'Tablo İncir Reçeli filmindeki gibi kötü değil'

  • 09:03 1 Aralık 2018
  • Güncel
Kevser Özkaynak
 
İSTANBUL - HIV pozitif tanısı konulduktan sonra toplumun ön yargılarıyla mücadele eden Rüzgar, “Kan vereceğim zaman hemşire hiç elini uzatmadan ‘şuraya bırak’ dedi. Dokunmak istemediğini hissettim ‘dokununca bulaşmıyor’ dedim.  Tablo İncir Reçeli filmindeki gibi kötü değil. İnsanlar tedaviyi reddetmedikleri sürece sıkıntı yok. İnsanlar HIV ile korkutulmak yerine artık virüsler hakkında bilgilendirilmeli” dedi. 
 
HIV/AIDS medyanın ve devlet politikalarının etkisiyle dünyada ve özellikle Türkiye’de hep yanlış ya da eksik bilinen bir konu oldu. Bununla ilgili çeşitli dernek ve platformların yanı sıra konu hakkında doğru bilgi sahibi olunabilecek pek çok çalışma yürütüldü, kitap ve makale hazırlandı. Ancak ana akım medyanın tutumu çoğu kez bu çalışmaları gölgede bırakabildi. 1 Aralık Dünya AIDS Günü vesilesiyle Hevi LGBTİ+‘nin HIV ile yaşayan kişi ve yakınlarının deneyimlerinin yer aldığı derleme kitabını öne çıkarmak istedik. Kitap, HIV pozitif kişilerin toplumda yaşadığı izolasyonu gözler önüne sererken, anlatılan gerçek hikayeler aynı zamanda yanlış bildiklerimize, HIV ile yaşayanları kriminalize ederek onların hayatını nasıl zorlaştırdığımıza da ışık tutuyor.
 
Aşağıda okuyacağınız satırlar bu kitapta yer alan Rüzgar’ın HIV ile enfekte olduğunu öğrendikten sonraki mücadelesini konu alıyor. Dokundukça önyargılarımızın kırılması dileğiyle…
 
Ön yargılar ve toplumun bakış açısı
 
“Adım Rüzgar. 2015 Eylül ayında HIV ile enfekte olduğumu öğrendim. Eski partnerimin bir rahatsızlığı sonucu ameliyat olması gerekti. Hastaneye yatırıldı, ameliyat öncesi bir dizi test yapılması gerekiyormuş. Testlerin sonucunda, eski partnerim pozitif çıkması dolayısıyla bu durumu benimle paylaştı. Kendisinin pozitif olduğunu ve bizim de 2 yıl kadar beraber olduğumuz için benim de test yaptırmam gerektiğini söyledi. Bu nedenle ben de test yaptırma gerekliliği duydum. O zamana kadar hiç test yaptırmamıştım. Bu olayların sonrasında pozitif olduğumu öğrendim.
 
Sonuçları alınca çok kötü hissettim. İnsan başına gelmeyince çok da bilmiyor bazı şeyleri. O zamana kadar HIV'in bir hastalık olmadığını, ilaç kullanıldığında tedavisinin mümkün olduğunu, enfeksiyonla baş etmeye ilişkin yeni gelişmelerin varlığını, Dünya Sağlık Örgütü’nün HIV'i ölümcül olma kategorisinden çıkararak kronik bir durum olarak tanımladığını biliyordum. Ama yine de üzülüyor insan ister istemez, bir şok evresi yaşıyor. Çünkü HIV pozitif olma durumundan ziyade HIV'in toplumda yansıması kötü. Virüs, ‘hayat kadını hastalığı’ olarak damgalanmış ama sonuç itibariyle bir enfekte olma durumu. Partnerim söyledikten sonra gidip test yaptırdım. Normalde laboratuvardan alınıyormuş sonuçlar, tabi bu negatifse.  Sonucun pozitifse sana orada bir şey söylenmiyor, doktora yönlendiriliyormuşsun.  Nitekim bana da doktorumla görüşmem gerektiği söylendi. Doktora gittim, pozitif olduğumu söyledi. Doktor iyi ve anlayışlı bir kadındı. Duyduğumda ilkin bir tepki veremedim, donup kaldım. Ölmeyeceğimi ve düzenli kontrollerimi yaptırdığım zaman beni yataklara düşürmeyecek viral bir durum olduğunu biliyordum.
 
Önyargılar ve toplumun HIV'e bakış açısı nedeniyle ilk aklıma gelen şey; ‘Pozitif olduğumu hiç kimse bilmemeli’ oldu. Nasıl tedavi olurum fikri yerine aklımda beliren ilk şey, toplumun benim pozitif bir birey olduğumu öğrenmemesiydi. Sonrasında tedavi sürecim başladı. Doktorum üniversite hastanesine sevk etti, o günden beridir kontrol sürecim de devam ediyor. Şimdi ailem durumumu biliyor, ilk ablamla paylaştım. Cinsel yönelimimi de ilk ablamla paylaşmıştım. Annemle ise paylaşmak zorunda kaldım. Teşhisin ilk dönemlerinde çok fazla ilaç kullanıyordum. Günlük 7-8 ilaç içiyordum ve ilaçları saklamak kolay değildi. Doğal olarak bu ilaçları görüyorlardı. Bir gün onlarla bunu paylaştım ama şu şekilde söyledim; ‘Uzun zamandır HIV ile enfekteyim, 10 yıldır böyle yaşıyorum ve bu virüs bana hastaneden geçmiş.’ Eski partnerimi tanıdıkları için, olayı bildikleri takdirde ona tepki gösterebileceklerini düşündüm. Sonuç olarak onu da suçlayamam, durumunu bilseydi korunurdu ve kendisi de bu şekilde öğrenmezdi. Onu korumak için hastaneden bulaştığını söyledim.
 
