Meclisin dolu görünen boş koltuklarında yankılanan katliam gerçeği…

  • 09:11 28 Aralık 2017
  • Güncel

 

DİYARBAKIR - Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde yaşanan katliamın 6'ıncı yılı geride bırakılırken, "terör" kisvesinin ardına sığınılan açıklamalara rağmen Roboskili anneler adalet arayışlarını sürdürüyor. Bir yandan "FETÖ katliamı yaptı" açıklamaları havada uçuşurken, diğer yandan AKP'nin atadığı kayyım bu açıklamaları boşa çıkararak, Roboski Parkı'nda bulunan Roboski anıtını yıktırdı. Bundan 5 yıl önce "terör" söylemleri üzerinden toplanan parlamentoda kürsüye çıkan dönemin BDP Siirt Milletvekili Gültan Kışanak'ın meclisin dolu ancak boş koltuklarına hitaben sarf ettiği cümlelerin bir kez daha hatırlanması gerekiyor. 
 
Şırnak'ın Uludere ilçesinin Roboski köyünde 28 Aralık 2011'de bir kara bulut ardından yağan bombalarla kaybetti anneler çocuklarını. Annelerin düğünlerini yapacakları, okula yollayacakları, başlarını dizlerinde yatıracakları çocuklarının, savaş uçakları tarafından parçalandı bedenleri. Gözleri hep sınır yolunda olan anneler, çıkan her kervanla birlikte bir kez daha o günü, korkuyu yaşıyor. Katliamla gelen kara bulutlar Roboski semalarından hiç ayrılmazken 29 Mayıs 2016 gecesi annelerin yürekleri bir kez daha yandı. Kara elbiselerini üzerlerinden hiç çıkarmayan, gülüşleri yarım kalan anneler, adalet isterken ellerine aldıkları fotoğraflara iki fotoğraf daha ekledi. Artık annelerin 34 değil 36 çocuğu devlet tarafından ellerinden alınmıştı.
 
AKP'nin atadığı kayyım anıtı kaldırdı
 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 26 Mayıs 2012 tarihinde dönemin başbakanı olarak katıldığı Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Programı'na dair konferanstaki konuşmasında da yine kadın bedeninin özgürlüğünü ve kadınların kürtaj olma hakkını hedef alarak, "Sezaryenle ilgili doğumlara karşı olan bir başbakanım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Buna kimsenin müsaade etme hakkı olmamalı" demişti. Ertesi gün yani 27 Mayıs 2012 günü gerçekleşen AKP Genel Merkez Kadın Kolları 3. Olağan Kongresi'nde ise, bu kez daha ileriye giderek, "Her kürtaj bir Uludere'dir" demişti. 15 Temmuz darbe sürecinde ise katliamın FETÖ tarafından hayata geçirildiği noktasında hükümetten ard arda açıklamalar geldi. Onca açıklamaya rağmen tek kişinin yargılanmadığı davada, yapılan açıklamaların oyalamadan başka bir şey olmadığı Roboskili anneler tarafından dile getirildi. "FETÖ yaptı" denilen katliamın ardından Diyarbakır'ın Kayapınar ilçesinde bulunan Roboski Parkı'ndaki anıt ise belediyeye atanan kayyım tarafından kaldırıldı. Anneler bunun üzerine "Hani FETÖ yapmıştı" diye sordu.
 
'Bu parlamento vicdan muhasebesinde sınıfta kaldı'
 
Tarihler 3 Ocak 2012'yi gösterdiğinde TBMM'de tüm vicdanları sorgulayacak bir konuşma yapan BDP Siirt Milletvekili Gültan Kışanak, "Terör" kisvesinin ardına sığınan herkese Roboski'yi anlatmıştı. Gültan'ın o tarihte yaptığı konuşmayı kimse görmemiş ve Meclis'in dolu ancak boş koltukları arasında yankılanmıştı. Gültan meclis kürsüsünden tüm vekillere, "Ben buradan vicdanı olanlara sesleniyorum. Vicdanı olmayanlara söyleyecek fazla bir söz kalmadı. Hükümetiyle, devletiyle, medyasıyla ve bu parlamentonun büyük çoğunluğuyla zaten sınıfta kalındı" diyerek verilmeyen hesaplar nedeniyle tüm kesimlerin vicdan muhasebesinde sınıfta kaldığını vurguladı.
 
Gültan'ın Roboski katliamına ilişkin yaptığı konuşması şöyleydi:
 
"Ama ben vicdanı olan, insanlığa saygısı olanlara seslenmek istiyorum. O köyde neler yaşandığını bilmek isteyenlere seslenmek istiyorum. Göz göre göre, açık, planlı bir katliam ile karşı karşıyayız. Bu gerçeği gizlemeye kimsenin yalanı yetmeyecektir. Oradaki binlerce insan bu gerçeği biliyor. Olsa olsa bu gerçeği oraya ulaşma imkanı olmayan Batı'daki Türk yurttaşlarımızdan gizleyebilirsiniz. İşte ben onların vicdanına sesleneceğim buradan. Orada neler yaşandığını anlamak için de tanıkların değerlendirmelerini anlatacağım.
 
