Çocuk yaşta evlendirilen Nebahat: Birlikte mücadele edilmeli

  • 09:01 10 Nisan 2018
  • Yaşam

 

Hikmet Tunç/Zeynep Turgut
 
VAN - Çocuk yaşta evlendirilerek cinsel istismara ve sistematik şiddete maruz bırakılan binlerce kadından biri olan Nebahat Özan'ın hikâyesi, müftülere nikah izni veren, erk'ek zihniyete bir cevap niteliğinde. Evlendirilmesini "Diri diri mezara girdim" diye tanımlayan Nebahat, "Kadınlar çocuk evlendirmelere karşı birlikte mücadele etmeli" mesajı verdi. 
 
"Çocuk yaşta evlendirmelere" karşı kadınların yıllardır örgütlü mücadelesi devam ederken, iktidar ise çıkardığı yasalarla sorunun adeta önünü açmaya çalışıyor. Daha önce çocukların cinsel istismarda bulunan erkekle evlendirilmesine ilişkin yasa teklifi kadınların mücadelesiyle gündemden düşerken, arkasından müftülere nikah izni veren yasa geldi. 
 
Ancak cinsel istismara karşı Meclis'te oluşturulan komisyon çözüm olarak hadımı gösteriyor. Üstelik cezalarda 12 yaş sınırlaması öngörülüyor. 
 
Van'ın Edremit ilçesine bağlı Dönemeç (Engil) köyünde yaşayan Nebahat Özan, çocuk yaşta evlendirilen binlerce kadından biri. 65 yaşındaki Nebahat, 'evlilik' adı altında yıllarca maruz bırakıldığı cinsel şiddetin yanı sıra sistematik işkenceye de maruz bırakılıyor. 
 
'Gelenek adı verilmiş erk kurallar var' 
 
Evlendirildiği günü anlatırken dahi gerildiğini hissettiren Nebahat, "Köyde bütün kadınlar akrabalarıyla ya da köyden herhangi bir erkekle küçük yaşta evlendiriliyor. Hâlâ da öyle devam ediyor. Çünkü yasalardan bile ağır bir işleyiş var. 'Gelenek görenek' adı verilmiş katı kurallar var. 12 yaşında köydeki bir erkekle 'berdel' olarak evlendirildim. Başkaları için 'evlendirme' olan benim için diri diri mezara girmekti. Karşı koysam da bir hükmü yoktu, çünkü benim adına çoktan karar verilmişti. Ben sadece bu düzenin kurbanıydım" diye anlatıyor.
 
 'Daha uyuyamadan yerimden kalkmak zorundaydım' 
 
Evde, tarlada, bağ bahçede çalışan, çocukların bakımını da üstelenen Nebahat, şöyle devam ediyor hikâyesine: "Köyde bütün ağır işler kadınlara yaptırılırdı. Aynı zamanda kadın çocuk doğurmalıydı. Erkeklere bakmakla yükümlüydü. Tarlada, hayvan bakıcılığında, saman taşırken, buğday biçerken geçirirdik tüm zamanlarımızı. Eve geldiğimiz kısa sürede dinlenmek için gözlerimizi yumduğumuzda hemen akabinde bir adet ayağın ağırlığı yankılanırdı kafamızda. 'Zelzele mi oldu acaba?' diye o uyku sersemliğiyle yarı uykulu gözlerimizi açarken bir erkek bağırıyor; 'Ne yaptın da uyuyorsun' diyordu. Avazı çıkıncaya kadar bağırırken, bir an önce o ses sussun diye fırlardık yarı uykulu yerimizden." 
 
'Kendim daha çocukken, çocuk baktım'
 
Nebahat'in dört yıl sonra oluşan ilk gebeliğinde, çocuk doğumdan sonra yaşamını yitiriyor. "Çocuklarımın olmayacağına kanaat getiren aile büyükleri bu kez eşime ikinci eş getirmek için kolları sıvadı" diyen Nebahat, "O sırada yine hamile kaldım. Doğurduktan sonra kendim daha çocukken başka bir çocuğa nasıl bakacağımı düşünemiyordum. Hep tartışırdık eşimle. Tartıştıktan sonra aileme giderdim. Dönme çabalarım boşaydı. Çünkü kısa bir süre sonra ailem beni tekrar evlendirildiğim erkeğin yanına gönderirdi" diyor. 
 
'Kadınlar çocuk evlendirmelere direnmelidir'
 
Köyde hâlâ çocukların evlendirildiğini vurgulayan Nebahat'in isteği, kendi yaşadıklarını artık başka çocukların yaşamaması:  "Eski zamanlarda insanlar daha bilgisiz ve cahildi ama hâlâ çocuklar evlendiriliyor. Ne olursa olsun çocuk yaşta evlendirme olmamalı. Kadınlar istemedikleri evliliklere zorlanmamalı. Bunun önlenmesi yalnızca kadına bağlıdır. Kadınlar çocuk yaşta evlendirilmeye direnmelidir. Direnmekten, mücadele etmekten başka çare yok."