Ailemden en son ağabeyim öğrendi, ama ağabeyime ben söylemedim. Annem sağlığımdan dolayı endişelendiği için onun da bu durumu bilmesi gerektiğini düşünmüş ve durumuma ilişkin bir araştırma yapması için ağabeyime söylemiş. Ağabeyim, benim yıllar önce bir dönem Bodrum'da İngiliz sevgilimle yaşadığımı biliyordu, bana ondan bulaştığını düşündüğünü söyledi. Biraz tepki gösterdi: ‘Evde çocuk var, bardağına, kaşığına dikkat ediyor musun?’ dedi. Aslında ağabeyime baktığında cahil bir insan değil ama ‘acaba geçer mi?’ diye düşündü. Zaman ilerledikçe o da araştırdı, kafasındaki sorulara cevaplar buldu.
 
Pozitif olmak hiçbir şeye engel değil
 
3 ayda bir hastaneye gidiyorum. Bu biraz canımı sıkıyor, çalışan insan olunca iş yerinden izin alma konusunda ya da insanların merakı konusunda sıkıntılar yaşanabiliyor. ‘Neden bu kadar çok hastaneye gidiyor? Neden kontrol oluyor?’ diye soruyorlar. Mecburen, benim kan değerlerim biraz düşük, onlara baktırıyorum gibi yalanlar söylüyorum. Çünkü nasıl tepki vereceklerini bilmiyorum. İlişki konusunda biraz kendimi çektim, söylemeden yapamıyorum, söyleyince de nasıl tepki vereceklerini bilmiyorum. Şu an negatifim, kanımda HIV saptanamayacak düzeyde. Zaten ilaçlarını düzenli kullananların geneli bu durumda oluyor. Enfekte olmadan önceki dönem ile şimdi hayatımdaki tek farklılık sanırım çok fazla alkol almamak.
 
Bir arkadaşım pozitif biriyle korunmasız ilişki yaşamasına rağmen test yaptırmamakta direniyordu. Sürekli onu test yaptırması gerektiği konusunda uyarıyordum, ilerleyen zamanlarda bir sağlık sorunu dolayısıyla enfekte olduğunu öğrendi. Pozitif olmak hiçbir şeye engel değil. Şu an bu arkadaşım evlendi.
 
Maalesef HIV pozitiflere karşı toplumda yaratılan negatif algıya, sağlık hizmeti aldığımız kurumlarda da zaman zaman maruz kalıyoruz. Bir memleket ziyaretimde hastaneye gittim. Kan vereceğim zaman hemşire hiç elini uzatmadan ‘şuraya bırak" dedi. Dokunmak istemediğini hissettim. ‘Merak etmeyin tüpe dokununca da bulaşmıyor’ dedim.  Yanıt vermedi, sanırım söyleyecek bir şey bulamadı. Az önce evlendi diye bahsettiğim arkadaşım sağlık hizmeti alırken ve çalışma alanında hak ihlallerine maruz kaldı. Bunları sizinle paylaşıyorum çünkü arkadaşım da bizlere karşı oluşturulan önyargıların, izolasyonun teşhir edilmesini istiyor. Arkadaşımın ameliyat olması gerekiyordu ve doktoruna pozitif olduğunu söyledi. Doktor, bu ameliyatı yapamayacağını, ekibini ve kendisini riske atamayacağını belirtti. Trafik kazası sonucu gelen birinin riske olup olmadığını bilmediklerini, anında müdahale edildiğini, bu müdahale yapılırken sağlık ekibinin kendini korumakla yükümlü olduğunu, şimdi de bu yükümlülüğü yerine getirmeleri gerektiğini hatırlattık. Fakat aldığımız cevap ‘şu an bu durumdan haberdarım’ oldu. Yine aynı arkadaşımın işyerinde pozitif olduğu öğrenilince bulunduğu pozisyondan daha geri bir pozisyona alınmak istendi, arkadaşım bunu kabul etmeyerek istifa etti. 
 
Tablo İncir Reçeli filmindeki gibi kötü değil
 
Ben ilaçlarımı yaşadığım şehirdeki eczaneden almıyorum. İlaçlarımı İstanbul’dan bir eczaneden getirtiyorum. Bunun nedeni, yaşadığım yerdeki bir eczanenin pozitif olduğumu bilmesini istemiyorum. Fakat ben yaşadığım yerdeki eczaneden başka bir reçeteli ilaç alışımda, kullanılan Medula sistemi eczacıya geçmiş, reçetelerimi de görebilmesini sağlıyor. Eczacı ya da orada bana ilaç temin eden kişi çok kolay bir şekilde benim pozitif olduğumu öğreniyor. İnsanlara tavsiyem kendilerine hayatın her alanında dikkat etsinler. İnsanın hayat boyu ilaç kullanacak olması çok da eğlenceli bir şey değil. Ama hayatlarında bu durum ile karşı karşıya kalırlarsa korkmasınlar, çekinmesinler, utanmasınlar. Benim önerim birlikte oldukları insanlara bu durumu söylesinler. Tablo İncir Reçeli filmindeki gibi kötü değil. İnsanlar tedaviyi reddetmedikleri sürece sıkıntı yok. Algılarda iyileşme olduğunu düşünüyorum. Bundan 10 yıl evvel biri bana ‘HIV pozitifim seninle birlikte olmak istiyorum’ deseydi büyük ihtimalle onunla birlikte olmazdım. Pozitifleri hayattan dışlamasınlar, bu beraber yemek yemekle, tokalaşmayla ya da aynı tuvaleti kullanmakla geçen bir enfeksiyon çeşidi değil. Hepimizin bildiği gibi insanlar HIV ile korkutulmak yerine artık virüsler hakkında bilgilendirilmeli.”