Diyarbakırlılar ne konuşuyor?

  • 09:03 10 Ocak 2019
  • Güncel
Şehriban Aslan 
 
DİYARBAKIR - Türkiye ve bölgenin gündemini belirleyen kentlerden biri olan Diyarbakır’da, yaklaşan yerel seçimler ilk gündem maddelerinden biri. Halkın kayyımlara karşı tepkisini en fazla dillendirdiği alanlardan biri olan toplu taşıma araçlarında bakın neler konuşuluyor. 
 
Yolda yanınızdan geçen iki kişinin mutlaka ülke gündeminden bahsettiği, evde, sokakta, kafede, restoranda, otobüste ve dolmuşta politik tartışmalara şahit olunduğu ender kentlerden biri Diyarbakır. Bölge kentleri arasında lokomotif görevi olan, bir milyonu aşkın nüfusu ve politik duruşuyla bilinen Diyarbakır halkının gündeminde de PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride karşı başlatılan açlık grevleri ve yerel seçimler bulunuyor. Yanı sıra bu seçimlerde halkın, 2014 seçimlerinde belirlediği belediyelere atanan kayyımlara karşı duyduğu tepkinin sandıklara nasıl yansıyacağı da ayrı bir tartışma konusu. Halk, kayyımların kesin bir dille gideceğini belirterek, bir yandan da bunun sevincini yaşıyor adeta. 
 
‘Az kaldı’
 
Özellikle bütün yaşamını bu kentte geçirmiş yaşı ilerlemiş insanların sözlerine kulak kabartıldığında, “Az kaldı az. 31 Mart’tan sonra bu halk iradesini tekrar ortaya koyup belediyelerine sahip çıkacak” sözleri duyuluyor. 
 
‘Yeni adetler getiriyorsunuz’
 
Yıllardır kentin yaşam tarzı haline gelmiş uygulamalara karşı kayyımın getirdiği “yenilikler” özellikle tepkilere neden oluyor. Bunlardan biri de belediye otobüslerinde uygulanan kartlı sistem. Şilbe’den İplik istikametine giden otobüse binen yaşlı bir kadının, kartlı sistemden haberi olmadan şoföre para uzatmasının ardından başlayan diyalog da bunun göstergesi. Şoförün, “Haberin yok mu kart olmadan otobüse binemezsin. Otobüsteki birinden kartı alın getirip okutun, parasını verin” demesi üzerine yaşlı kadın Kürtçe, “Nerden getireyim size kartı, kimden bulacağım? Geldiniz belediyelerimize el koydunuz üstüne yeni adetler getiriyorsunuz. Ne kart buluyorum ne de para veriyorum” diyor gergin bir şekilde. Kadının bu tepkisi, otobüste bu durumu kendi aralarında konuşan yolcuların da sesi oluyor aslında.  
 
‘Otobüse binmek istemiyorum’ 
 
Otobüslerde okutulan “Diyarkart” her basıldığında sistemden AKP’nin sloganı olan “Birlikte güçlüyüz” sesi yükseliyor. Ofis durağında bulunan bir kadın yanındaki kadına otobüslerden neden bu sesin yükseldiğine anlam veremediğini ve bu sesi duymamak için otobüse binmediğini söylüyor. Kentte toplu taşıma araçlarını sık kullanan herkesin karşılaştığı bir tepki bu. 
 
‘Yıllardır aynı uygulamalar’ 
 
Ofis semtinden metropol semtine giden bir dolmuşta son koltukta oturan iki kadın da derin bir tartışmada. Çocuğunu toplum içinde emzirmenin ayıp olmadığını artık bunun aşılması gerektiğini yüksek sesle dile getiriyor. Diğer yolcularında tartışmanın içerisine girdiği konu bir anda yine kayyımlara ve ihraçlara geliyor. Kadınlardan biri yanındakine, “Ben belediyeden ihraç oldum. Niye ihraç olduğumu da bilmiyorum. Geldiler belediyelere el koydular, kayyım atadılar, hepimizi işimizden ettiler. Aslında bizi açlıkla terbiye etmeye çalışıyorlar. Gerçi yıllardır bu yapılıyor yine bu halk için değişen bir şey olmadı” diyor.
 
Yanında bulunan diğer kadının dava açıp açmadığı sorusuna ise “Dava açsam ne olacak? Her şey keyfi şekilde yapılıyor yargı bile. Artık kimsenin kaybedeceği bir şey yok nasıl olsa. Ülkenin, şehrin hali ortada. Kriz var, herkes boğazına kadar borç batağına saplanmış fakat hala her şey güllük gülistanlık şeklinde gösteriliyor. Allah hakkımızı kimseye bırakmasın” yanıtı geliyor inerken. 
 
‘Bizim malımızı bize satıyorlar’
 
Dağkapı istikametinde seyreden dolmuş ise Sur Belediyesi’nin önünden geçtiği sırada şoför gayriihtiyari bir şekilde dönüp yan koltukta oturan yolcuya şöyle diyor: “Belediyelerin önüne baksanıza karakol gibi. Sur’daki araziler satılıyor. Gördünüz mü? Bizim malımızın, evimizin üstüne oturup satış kararı çıkarıyorlar. Bizim malımızı bize satıyorlar. Milleti açlıkla sınıyorlar ama helal olsun millet ayakta kalıyor.” Duyarsız kalmayan yolcunun yanıtı da gecikmiyor: “Geldiler belediyelere el koydular. Yol yapıp duruyorlar sanki tek ihtiyacımız yolmuş gibi. Ne bir fabrika ne de bir iş imkânı sağlanıyor. Halkı açlıkla terbiye etmeye çalışıyorlar. Fakat ne yaparsa yapsın halk yine kime oy vereceğini bilir.” 
 
Gazetecilere ‘basın kartı’ engeli
 
Ayrıca DBP’li belediyeler döneminde basın kartları ile otobüse binen gazeteciler, kayyım atanmasının ardından “Sarı basın kartı” olmadan gazetecilerin binemeyeceği söylendi. Otobüse binen her gazeteciye şoförler, “Sarı basın kartınızı gösterin yoksa binemezsiniz ya da başka sefere sizi kabul etmeyeceğiz” uyarısında bulunurken gazetecilerin her defasında yanıtı “Ülkede ya da Diyarbakır’da kaç gazetecide sarı basın kartı var, biliyor musun? Ya da sarı basın kartı almanın çok kolay olduğunu mu sanıyorsun? Zaten birkaç kişide vardı oda iptal edildi” oluyor.