Kadınlar nasıl kentlerde yaşamak istiyor? – 4

  • 09:01 20 Haziran 2019
  • Dosya
Kars’ta farklılığı renkliliğe dönüştüren kadınlar yaşamı savunuyor
 
Hikmet Tunç – Zeynep Turgut
 
KARS – Farklı kimliklerin ve kültürlerin yüzyıllardır bir arada yaşadığı Kars’ta kadınlar ekonomik, sosyal, kültür ve sanat aktivitelerin yanı sıra her rengin özgünlüğünü de göz önünde bulundurulacak bir kent istiyor. 
 
Tarihsel ve kültürel açıdan birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kars, kadim kentler arasındaki yerini korumaya devam ediyor. Milattan Önce (M.Ö) 900’lü yıllarda Med’ler, 550’li yıllarda Persler, 180’li yıllarda Araks Krallığı, 439’da Sasaniler, 657’de Bizanslılar, 693’te Araplar, 1045’te tekrar Bizanslılar ve 1053’te ise Selçuklular olmak üzere birçok uygarlığın hüküm sürdüğü kentte günümüzde “Azeri”, “Türkmen”, “Kürt”, “Terekeme” ve “Yerli” olmak üzere beş etnik topluluk bir arada yaşıyor. 
 
Gürcistan-Ermenistan sınırında yer alan kentin adının Gürcü dilinde “kapı kenti” anlamındaki “Karis Kalaki” den gelmekte olduğu belirtiliyor. Kentte Çıldır gölü kıyıları, Soğuksu, Kars Kalesi, Havariler Kilisesi, Evliya Cami, Paşa Sarayı, Ardahan Kalesi, Ani, Şeytan Kalesi tarihi ve doğal güzellikleri turistlerin ilgisini çekse de henüz yeterli ilgi gösterilmiş değil. 
 
Kadınlar sorunlarını birbirleriyle paylaşıyor
 
Farklı kimliklerin bir arada yaşadığı kentin park ve bahçelerinde bir araya gelen kadınlar ise, semaver yakarak çaylarını yudumlarken, eğitim, sağlık ve ekonomik anlamda karşı karşıya kaldıkları zorlukları birbirleriyle paylaşıyor. Kars ayrıca, diğer birçok yerde olduğu gibi ekonomik krizin yarattığı işsizlik sorunundan dolayı son yıllarda dış illere çok fazla göç verdi. 
 
Tüm bu sorunlara rağmen, farklıklarını renklilik olarak tanımlayan Kars’ta yaşayan kadınlara“Nasıl bir kentte yaşamak istiyorsunuz?” diye sorduk. 
 
 ‘Yüzyıllardır bir aradayız’
 
Kars’ın Digor ilçesinde doğan ve Kürt olduğunu dile getiren Nuriye Ekmen, cevabına Kars’ı feodalitenin hakim olduğu bir kent olarak tanımlayarak başlıyor. Kentte, farklı kimliklerin bir arada yaşadığını söyleyen Nuriye, “Bu etnik yapıların arasında yer alan kentin yerlilerinin büyük bir çoğunluğu aslında asimile olan Kürtlerdir. Yüzyıllardır dedelerimiz, nenelerimiz bir arada yaşadı. Biz de bir arada yaşıyoruz” diye belirtiyor. 
 
‘Kadınlar için iş imkanı oldukça sınırlı’
 
Kentin geçim kaynaklarından söz eden Nuriye, özellikle kırsal kesimlerde hayvancılık ve elde edilen süt ve süt ürünleriyle halkın geçimini sağladığını dile getiriyor. Nuriye, ekonomik krizin kenti de önemli oranda etkilediğini belirterek, şöyle devam ediyor: “Sanayi anlamında bir fabrika yok. Özellikle iş olanakları çok sınırlı. İş olduğunda genelde erkekler çalışır. Kadınlar için iş imkanı oldukça sınırlı. Ülkenin her yerinde olduğu gibi Kars’ta da kadına yönelik şiddet oldukça fazla. Bunların temel nedenlerinden biri de kadın ekonomik olarak kendini erkeğe bağımlı hissediyor. Kendi alternatifini yaratamayınca erkeğin şiddetini kabul etmek zorunda kalan bir yapı var. Kadın şiddete karşı durup ailesinin evine taşınsa orada da ailenin baskısı ve şiddetiyle karşı karşıya kalıyor. Dolayısıyla şiddete karşı kadın susuyor. Bence kadının tüm sorunları ekonomik özgürlükle bağlantılı.”
 
‘Kadınların önüne set çekiliyor’
 
Kadınların ekonomik anlamda olanaklarını sağlaması gerektiğinin altını çizen Nuriye, “Biz altı, yedi kadın bir araya gelerek bir kooperatif kurma girişiminde bulunduk. Bunların biri keçi yetiştiriciliği, biri erişte, biri büyük baş hayvan olup süt ve süt ürünleri yapardı. Gerekli resmi girişimlerde bulunduk. Ama önümüze set çekildi. Ya ilçe ya da köy olması gerekiyormuş, bunun olması içinde kadınların tamamının aynı yerde ikametgahının bulunması gerekiyormuş. Bizim bu girişimimiz sonuç vermeyince bir şey yapamadık. Baktığımızda kadınlar için bir yol yok, önüne set çekiliyor” diye anlatıyor. 
 
