5 Aralık Kadın Hakları Günü: Haklarımız kağıt üzerinde kalmamalı

  • 09:03 5 Aralık 2018
  • Güncel
Rengin Azizoğlu
 
VAN - ÖHP üyesi Avukat Dilan Kunt Ayan, kadınların kazanılmış haklarının sadece kağıt üzerinde kalmasını kabul etmediklerini söyleyerek, bu hakların uygulanabilir olması için harekete geçilmesi gerektiğini söyledi. 
 
5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü, kadınların sorunlarının gündeme getirilmesi, bu konuda bir farklılık oluşması ve çözümler bulunması yolunda önemli bir gün. Türkiye'de ve dünyada kadınların erkeklerle eşit koşullarda ve insanca yaşama isteğinin giderek güçlendiği bir dönemde, kadınların karşı karşıya kaldığı tehditler, kadınların haklarına yönelik saldırılar da giderek artıyor. Türkiye'de ise 5 Aralık 1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilerek 1935 yılında yapılan seçimlerde 18 kadın milletvekili seçildi. O günden bu yana 5 Aralık tarihi Türkiye'de "Kadın Hakları Günü" olarak kabul ediliyor. Bir yanıyla Türkiyeli kadınların oy kullanabilme hakkının verildiği gün olarak kabul edilmesiyle beraber, 8 Şubat 1935'te ilk kez oy kullandığı ve aday olabildiği Meclis 5. Dönem Seçimleri'nde 17 kadın ilk kez milletvekili oldu. Ara seçimlerde ise bu sayı 18'e ulaştı. Böylece kadınların Meclis'teki oranı yüzde 4, 5'i buldu. 
 
O günden bu yana kadınlar, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal olarak yasa önünde erkeklerle eşit sayılmasına rağmen var olan yasalar kadınlar için tam anlamıyla uygulanmazken, yasaların kendisine de ciddi anlamda saldırılar söz konusu. Bu açıdan Türkiye, kadın-erkek eşitliği uygulamaları açısından bugün varılan noktaya göre, dünya ülkelerinin çok gerisinde kaldı. Kadın katliamı, şiddet, çocuk yaşta evlendirilme, cinsiyet ayrımcılığı ve benzeri durumlar yaşanmaya devam ediyor. 
 
Öte yandan Avrupa Konseyi'nin kadınlara yönelik ve aile içi şiddetle mücadele sözleşmesi olan İstanbul Sözleşmesi'nin izleme ve denetim organı olan GREVIO'nun (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzmanlar Grubu) Türkiye için yakın tarihte hazırladığı raporda da Türkiye'nin kadın hakları noktasında yapmış olduğu çalışmaların ne kadar havada olduğu ve bu alanda ciddi bir çalışma yürütülmediği görülmüştü. 
 
Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) üyesi ve Van Barosu Kadın Hakları Komisyonu üyesi Avukat Dilan Kunt Ayan, kadınların haklarının ne kadar farkında olduğunu, kadınların haklarına yönelik kazanımlarını ve bu kazanımlara yönelik saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
'Kazanılmış haklarımızı verme niyetinde değiliz'
 
Dilan, 5 Aralık Kadın Hakları Günü ilan edildiğinden bu yana kadınların haklarının ne kadar farkında, olduğunu, ne kadarını bildiğini düşünmek gerektiğini söyleyerek, 1934'ten bugüne Türkiye'de birçok gelişme olduğunu belirtti. Dilan, kadınlar üzerinde yaşanan kıyımlara ilişkin iyileştirmeler yapıldığını, ancak bunun yanında da kadın haklarına ciddi saldırıların olduğunu kaydetti. Dilan şöyle devam etti: "6284 sayılı yasa özellikle kadınların her anlamda haklarının ve edinimlerinin yerine getirilmesi açısından bizim için milat sayılabilecek bir yasadır. Fakat ne yazık ki son dönemlerde 6284'e yönelik çok ciddi bir saldırı var. Son dönemde başlatılmaya çalışılan bir diğer algı da nafaka meselesi üzerinden gelişiyor. Türkiye'de bir hak kaldırılmak isteniyorsa ihtiyaç adı altında kamuoyu oluşturuluyor ve onun üzerinden ilerletiliyor. Bunun farkında olup bunun üzerinden mücadele hattı geliştirmek gerekiyor. Bu saldırılar üzerine bizler kazanmış olduğumuz bu hakların hiçbirini verme niyetinde değiliz."
 
