‘Deprem’ devam ediyor: Konteyner kentte yaşam mücadelesi…

  • 09:03 5 Şubat 2018
  • Yaşam

 

Hikmet Tunç-Dilan Babat 
 
VAN - Depremin ardından konteyner kente yerleştirilen yurttaşlar sağlıklı beslenme ve yaşam hakkına erişemiyorlar. Van depreminin ardından geçen yedi yıla rağmen yaşam standartları düzelmeyen, aksine daha da kötüleşen kadınlar, “Hiçbir insan mecbur kalmadığı sürece bu konteynerler de kalmaz. Artık rahat yüzü görmek istiyoruz” diyor. 
 
Van'da 23 Ekim ile 9 Kasım 2011 tarihinde meydana gelen iki büyük depreminin ardından 7 yıl geçti. Bu süre zarfında hayat standartları düşen, sağlıklı yaşam ve beslenme imkânlarına ulaşamayan yurttaşlar ise ‘depremi’ sistematik olarak her gün yeniden yaşıyorlar. Edremit İlçesine bağlı Anadolu Konteyner Kent’te yaşam mücadelesi veren depremzedeler, insani koşullarda yaşamak istiyor. 
 
‘Yemek alacak para bulamıyorum’
 
Depremden önce Tuşba ilçesine bağlı Seyran Tepe Mahallesi’nde kirada kaldığını belirten Gülten Turgut, depremden sonra ise Kızılay'ın verdiği Mevlana evlerinde kaldığını ardından AFAD’ın talimatı ile Anadolu Konteyner Kent’e taşındığını söylüyor. Gülten, kendisini mağdur edenin yalnızca deprem değil eşinin uyguladığı duygusal şiddet olduğunu belirtiyor. “Eşim depremden sonra beni terk etti. Ben üç çocukla birlikte konteyner kentte yıllardır ayakta kalabilme mücadelesi veriyorum”  diyen Gülten, bazı günler yemek alacak parayı denkleştiremediğini söylüyor. 
 
‘Burada bir sürü hastalık kaptık’
 
Kimi günler ev emekçisi olarak temizliğe gittiğini ifade eden Gülten, “Erkeğe muhtaç olmamak ve kendi çocuklarıma bakmak için evlere gündeliğe gidiyorum. Bütün geçimimi bu paradan karşılıyorum. Sabit bir gelirim olsaydı, ben konteynır kente bir dakika bile kalmazdım.  Şuan 12 aile kalıyoruz, bu ailelerinde gideceği bir yer olmadığı için burada kalmak zorunda.  Buradan çıkmamız için elektriklerimizi, suyumuzu kestiler.  Kadınlar ile birlikte mücadele ederek, elektriklerimizi ve suyumuzu açtırdık. Sürekli elektrik sorunu ile karşı karşıya kalıyoruz.  Burada bir sürü hastalık kaptık" diyor. 
 
‘Depremden kurtuldular ama…’
 
Saadet Öklü ise konteyner kentte kaldığı süre boyunca iki çocuğunun yaşamını yitirdiğini söylüyor. Bir çocuğunu ekmek almaya gittiği sırada araba çarpması sonucu, bir diğer çocuğunu ise konteyner kentte yakalandığı hastalıklar nedeni ile kaybettiğini ifade eden Saadet, “Ben çocuklarımı depremden sağ kurtarmayı başardım fakat onları yaşatamadım " diyor. 
 
‘Eğer bir konut verselerdi…’
 
Çocuklarının yaşamını yitirmesinin ardından uzun bir süre psikolojik tedavi gördüğünü söyleyen Saadet, "Benim çocuklarımın ölmesinin sebebi deprem değildi. Eğer yetkiler oturacak bir konut verselerdi belki de çocuklarım yaşıyor olacaktı. Ben geride kalan çocuklarımın iyi koşullarda bakmak istiyorum” diye belirtiyor. 
 
‘Biz de insanız’
 
Konteynerlerin artık çok eskidiğini dile getiren Saadet, “Dibi çöktü, prizleri çalışmıyor, bazen yağan kar sızarak içeri giriyor. Mutfak, banyo, tuvalet hep iç içe. Hiçbir insan mecbur kalmadığı sürece bu konteynerlerde kalmaz. Bizde insanız. Artık rahat yüzü görmek istiyoruz" sözlerini kullanıyor.