‘Kadın ittifakını görmezden gelenler kazanamaz’

  • 09:04 17 Kasım 2018
  • Güncel
Beritan Elyakut
 
İSTANBUL - 25 Kasım’da “Şiddete, krize karşı isyandayız, özsavunmadayız” şiarıyla alanlarda olacaklarını belirten SKM üyesi Bircan Taşkıran, kadın ittifakını görmeyen hiçbir mücadelenin sonuç alamayacağını söyledi. Bircan, “Siyasi özneler, mücadeleler ve karma mücadeleler bu gerçekliği görmek zorundadır. Her alanda eşit temsiliyet, eşbaşkanlık ve kadın sisteminin hayata geçmesi gerekiyor” dedi. 
 
Kadınlar, 25 Kasım dolayısıyla son bir yıldır yüz yüze bırakıldıkları şiddet, taciz, tecavüz ve katliamlara karşı alanlara çıkmaya hazırlanıyor. Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) üyeleri de “Şiddete, krize karşı isyandayız, özsavunmadayız” şiarıyla itirazlarını yükseltecek. SKM üyesi Bircan Taşkıran, bu yıla damgasını vuran kadın direnişlerini ele alan sloganlarla alanlarda olacaklarını vurguladı. Kadın siyasetinin Türkiye ve Kürdistan’da ciddi bir düzey açığa çıkardığını belirten Bircan, 4 Kasım 2016 tarihinde yaşanan siyasi soykırım operasyonları sonucu Demokratik Bölgeler Partili (DBP) belediyelerde yer alan kadın eşbaşkan ve HDP milletvekillerinin tutuklanmasıyla bir gasp girişiminin başladığını söyledi. 
 
‘AKP kadın kimliğine tahammül etmedi’
 
7 Haziran seçimlerinde kadınların daha fazla görünür olmasından kaynaklı bir korku imparatorluğunun yaşam bulduğunu kaydeden Bircan, “AKP iktidarının temel stratejilerinden biri olan ve 16 yıldır da sistematik olarak uyguladığı kadın kazanımlarına dönük saldırılar OHAL dönemiyle birlikte daha da derinleşerek hayata geçirildi. AKP’nin kendi ayakları üzerinde duran, kendi geleceğine karar veren ve kendi kaderi üzerinde söz sahibi olan kadın kimliğine asla tahammülü olmadı” dedi. 
‘Her alanda direnen bir kadın gerçekliği var’
 
AKP iktidarının, erkeğe-devlete bağımlı yine özel alanda baba, abi, eş ve sevgiliye bağımlı bir kadın kimliğini inşa etmeye çalıştığına işaret eden Bircan, bunun karşısında da direnen ve boyun eğmeyen bir kadın hareketi ve örgütlülüğünün olduğunu dile getirdi. Bircan, erk zihniyetine karşı evde, sokakta, fabrikada, cezaevlerinde ve her alanda bir duruş sergilendiğini kaydederek, “Bu nedenle bugün nafaka meselesi, 6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun ve en önemlisi kadını etkilemeyecek gibi yansıtılan af yasası konuşulmaya başlandı. Af yasasıyla esasta kadın katillerine, şiddet uygulayanlara, cinsel saldırıda bulunanlara dönük bir girişim var. Cinsel şiddetin af tasarısının dışında bırakıldığı söylense de darp meselesinde kadın bunun dışında kalmıyor. Burada asıl amaç, kadına yönelik siyasi, fiziki ve psikolojik şiddeti kalıcı kılmak, buna karşı mücadele eden kadın hareketi üyelerini tutuklama ile bastırmak. Bu nedenle ‘Kadınlar birlikte güçlü’ şiarı bizim açımızdan ideolojik bir tutumdur. Bu nedenle kadın birlikteliğinin kanallarını yaratma gibi bir sorumluluğumuz bulunuyor. Bu sorun tek tek kadınlarla değil, topyekûn bir kadın mücadelesiyle çözülecek bir sorundur” ifadelerini kullandı. 
 
‘Kadın ittifakını görmeyen hiçbir toplumsal mücadele kazanıma erişemez’
 
Kadın ittifakının önemine değinen Bircan, bu ittifakı 2 temelde ele aldıklarını söyledi. Bunlardan birincisinin kadın hareketlerinin kendi içerisindeki ittifakı olduğunu kaydeden Bircan, parçalı duruşlardan vazgeçilerek tüm kadınların ortak taleplerde ve ortak ittifak paydalarında buluşması gerektiğinin altını çizdi. Bircan, ikincisinin ise toplumsal muhalefet ittifakını sağlama durumu olduğunu dile getirdi. Bircan, şöyle devam etti: “Kadının gücünü, siyasallaşmasını yok sayan zihniyete karşıyız. Bize göre 21.yüzyıl, kadın devriminin şekillendiği bir yüzyıl ve Rojava Devrimi bunun en önemli örneğidir. Dünyada kadın hareketi enternasyonal bir karakter kazanmaya doğru yol alırken, politikanın iç içe geçtiği bir süreçten söz ediyoruz. Bu nedenle toplumsal mücadeleyle birlikte kadın ittifakının önemli olduğunu vurguluyoruz. Bu ittifakı görmeyen hiçbir toplumsal mücadele kazanıma erişemez. Bu nedenle siyasi özneler, siyasi mücadeleler ve karma mücadeleler bu gerçekliği görmek zorundadır. Her alanda eşit temsiliyet, eşbaşkanlık sistemi ve kadın sisteminin hayata geçmesi gerekiyor. Faşizmin savaş politikalarına karşı kadınların onurlu barış ve özgürlük politikası konmak zorundadır.” 
 
25 Kasım günü tüm kadınların sokaklara çıkması gerektiğini vurgulayan Bircan, kadınlar olarak yaşanan sürece karşı isyanların alanlarda haykırılması gerekliliği üzerinde durdu. 2018 yılı itibariyle kadına yönelik şiddetin en sert şekilde devam ettiğinin altını çizen Bircan, OHAL’e rağmen alanları terk etmeyen kadınların 25 Kasım’da da en gür sesleri ve talepleriyle alanlarda olacağını aktardı.