'Yasalar var ancak işletilmiyor'
 
Kadınların mücadelesi sonucu elde ettiği hakların tamamının kağıt üzerinde kaldığına dikkat çeken Dilan, uygulanabilirliğinin ya da bunu işleten kişilerin farkındalığının olduğunu söylemenin mümkün olmadığını belirtti. Polis, hakim ve savcılar üzerinde durulması gerektiğini vurgulayan Dilan, kanun koyucunun 6284 sayılı yasayı çıkarırken uygulama alanı üzerinden çok ciddi eğitimler verilemediğine işaret etti. Dilan bu durumu şu sözlerle anlattı: "Örneğin şiddete maruz kalmış bir kadın kolluğa gittiği zaman kolluk eğer bu yasanın farkında değilse ya da o bilinçte bir insan değilse ne yazık ki bunu temellendiremiyor. Koruma talep eden kadın bir uzlaştırmayla karşı karşıya kalıyor. Aslında yasada açık, kadının beyanı buysa ve senden koruma talep ediyorsa sen bunu sağlamak zorundasın. Kadın herhangi bir arabuluculuk ya da uzlaşmaya tabi tutulamaz. Kolluğa ya da hakimliğe giden kadın için eğer orada eril zihniyet varsa bunu yöneten ne yazık ki yasalar işletilmiyor. Yakın tarihte koruma talebiyle sığınma evine yerleşen kadına imamlar gelmeye başladı. Gelen imamlar kadınlara aile, eş bilinci, eşe karşı itaat bilinci eğitimleri verilmeye başladı. Evet, yasalarımız var ancak kadın üzerinde işletilmiyor."
 
'Var gücümüzle çalışmamız gerekiyor'
 
Kadınların haklarını bilmesinin yanı sıra hukukçuların da bu hakları ne kadar görünür kılabildiğini düşünmesi gerektiğini kaydeden Dilan, "En önemli yasalarımızdan biri olan 6284 sayılı yasayı biz ne kadar görünür kılabildik. Bölgede kayyımlar atandıktan sonra Kadın Politikalar Daire Başkanlığı'na bağlı tüm birimler kapatıldı. Birimlerin kapatılmasıyla kadınlar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı olan Şönim'lere mahkum edildi. Her kadının Şönim'dense belediyelere bağlı kurumlara daha rahat gidebiliyordu. Kolluğunda bu konudaki negatif sonuçlarına bağlantılı olarak kurumları kapatılan kadınlar geri çekilmeye başladı. Bu noktada kadınlara haklarını anlatmakta görev, barolara ve sivil toplum kuruluşlarına düşüyor. Bu alanda yeterli saha çalışması olduğunu söyleyemeyiz. Her alana, bölgeye, dezavantajlı gruba gidemiyoruz. Bu, bizim ciddi bir eksikliğimizdir, ancak kadınlara haklarını anlatabilmek, kazanımlarımıza daha güçlü sahip çıkabilmek adına var gücümüzle çalışmamız gerekiyor" diye konuştu. 
 
'Kadın haklarının savunuculuğunu yapacağız'
 
Kadın haklarına ve kazanımlarına yönelik devam eden bir saldır söz konusu olduğunu yineleyen Dilan, bir sonraki 5 Aralık'a kadar öncelikli hedeflerinin kadınların var olan haklarını koruyabilmek olduğunu ifade etti. Dilan, "Bir sonraki hedefimiz ise sahaya inebilmek. Hukuka ihtiyacı olan kadınların bize gelmesinden ziyade toplumsal cinsiyet eğitimleriyle bizlerin kadınlara gitmesi en büyük hedeflerimizden. Kadınlar olarak kazanılmış olan haklarımızın sadece kağıt üzerinde kalmasını kabul etmeyip uygulanabilir olması üzerinden harekete geçmemiz gerekiyor. Biz hukukçular olarak da her zaman kadınların ve kazanmış olduğumuz hakların her zaman arkasında duracağız ve sonuna kadar da savunuculuğunu yapacağız" dedi.