'Feminist özsavunma ataerkiyle topyekûn bir mücadeleyi kapsar'

  • 09:08 4 Aralık 2018
  • Güncel
 
İSTANBUL - Şiddetin erkek tarafından anlık uygulanan fiziksel bir saldırı olmadığını bu yüzden de feminist özsavunmanın ataerkiyle topyekun bir mücadeleyi kapsadığını vurgulayan Çağla Akdere, kadınların hayatında bu kadar tartışılmaya ve yer etmeye başlayan özsavunmanın hala devlet tarafından tartışılmadığına da dikkat çekti. 
 
Devletin “meşru müdafaa” adı altında türlü gerekçelerle kabul etmediği, kadınların ise kendi yaşamsal bütünlüğünü korumak adına uyguladığı özsavunma,  her ne kadar salt fiziksel müdahaleye karşı kendini savunmayı çağrıştırsa da "Hayır" diyebilmekle başlıyor. Kadınların yaşamlarını savunmaları açısından şiddetin ne olduğunu bilmenin önemini vurgulayan Kadın Savunma Ağı'ndan Çağla Akdere, özsavunmanın sadece fiziksel şiddet karşısında yaşamı savunmak olmadığını dile getirdi. 
 
"Feminist özsavunma tartışması yaparken elbette o fiziksel saldırıyı püskürtme gibi bir savunma var ama tek başına yeterli değil" diyen Çağla, çoğu zaman kadınların tekil erkek şiddetine karşı yaşamını savunmuş olmasının bir sonraki şiddetin gelmesini engelleyecek bir durum olmadığına dikkat çekti. Çünkü şiddetin anlık, bir erkeğin uyguladığı saldırı olmadığının altını çizen Çağla, "Ataerki dediğimiz sistem kendini var etmek için şiddeti yaratır. Bu şiddet de sadece fiziksel olarak değil, birçok biçimiyle kendini gösterir. Bununla da topyekûn bir mücadele gerekir. Feminist özsavunma ataerkiyle ve patriarka ile mücadeleyi kapsayan, bununla beraber de değişik şiddet biçimlerine karşı hayatımızı savunmak için çeşitli metotlardır" diye açıkladı. 
 
'Özsavunma şiddeti fark etmemizdeki ilk adımdır'
 
Feminist özsavunma içerisinde fiziksel savunmaya gelene kadar yapılabilecek sayısızca seçenekler olduğunu belirten Çağla, şu noktalara dikkat çekti: "Hayır demek, reddetmek, şiddeti uygulayan faille aynı ortama girmemek, şiddetin kaynağına müdahale etmek gibi seçeneklerimiz var. Bu seçeneklerin çoğu zaman hiçbirini göremeyip, şiddeti tanımlayamayıp, bu şiddetin bir sarmal olduğu gerçeğini bazen gözden kaçırabiliyoruz. Şiddet denilen şey aslında bir döngüdür ve gözle, sözle, ufak bir mimikle başlar. Sanki telafisi olan bir şeymiş gibi gelir ama tecavüze ve cinayete kadar uzanabilen bir şeydir. Ancak bariz bir şekilde şiddetin önümüze konulmadığı koşullarda affetmeyi ve görmezden gelmeyi tercih edebiliyoruz. Bu aslında kadınların suçu değil sistemin kendini yaratma biçimidir ve bunu öğretir. Hiçbir kadın bu toplumdan azade yaşamıyor ve doğal olarak şiddeti tanımlamakta zorluk yaşayabiliyor. Tam da bu noktada feminist özsavunma tartışması bütün bu şiddet biçimlerinin nerede ve ne anda karşımıza çıktığını fark edip tanımlamamızda ilk adımdır. Tanımladıktan sonra bunu reddetmek ve şiddetin kaynağından uzaklaşmak gerekiyor. Feminist özsavunmayı doğrudan fiziksel savunma aracına indirdiğimiz zaman sürekli kendisini üreten şiddeti görmezden gelmiş oluyoruz." 
 
'Devletin bir özsavunma tartışması yok'
 
Nevin Yıldırım, Çilem Doğan, Namme Öztürk gibi kendisini savunan kadınlarla birlikte özsavunmanın daha tartışılır noktaya geldiğini ancak hala devletin özsavunma tartışmasının olmadığını vurgulayan Çağla, "Devlet eğer isterse ve gerekli koşullar sağlanmışsa özsavunmayı bir meşru müdafaa adı altında tartışıyor. Belirli şartlar ve kriterler koyarak karar veriyor. Bu devletin şiddeti nasıl tanımladığını da gösteriyor. Devlet, psikolojik şiddeti şiddetten saymıyor. Doğrudan canımıza kasteden bir aracın olması önem taşıyor ya da fiziksel olarak darbe aldığımızı ispatlamamız gerekiyor.  Kendi şiddet tanımı üzerinden bir meşru müdafaa tartışması yapıyor. Oysa biz feminist özsavunmada şiddetin tamamını tartışıyoruz" ifadelerini kullandı. 
 
'Birbirimize öğretmeye ihtiyacımız var'
 
Kadın dayanışmasının ne kadar önemli olduğuna işaret eden Çağla, "Hukuk sisteminin içerisinde karar alma mekanizmalarına basınç uygulamamız gerekiyor. Bir kadının şiddete maruz kaldığını görüyorsak görmezden gelmememiz gerekiyor. Öldürülmeye, yaralanmaya gerek kalmadan çok şey yapabiliriz. Fiziksel aşamaya gelene kadar sayısızca seçeneğimiz var ve bunları birbirimize göstermemiz, öğrenmemiz, birbirimizin öğretmeni olmaya ihtiyacımız var" dedi.