İran'dan ölümden kaçan Derya günlerdir BM önünde

  • 09:07 21 Kasım 2018
  • Güncel
Habibe Eren 
 
ANKARA - İran'dan abisinden gördüğü sistematik şiddet ve kendisinden yaşça büyük biriyle evlendirilmek istenmesi üzerine Türkiye'ye kaçan Derya, burada da şiddet ve tacize maruz kaldı. Üçüncü bir ülkeye gitmek için bir aydır BM önünde bekleyen ve tek istediğinin insanca bir yaşam olduğunu belirten Derya, kadınlara dayanışma çağrısında bulundu.
 
İran’da abisinden gördüğü sistematik şiddet nedeniyle 2 yıl önce Türkiye’ye kaçan Derya, Ankara’daki Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) binası önünde üçüncü bir ülkeye gitmeyi bekliyor. Maruz kaldığı şiddetin yanı sıra kendisinden yaşça büyük biriyle zorla evlendirilmek istenmesi üzerine Türkiye’ye kaçan İranlı Derya, bir aydır Ankara’nın soğuk hava şartlarına rağmen gece gündüz UNHCR binası önünde. Aylardır BM önünde küçük bir çekyatta yaşayan Derya, en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor. 
 
'Beni bulup öldüreceklerdi'
 
İran’da lisan bitiren ardından gizlice yüksek lisansa başlayan Derya, yaşadığı şiddet ve baskıya dayanamayarak Türkiye’ye kaçtı. Türkiye’ye ilk geldiğinde 4-5 gün kaldığını ve “Dön, başka bir şehirde gizlice yaşa” diyen annesi için tekrar döndüğünü belirten Derya, 22 gün İran’da başka bir kentte yaşadığını söyledi. Derya, “Beni bulup öldüreceklerdi ve ağabeyim yine öğrendi o şehirde olduğumu. Hemen bir bilet aldım ve yine kaçtım. İran polisi kontrollerde bir şey demedi. Bir mucize gibiydi” diye anlattı.
 
Derya’nın hayatta kalma mücadelesine BM kayıtsız! 
 
Derya, tekrar Türkiye’ye ve ardından Ankara’ya gelme sürecini ve yaşadıklarını ise şöyle anlattı: “Abim beni İran’da yaşlı bir adamla evlendirmek istiyordu. Ondan kaçtım buraya geldim. Çok fazla şiddet gördüm abimden. Ondan kaçıp Türkiye’ye geldim. Önce beni Balıkesir’e gönderdiler. Balıkesir’de de param yoktu. Bir ailenin yanında kalıyordum. Çok fazla çalışıyordum burada. Zamanla kötü muamele gördüm. Başka teklifler de bulundular. Oradan çıkmak zorunda kaldım. Kışın ortasında bir ev buldum. Çok kötü bir mahallede çok zor şartlarda yaşadım. Daha sonra annemle telefonla konuşurken abim anladı benim Balıkesir’de olduğumu. Sonra BM ile konuştum abimin yerimi öğrendiğini söyledim. Abimden de şikayetçi oldum. Sonra kaldığım yeri değiştirmek zorunda kaldım. Buraya geldim bir ay BM önünde yattım. BM’ye abimin beni öldürmek istediğini ve peşimde olduğunu söyledim. Ama hala üçüncü bir ülkeye gönderilmedim. Abim gelip beni öldürecek diye korkuyorum. Bu sürede bana beklememi söylediler. Sonra kadın sığınma evine gitmek zorunda kaldım. 5 ay kadın sığınma evinde yaşadım. Orada da bir kadından şiddet gördüm. Beni tehdit etti. Oradan da çıkmak zorunda kaldım. Yine BM’ye geldim. Onlara yaşadıklarımı anlattım. O günden beri eylemim devam ediyor.”
 
