Komplonun ardından 19 yıl: Tek yol İmralı

  • 09:10 13 Şubat 2018
  • Güncel

 

ŞIRNAK - PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın uluslararası komplo ile Türkiye getirilişinin üzerinden 19 yıl geçti. İçinde bulunulan kaostan çıkışın tek yolunun tecridin farkında olmaktan geçtiğini söyleyen Asrın Hukuk Bürosu Avukatlarından Newroz Uysal,  "Biz şunu gayet iyi biliyoruz ki Türkiye’nin demokratikleşmesi ve barış ortamının oluşturulmasının tek yolu İmralı yolunun açılmasından geçiyor" dedi. 
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999'da uluslararası bir komplo ile Türkiye'ye getirilişinin üzerinden 19 yıl geçti.  19 yıldır ağır tecrit koşulları altında bulunan Abdullah Öcalan komploya dair çözüm perspektifleri ve yöntem önerileriyle kadın kurtuluşu ve halkların eşitliği temelinde örülen yeni yaşamın öncülüğünü yaparak komploya cevap olurken,  Ortadoğu sınırlarını da aştı. Abdullah Öcalan ile en son 11 Eylül 2016’da kardeşi Mehmet Öcalan görüşürken, ailenin 11 Eylül 2016’dan bu yana yaptığı başvurular 63 kez reddedildi. Avukatların Abdullah Öcalan’la görüşmek için 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana 729 başvurunun tamamı ise “hava muhalefeti”, “koster bozuk”, “koster onarımda” ve “OHAL” gibi gerekçelerle engellendi. Son olarak Habertürk gazetesinde yer alan habere göre, İmralı ikinci derece hava askeri yasak bölgesinin 8 bin 534 metre olan dikey yükseklik sınırı, 2 bin 438 metreye indirilerek, uçuş yasağı sınırlarının daraltıldığı iddia edildi. 
 
Mektup yok, faks yok...
 
15 Şubat'a giderken son süreçte yaşanan gelişmeler ve tecridi değerlendiren Asrın Hukuk bürosu Avukatlarından Newroz Uysal, 15 Şubat 1999’dan bu yana hayata geçirilen tek şeyin İmralı üzerindeki tecrit ve hukuksuzluk gerçeği olduğunu vurgulayarak, ne Abdullah Öcalan ne de birlikte İmralı’da bulunan diğer 3 tutsaktan bir buçuk yılı aşkın süredir haber alınamadığını belirtti. “Gelen bir mektup yok, faks yok, iletişim kurabileceğimiz bir kanal yok” diyen Newroz, “Biz bu kanalları zorlamak için birçok başvuru yaptık. Örneğin Sayın Abdullah Öcalan’ın belki de bu komploda, özellikle uluslararası güçlerin nasıl bir işbirliği içerisine girdiğini, Yunanistan’ın belirleyici rolünün ne olduğuna dair yürüyen bir Atina davası süreci var. Bu davayı kamuoyu yakından takip etti. Bu dava reddedildikten sonra biz itiraz ettik. Bu davanın itiraz süreci hala devam ediyor. 15 Şubat’a giderken kararı kendisine tebliğ ederek, düşüncesini öğrenmek için yaptığımız başvurumuz cevapsız kaldı. Biz başvurunun kendisine ulaşıp ulaşmadığını bile bilemiyoruz” dedi. 
 
Tüm başvurular reddedildi
 
Abdullah Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarına ilişkin çıkan haberlere dikkat çeken Newroz, “İmralı’da çalışan bazı personellerin FETÖ’cü olduğu iddia edildi.  Oradaki bazı gardiyan ve özellikle bir doktorun ifade verirken, Sayın Abdullah Öcalan ile ilgili verdiği bazı bilgiler basına yansıdı. Biz bunları gerekçe göstererek birçok defa başvuru yaptık. Yine aynı şekilde sağlığından habersiz bırakıldığımız için sağlık belgelerine ulaşabilmek için başvuru yaptık. Ancak bugüne kadar tek bir talebimiz olumlu karşılanmadığı gibi bu saatten sonra da olumlu karşılanıp karşılanmayacağına dönükte bir aktarım yapılmadı” ifadelerini kullandı. 
 
‘İmralı süreci hukuksal anlamda yok sayılıyor’
 
İletişimin tamamen kesilerek Abdullah Öcalan’ın unutturulmak istendiğine dikkat çeken Newroz, “Ancak bunun aslında hiçbir zaman gerçekleşmediği, nafile bir çaba olduğu hem Rakka savaşından sonra, hem Rojava’daki birçok kazanımın kendisine atfedilmesiyle ortaya konulmuştur. Ancak bunun karşılığında uluslararası mecrada da Sayın Abdullah Öcalan’ı unutturma, söz konusu yapmama, tecridi yok sayma hali devreye konuşmuştur” dedi. 
 
‘Tecridin farkında olmak krizi ortadan kaldırır’ 
 
“Başaramadıklarını hukuk eliyle sessizleştirerek, kanunlar değiştirerek, özel ada cezaevi kurarak, ailesinin ve bizim önümüzü keserek elde etmeye çalışıyorlar” diyen Newroz, “Ama şu çok nettir ki, bir insanın bir cezaevinde bu kadar uzun süreli bir tecride maruz bırakılması asla kabul edilemez. Bir buçuk yıldır yaşanan bu durumun dünyada bir örneğinin olduğunu zannetmiyoruz. Bizler bazı hukukçulara görüştürülmememizin 8’inci yılına girdiğimizi söylediğimizde bize inanmıyorlar” diye belirtti.  
 
'Boşa çıkacak'
 
Newroz, şöyle devam etti: “15 Şubat’ta nasıl amaçlanan o tasfiye  hali gerçekleşmediyse Sayın Abdullah Öcalan’ı unutturma çabası da boşa çıkarılacaktır. Hukuk eliyle yürütülen bu tecridin biran önce kaldırılması ve Sayın Abdullah Öcalan ile görüşmenin gerçekleşmesi vazgeçilmez bir gerçekliktir. Bu hukuki gerçekliğin yanında Türkiye bağlamında bu kaosun, OHAL gerekçesiyle oturulan baskı halinin yanında bizlerin tek çıkış yolu tabi ki inançtır, örgütlenmektir. Ancak biz şunu da gayet biliyoruz ki; Türkiye’nin demokratikleşmesi ve barış ortamının oluşturulmasının tek yolu İmralı yolunun açılmasından geçiyor. Bunun bilincinde olunduğunda bu krizden çıkmak çok daha kısa sürede olacaktır.”