DEDAŞ'a direnen köy halkı: Bu da bir göç politikası

  • 09:01 16 Nisan 2018
  • Okumadan Geçme!

 

MARDİN - Mardin'de elektrikleri keserek bölge halkını mağdur eden DEDAŞ ekipleri, borçların ödenmesi ve su kuyularından da para kesmek için köyleri gezerek imza topluyor. Yurttaşlar, bunun köyleri boşaltmak için yapıldığını söylüyor. 
 
Mardin'in Kızıltepe, Derik, Nusaybin ve merkez Artuklu ilçelerinde Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) tarafından "Kaçak elektrik ve ödenmeyen faturalar" gerekçesiyle 280 köyde elektrikler kesildi. 11 gün boyunca elektrikleri kesen ve su kuyularına el koyan DEDAŞ şimdilerde köyleri tek tek gezerek, yurttaşlardan verilmeyen paraları ve köylerin su kuyularının da paraya bağlanması için imza istiyor. Halen bazı köylerde elektrik ve suların kesik olduğu kentte, çiftçilerin tedirginliği ise devam ediyor.
 
Geçtiğimiz günlerde elektriklerini kesmeye gittikleri Kızıltepe'ye bağlı Başak köyünde halkın direnişi ile karşılaşan ekipler, köylülerin oturma eylemi yaparak direnmeleri karşısında geri çekildi. Jandarmanın olay yerine geldiği köyde atılan biber gazından etkilenen 6 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı.
 
'Yakınlarının elektriklerini kesmediler'
 
Jandarma'nın biber gazlı ve TOMA'lı saldırısında boynuna gelen gaz fişeği ile yaralanan Zerga Tezduman, yaralandıktan sonra hiçbir şey hatırlamadığını ve olaydan sonra darp raporu alarak şikâyetçi olduklarını söyledi. Kesilen elektrikler yüzünden erzaklarının çürüdüğünü, hayvanlarının bakımının yapılmadığını ifade eden Zerga, "Bütün elektrikleri keseceğiz diye geldiler ama kendi yakınları olan muhtarın ve diğerlerinin elektriklerini kesmediler. Suriyeli komşularımız var, onlar da elektrik kesintileri yüzünden çok sıkıntı çektiler. Yiyecekleri dolaba konulmadığı için bozuluyor. Bizim arada elektriğimiz gelirdi, bize gelirlerdi, ihtiyaçlarını bu şekilde sadece karşılıyorlardı. Elektrik olmadığı zamanlarda tandırlarda ekmeklerimizi pişiriyoruz. Yemeklerimizi bahçede ateş yakarak yapıyoruz" diye konuştu.
 
'Sadece hakkımızı arıyoruz'
 
Yaralandığı günü anlatan Zerga, "Abimin oğlunu aralarına alıp dövdüler. Kızımın ayağı morarmış. Halam yaralandı. Eltim bayıldı. Hastaneden rapor aldım. Yara yüzünden halen de boynumu rahat rahat hareket ettiremiyorum.  Şikâyetçi oldum ama bunun cezası verilir mi bilmiyorum. Biz orada illegal bir şey yapmadık sadece hakkımızı aradık" diye konuştu.
 
'Köylerde tarımı yok etmek istiyorlar'
 
Devletin köy nüfusunu azaltmak gibi bir politikayı devreye soktuğunu ifade eden Zerga, "Gübre alıyoruz, işçilerin paralarını veriyoruz, elektrik parası çok geliyor veremiyoruz. Bir sürü masraf var.  Bizi şehirlere göç etmeye zorluyorlar. Geniş aileleriz ve elimizde işlettiğimiz topraklarımız var. Tek geçim kaynağımız da bu topraklar. Şehirlere gitsek nasıl geçiniriz. Onlar sanıyor ki çocuklarımızı da alır kaçarız. Sağ olduğumuz sürece gitmeyeceğiz" şeklinde konuştu.