‘Geçen 25 Kasım’da BM’ye mektup gönderdim’
 
BM’den hala kendisine bir cevap gelmediğini belirten Derya, tüm tehditleri göze aldığını söyledi. Şu an da ailesinin BM önünde kaldığını bildiğini aktaran Derya, “Burada bir kadın olarak yine de kalacağım. Ama sokakta yaşamak çok zor bir durum. Mücadelem sonuçlanıncaya kadar kalacağım. 2 senedir Türkiye’de yaşıyorum. Geçen 25 Kasım’da BM’ye mektup gönderdim. Şiddet sonucu yaşadıklarımı anlattım. Hem İran’da hem de Türkiye’de şiddet gördüm. Bu sefer yine yazacağım” ifadelerini kullandıb 
 
‘Göz göre göre şiddet görüyorum’
 
“Bir kadın olarak her 25 Kasım’da tekrar şiddet görüyorum. Kadına şiddete karşı ses çıkarılan bir gün; ancak ben göz göre göre şiddet görüyorum ve sokakta yaşıyorum” diyen Derya, tek isteğinin üçüncü bir ülkeye gitmek olduğunu söyledi. Derya, Ankara’nın soğuğunda sokakta kaldığını belirterek, “Güvende değilim. Kimse gelip burada dört saat bile kalamaz. Ben bir aydır sokakta yaşıyorum. Her şeyi göze aldım. Daha önce ‘senin dosyanı Kanada’ya gönderdik’ dediler. Şimdi diyorlar ki; ‘yanlışlıkla olmuş, senin dosyan Kanada’ya gitmemiş.’ Sürekli oyalıyorlar” dedi.
 
‘Böyle yaşamak hiçbir kadının hakkı değil’
 
Dünyanın birçok yerinde kendisi gibi şiddete maruz kalan çok fazla kadın olduğunu vurgulayan Derya, “Bu sadece benim durumum değil. Diğer kadınlara da ses oluyorum. BM’nin bu anlamda yardım etmesi gerekiyor. Bu kadınlar sadece can güvenliği istiyor. Bizim tek istediğimiz bu anlamda destek. Böyle yaşamak hiçbir kadının hakkı değil” diye konuştu. 
 
'Tek istediğimiz insanca yaşamak’
 
Sesinin birçok yerde duyulmasını istediğini ifade eden Derya, kadınları koruyan derneklerin kendisi gibi şiddete maruz kalmış kadınlara daha fazla el uzatmaları gerektiğini belirtti. Derya, hiçbir kadının ülkesini bırakıp başka bir yerde sokakta yaşamak istemeyeceğini kaydederek, şunları ifade etti: “Birçok kadın sadece yaşamak için mücadele veriyor. Ya tek başına ya da çocukları ile birlikte. Benim gibi mecbur kalmışlar. Bizim tek istediğimiz insan hakkı. Başka bir şey değil. Hem fiziki olarak hem de  ruhen güvende olmak istiyorum. Şu an öyle bir dünyada yaşıyoruz ki; mülteciler denizlerde boğuluyor. İnsanlar sadece video çekmekle yetiniyor. Kimse yardım etmiyor. Geçen günlerde burada mültecinin birinin çocuğuna araba çarptı. Herkes durdu öyle baktı. Kimse hastaneye götürmedi çocuğu. Dünya böyle bir hâl almış.”
 
‘Ülkemi, annemi bırakmaya mecbur kaldım’
 
İnsanların ülkelerini şiddete ve kötü koşullara maruz kaldıkları için terk ettiklerini söyleyen Derya, “Şu an yavaş yavaş anadilimi unutuyorum burada.  Annemi çok seviyorum. Yüzünü bile unutmaya başladım burada yaşadıklarımdan. Bunları göze alıp buraya gelmeye mecbur kaldım. Ülkemi, annemi bırakmaya mecbur kaldım. Canımı kurtardım sadece oradan. İstediğim çok bir şey yok. Sadece yardım istiyorum. Toplum kadınlardan kötü şeyler yapmalarını istiyor onlarsa sade sağlam bir yaşam istiyor. Onun için çok zor durumda kalıyorlar" dedi.  
 
25 Kasım'da BM önünde tekrar yaşadığı şiddeti duyuracağını söyleyen Derya, tüm kadınları kendisine destek olmaya ve dayanışmaya çağırdı.