'Hesap vermeyenin insanlığından şüphe ediyorum'
 
Savaş uçakları 13-14-15 yaşındaki çocukları bombaladığında çocuklar katırların karınlarının altına saklandılar. Çocuk aklıyla, kendilerini böylece bombalardan koruyabileceklerini zannettiler. Ve o çocukların bedenleriyle, parçalanmış katırların bedenleri, kanları birbirine karıştı. Bu tablo karşısında tüyleri ürpermeyenin insanlığından şüphe ederim ben! O çocuklar tir tir titrediler savaş uçaklarının gürültüsü, bombalarının altında. Korkudan saklanacak kayalıklar aradılar kendilerine. El ele tutuştular. Parçalanmış bedenleri kayalıkların altından çıkarttığımızda, korucu çocuğu ile diğer ailenin çocuğu el ele tutuşmuştu. Belki el ele tutuşursak ölümden kurtuluruz zannettiler. Bu kadar çocuklardı onlar. Bunu anlamayan, bu tablo karşısında tüyleri ürpermeyen, bu tablo karşısında özür dilemeyi aklından geçirmeyen, bu tablo karşısında vicdan muhasebesi yapmayanın insanlığından şüphe ediyorum ben.
 
Yine o çocuklardan birisi kelime-i şehadet getirerek kendisini belki ölümlerden, belki bombalardan koruyabileceğini zannetmiş. Bedenini bulduğumuzda işaret parmağı havadaydı. Kelime-i şahadet getirerek, oradan kurtulanların ifadesiyle o bombaların altında can vermişti. Bu tablo karşısında kendisine Müslüman'ım deyip de utanmayan, bundan sorumluluk ve hesap sorma gereği duymayanın insanlığından da, inancından da şüphe ederim."
 
'Roboski için 20 saat sonra 'kaza' diyenler siz kimsiniz'
 
Gültan meclisin arka sıralarından gelen 'kaçakçıydı onlar' cümlesine ise sert şekilde cevap vererek konuşmasını şöyle sürdürmüştü: 
 
"Orada ne yaşandığını çok iyi biliyoruz. Ne kaçakçılığı… Bir paket sigaranın kaçakçılığı mı olur? Buralarda trilyonları götürürken, vergi kaçakçılığı yaparken neden kaçakçılıktan bahsetmiyorsunuz? Bu ülkenin ekonomisinin yarsı kayıt dışıdır. Budur kaçakçılık işte. Bankaları hortumlayanlar nerede? Bir ekmek parası için kendi toprağında, kendi köyünün 2 kilometre ötesine gittiği için mi kaçakçı diyorsunuz? Bu mu sizin vicdanınız? O köylüleri anlamak için gidin görün. Senelerdir orada karakolun gözü önünde, devletin bilgisi dahilinde gün ortasında açıkça yapılan bir faaliyeti 'bilmedik, görmedik. Terörist zannettik, operasyon kazası oldu' demek için mi vicdanlarınız bu denli köreldi? 35 canın yittiği bir ortamda insan vicdanını sorgular ama biz bu hükümetten 20 saat sonra 'operasyon kazası' olduğunu duyduk. Siz kimsiniz be kimsiniz? Nasıl 35 kişinin katliamı karşısında bu kadar umursamaz, bu kadar haddini bilmez, insanlıktan çıkmış olabiliyorsunuz?
 
'Bu katliamın hesabını soracağız'
 
Önce çıkıp özür dileyeceksiniz, af dileyeceksiniz, üzüntü duyacaksanız tabi insansanız eğer. Ama bunu yapmadan 2 tavuk ölmüş gibi kaza diyorsunuz. Utanın kendinizden utanın… Ne 'terörü, ne terör mücadelesi…' 90 yıldır bu memlekette 'terörle mücadele' diye diye yapmadığınız katliam mı kaldı? 90 yıldır bu bahaneler altında bir halkla mücadele ediyorsunuz. Kürt halkını katlediyorsunuz. Ortada terör merör sorunu yok. Herkes bunu çok iyi biliyor. 30 yıldır bu ülkede ne yaşanıyor? Bu ülkenin Genelkurmayı bile çıkıp '40 bin kişiyi öldürdük.5 kere boşalttık bu dağları ama bu sorun bitmiyor' dedi. Siz hala bu gerçeği anlamadınız mı? Orada bir halk var bir halk… Bir halkın inkar edilen kimliği var. Terör sorunu yok. Bu ülkenin vicdansızlık ve insanlık sorunu var. Sorun budur işte bunu göreceksiniz. Bu katliamın hesabını soracağız. Gündüz vakti karakolun gözü önünde katleden ve Kürt halkına gözdağı verenler görecekler ki bu katliamın altında kalacaklardır.
 
'Bin katliamda yapsanız onursuzluğu kabul etmeyeceğiz'
 
Bu ülkede herkes kendi kimliğiyle eşit özgür yurttaşlık haklarına sahip olarak yan yana onurlu bir yaşamı paylaşabilir. Ama onursuzluğu asla kabul etmeyeceğiz. Bin kere katliam yapsanız da asla kabul etmeyeceğiz. Kimliğimizden, kültürümüzden, insanlığımızdan vazgeçmeyi bin katliam yapsanız da tercih etmeyeceğiz. Birileri bize 'Kök salmanıza izin vermeyeceğiz' diyor. Neyin kök salmasından bahsediyorsunuz. Bizim bu topraklarda bin yıllardan beri varız. Köklerimiz o kayaların, taşların, Cudi'nin, Gabbar'ın, Ağrı'nın, Muzur'un en derinliklerindedir. Buradayız, tarihten beri varız ve bundan sonra da var olacağız. Bu öfkemi bir kadın ve bir anne olarak haklı buluyorum. Ben oraya gittim, ben orada o kadınlara sarıldım ve ne yaşadıklarını çok iyi biliyorum. Yüreğiniz ve insanlığınız varsa özür diler, acılarını gider paylaşırsınız. Terörle mücadele devam edecek, kök salmalarına izin vermeyiz lafları ile bu halkın yanına yaklaşamazsınız. Yerinizi bileceksiniz. Bu insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve bunun peşini bırakmayacağız. Bu katliama emir verenler bu halka hesap verecek."