınlara anlatılacak çok şey var. Hani ‘özgürlük kaybedildiği yerde aranırmış’ derler ya işte bu cümlenin ötesinde bir şey var Dêrazor’da. Dêrazorlu kadınlar kaybettiklerini kaybettikleri yerde arıyor üstelik 'kurtarıcımız' dedikleri YPJ'li savaşçılardan aldıkları güçle...