Anadil ısrarı bir kez daha faşizmin soğuk duvarlarına çarptı

  • 09:08 12 Ocak 2018
  • Siyaset

 

Duygu EROL
 
ANKARA - Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 6 Kasım 1991 günü düzenlenen yemin töreninde ilk defa bir Kürt kadını kürsüye çıkıp Kürt ve Türkiye halklarının kardeşliğini yüksek sesle haykırdı. Karşılığında vekilliği düşürüldü, tutuklandı, 10 yıl cezaevinde kaldı. Leyla Zana’nın haykırışı aradan 23 yıl geçmesine rağmen yine faşizmin soğuk duvarlarına çarptı. 
 
HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana'nın vekilliğini yasama faaliyetlerine katılmadığı için "devamsızlık" gerekçesiyle düşürüldü. Bu kararın ardından 59 kişiyle Meclis’e giren HDP’nin sandalye sayısı 53’e düştü. Daha önce de HDP Eş Genel Başkanı ve Van Milletvekili Figen Yüksekdağ, HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, HDP Hakari Milletvekili Faysal Sarıyıldız, HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer ve HDP Siirt Milletvekili Besime Konca’nın vekillikleri benzer gerekçelerle düşürüldü. Yüzde 10 seçim barajını aşarak 59 vekille Meclis’e giren HDP’ye yönelik baskılar kesintisiz devam ederken, Eş Genel Başkanlar da dahil 10 milletvekili çökertme planının bir parçası olarak tutuklandı. Türkiye siyasi tarihinde halen bir utanç lekesi olarak duran irade gaspı kültürü, tekerrür erkek devlet aklı tarafından halkın oylarıyla Meclis’e girmeye hak kazanan Kürt vekiller için daha önce de şantaj olarak kullanıldı.
 
Türkçe başladığı yemini Kürtçe tamamlayınca…
 
Bundan 23 yıl önce, 1994 yılının Mart ayında da Türkiye siyasetinin gündeminde yine halkın oylarıyla seçilmiş Kürt vekiller vardı. 1991'de Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) çatısı altında Meclis’e giren Demokrasi Partisi (DEP) vekilleri 2 Mart 1994’de dokunulmazlıkları kaldırılarak tutuklandı. Dokunulmazlığı kaldırılarak vekilliği düşürülen Kürt siyasetçiler arasında Türkçe başladığı yemini Kürtçe, "Bu yemini Türk ve Kürt halklarının kardeşliği adına ediyorum" diyerek tamamladığı gerekçesiyle linç edilen Leyla Zana da vardı. 23 yıl önce anadiliyle haykırdığı eşitlik ve barış mücadelesi devlet aklının soğuk duvarlarına çarpan Leyla, 23 yıl sonra da aynı kara faşizmin kendisi gibi olmayan için tasavvur ettiği “her şey mubah” anlayışıyla karşı karşıya kaldı.
 
Bedeli gözaltı, tutuklama ve katliam oldu 
 
1990’lı yıllarda yaşanan “faili meçhul” cinayetler, yakılan, yıkılan, boşaltılan köyler, işkencelere maruz kalan gençler, çocuklar, kadınlar; devletin ve mevcut iktidarın Kürt meselesinin çözümüne bakışını gözler önüne seriyordu. Kürt sorununun demokratik çözümü için mücadele eden Kürt siyasetçiler, çözümü “terörle mücadele” adı altında yapılan katliam ve insanlık dışı uygulamalarda gören anlayışa karşı Meclis’in yolunu tuttu. Aralarında Leyla Zana, Ahmet Türk, Orhan Doğan, Mehmet Sincar ve Hatip Dicle’nin de bulunduğu 18 HEP’li (Halkın Emek Partisi) vekil  Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) çatısı altında bir araya gelerek, Meclis’e girdi.  Kürt vekillerin Meclis’e girmesinin ardından ekonomik kriz, siyasi istikrarsızlık, dış borçlar gibi sorunları “tali” gören Meclis, asimilasyonun en insanlık dışı uygulamalarına rağmen anadil ısrarını sürdüren Leyla’nın Kürtçe yeminini beka sorunu yaptı. Öyle ya birileri halen korkmadan Kürtçe konuşuyordu. 
 
‘Min vê sondê ji bo gelê kurd û gelê tırk xwend’
 
O zamanlar giydiği rengarenk elbiseleri ile meydanlarda halkının talebini haykıran Leyla, ilk defa bu kadar erk bir ortamda halkının taleplerini dile getirecekti. Leyla, “Min vê sondê ji bo gelê kurd û gelê tırk xwend” sözlerinin yer aldığı yeminini okurken meclis sıralarından gürültüler ve bağrışmalar kopmaya başladı. Meclis sıralarında “İndir o bayrağı”, “Bir dakika kızım”, “Bakar mısın?” sesleri yükselirken, Meclis Başkanı “dursana kız” şeklinde cinsiyetçi ifadelerle seslendi. O zaman ilk defa bir Kürt kadını Meclis kürsüsüne çıkıp Kürt ve Türkiye halklarının kardeşliğinden bahsetti. 
 
Tutuklandı, ‘vatan hainliği’ ile yargılandı!
 
Kürtçe yeminin ardından sosyal şovenizmin ulaştığı boyut 1992’de HEP’li vekillerin istifasıyla sonuçlandı. Ardından gelişen süreç ise vekillere yönelik gözaltı ve tutuklamalar, Kürdistan’da siyasi faaliyet yürüten parti üye ve yöneticilerine yönelik ise işkence ve “faili meçhul” silsilesi ile devam etti.  1994 yılında ise tarihe “2 Mart Darbesi” olarak geçen o gün de HEP’li vekiller Meclis önünden yaka paça gözaltına alındı, tutuklandı. İddia ise “vatan hainliği” oldu. Tutuklandığı arkadaşları ile 15 yıllık hapis cezası olduğu gibi onaylanan Leyla, 8 Haziran 2004’te cezaevinden çıktı.  
 
23 yılda değişen tek şey soykırım araçları
 
1991’den sonra beraber tutuklandığı Kürt siyasetçiler siyasal mücadelelerini sürdürürken, Leyla Türkiye solu ve demokrasi güçleri ile yapılan ittifakla HDP çatısı altında 2015’te Ağrı Milletvekili adayı olarak tekrar seçimlere girdi ve 59 vekilden biri olarak TBMM’de yerini aldı. Linç, gözaltı ve cezaevi tehditlerine rağmen anadil ve barış ısrarından vazgeçmeyen Leyla’nın 17 Kasım 2016’da da Kürtçe sözlerle başladığı ve “Onurlu bir barışın umudu”, “Türkiye halkları” sözlerinin yer aldığı yemini yine bir “krize” yol açtı. Yemini geçersiz sayılan, odasına el konulan, danışmanları işten atılan Leyla’nın vekilliği, aynı gasp kültürünün sürdürücüleri tarafından yasama faaliyetlerine katılmaması gerekçe gösterilerek, bir kez daha düşürüldü.