Sur'un taşları, bir çadır ve Zınar'ın gülüşü…

  • 09:12 29 Kasım 2017
  • Yaşam

 

Medine Mamedoğlu 
 
DİYARBAKIR - Sur'da hayata geçirilen yıkıma karşı bir ailenin soğuk hava koşullarına rağmen yıkıntılar arasında kurdukları çadırdaki direnişleri devam ediyor. Sur'un yıkılan tarihi taşlarından destek alarak yaptıkları çadırda her şeye rağmen direnen aile üyeleri kışlık hazırlık yapıyor.
 
Sur'da 24 Mayıs tarihinden bu yana devam eden yıkımla Alipaşa ve Lalebey mahallerinin yüzde 80'i yok edildi. Halkın susuz, elektriksiz bırakıldığı ama direnişten vazgeçmediği mahallelerde yıkılan evlerin yerine şimdilerde butik otellerin temeli atılıyor. Herkesin aylarca sessiz sedasız izlediği yıkıma karşı onlarca aile her gün evlerine vurulan kepçe darbelerine karşı direndi. Bütün ailelerin "Çadırda yaşarım", "Ölsem de çıkmam" dediği Sur, aylar sonra barikatlar ve bariyerler ile kapatıldı. Komşuları ile aralarına barikat giren ailelerin çoğu darp edildi, gözaltına alındı ya da bir sabah evine içinde yaşarken gelen kepçe darbesi ile uyandı. Bütün itiraz ve direnişine rağmen yıkılan evlerinin yerine çadır kuran Ak Ailesi ise iki ayı aşkın süredir, soğuğa ve yıkım tehdidine rağmen çadırlarını terk etmiyor.
 
'Evimizi aldılar bunu alamayacaklar'
 
Sur'un kepçelerden geriye kalan tarihi taşlarından destek alarak yapılan çadırda ikisi çocuk 5 kişi yaşıyor. Havanın soğuk olmasına rağmen sürekli çadır kapılarını açık bırakan aile, yıkım tehlikesine karşı çadırlarını bir an olsun terk etmiyor. "Evimizi aldılar, ama bunu alamayacaklar" diyen aile, yanı başlarında demir bariyerleri hemen arkasında yapılan temel atma çalışmalarını umursamadan yaşamlarına devam ediyor.
 
Zınar ve gülüşü…
 
Soğuk havaya rağmen gece kaldıkları çadırın içinde bir elektrikli soba, bir leğen bir kanepe ve mutfak eşyaları var. Her gördüğümüzde çadırın önünde elinde şemsiyesi ile oyun oynayan Zınar, neden kaldıklarını anlamadığı çadırını çok sevdiğini söylüyor. "Evimiz gitti, bu geldi" sözleri ile hem ailesi hem de kendi hikâyesini özetleyen Zınar, gülüşü ve oyunları ile Sur'a ve aileye biraz da olsa neşe kaynağı oluyor.
 
Komşudan alınan suyla kışlık hazırlık!
 
Çadırın içinde gördüğümüz Zozan ise komşudan aldığı suyla domates doğruyor. Yıkımın ve direnişin içinde kışlık hazırlığı yaptıklarını dile getiren Zozan, "Suyu komşudan alıyoruz. Zaten bir sobamız var onla da idare ediyoruz. Bu domateslerle kışa hazırlık yapıyorum. Zaten hava soğuk olduğu içinde dolaba ihtiyaç kalmıyor. Belki gelir çadırı da yıkarlar diye bir an olsun buradan ayrılmıyoruz" diyor.
 
Yıkımın içinde bir umut!
 
Soğuk hava şartlarında hafif nezle olan Zozan, sorularımıza kısa cevaplar vererek geçiştiriyor. Kimse farkında olmasa da büyük bir direniş sergileyen Zozan, Zınar ve diğerlerinin gelen kış ayına rağmen çadırdan çıkmaya niyetleri yok. Çatışma, yıkım ve umutsuzluğun içinde geri kalan insanlara umut ve ruh veren bu çadırın ne zamana kadar o sokakta kalacağı bilinmese de Sur'un taşlarından destek alınarak yapılan çadırın temellinin kolay kolay yıkılamayacağını hissediliyor…