‘Kadınların gidebileceği alanlar sınırlı’
 
Kentte sosyal anlamda kadınların gidebileceği alanların sınırlı olduğuna dikkat çeken Nuriye, “Bir çay içmek için bile kadın kafelere gitmek zorunda kalıyor. Ya da park alanlarında semaver yakarak bir araya gelebiliyor. Sinema salonu yok. Hiçbir sanatsal aktivite yok. Sağlık anlamında bir tane devlet hastanesi var. Renkli bir film dahi çekilmesi için Erzurum’a gidilmek zorunda. Çünkü hastanemizde ne yeteri kadar doktor var, ne de tedavi için gerekli makine ve malzeme var. Kadın hastalıkları konusunda ise uzman sıkıntısı yaşıyoruz” diye belirtiyor. 
 
‘Eşbaşkanlık heyecan verici’
 
Nuriye yerel seçimlerde Kars Belediyesi’nde eşbaşkanlık sistemini “heyecan verici” olarak özetlerken, şunları dile getiriyor: “Kars, çok kimlikli bir kent, dolayısıyla geliştirilen her proje bu dokuyu gözönünde bulundurarak oluşturulacak. Sosyal, sanatsal, kültürel, ekonomik, siyasal açıdan hepsinin hassasiyetleri ve hepsine hitap eden olanaklar sağlanmalıdır.”
 
‘Kendi ayaklarının üzerinde durmak önemli’
 
Kars’ta uzun yıllardır esnaflık yapan Yeter Akbaba, ise önce Türk olduğunu belirtiyor. Devamında bir kadın arkadaşıyla birlikte ev yemekleri yapıp sattıklarını söyleyen Yeter, bir esnaf olarak nasıl bir kent istediğini ise şu şekilde anlatıyor. “Bir esnaf olarak kente dair istediğim tek şey temizlik. Çünkü yetkililer şehrimizi temiz tutmadı. İnsanlarımızda bu konuda duyarsız. Oysa hiçbir kentte olmadığı kadar kentimizde tarihi, doğal güzellikler var. Bunlar değerlendirilebilir. Benim istediğim kent kadınların zor koşullarda çalışmak zorunda olmadığı bir kenttir. Tabi ekonomik olarak kendi ayakların üzerinde durmak çok önemli. Ama bizim mesleğimiz insanla uğraşmak, insanı memnun etmek. Gerçekten dünyanın en zorlu mesleği bu. Ben çalışmak, insanla uğraşmak zorunda olduğum bir kent  isterdim.”
 
‘Farklılıkların huzur içinde yaşadığı bir kent istiyorum’
 
Kendisini “amatör yazar” olarak tanımlayan ve soyadını vermek istemeyen Aliye, Kars’ta doğduğunu, 9 yaşında ise ailesiyle İstanbul’a göç ettiğini, 11 yıl aradan sonra tekrar kente döndüğünü belirtiyor. Terekeme olduğunu söyleyen Aliye ise yaşamak istediği kenti şu şekilde ifade ediyor: “Kars güzel bir kent aslında kadına değer veriliyor, ama ev içinde. Evin dışında kadın erkeğin arkasından yürümek zorunda. Sonuçta çok eşlilik yok. Bu önemli bir detay benim için. Kadın güçlü olmalı, yalnız yaşamalı, sosyal aktivitileri olmalı, kitap okumalı, yalnız Kars’ta değil dışına çıkmalı. Kars, yaşlılar için bir huzurevi gibidir. Çok güzel bir kenttir. Yazdığım eserlerim klasik roman tarzında, kadına yer veriyorum. Kadına yönelik şiddeti işledim. Ben ayrımın olmadığı farklılıkların bir arada, huzur içinde yaşadığı bir kent olmasını daha da yükseklere taşımasını istiyorum. Bir kadının yönetiyor olması tabii ki önemlidir. Çok olumlu karşılıyorum.”
 
31 Mart yerel seçimlerin yapıldığı tarihten itibaren Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kazandığı Kars Belediyesi’nde, eşbaşkanlık sistemiyle yeni bir dönem başladı. İlk defa bir kadının yer aldığı belediyede hem kent kadını, hem de eşbaşkan Şevin Alaca açısından yeni bir süreç söz konusu. 
 
‘Başkan deyince zihinlerde erkek canlanıyor’
 
Eşbaşkanlığın Karslıların daha önce tecrübe ettiği bir yönetim şekli olmadığını ifade eden Şevin, “Seçim çalışmalarımız sırasında da farklılıklarla karşılaştık. Çünkü burada zihinlerde başkan deyince bir erkek canlanıyordu. Seçim kampanyasıyla bu algıyı bir nebze de olsa kırmaya başladık. Özellikle kadınlar tarafından çok ilgiyle karşılandım. Taleplerini bir kadın başkanla paylaşacakları fikri onlarda bir heyecan yarattı” diye kaydediyor. Şevin Kars’ın bir kadın kenti olabilmesi için kadın rengi ve bakış açısıyla projelerin hayata geçirilmesi için kentli kadınlar ile hep beraber çalışılmasının önemini vurguluyor. 
 
‘Kadınlar taleplerini benimle paylaşıyor’
 
Kadınların çoğunun belediye binası önünden dahi geçmediğine işaret eden Şevin, “Bizimle birlikte kadınlar artık belediye binasında taleplerini benimle paylaşıyor. Bu çok önemli bir adım. Bırakın dışarıdaki halkı, belediye içerisindeki personelin dahi kadın eşbaşkan uygulamasında zorluk yaşadığı bir durumdu. Ama bu yavaş yavaş aşılıyor. Kadınların kentle ilgili karar sahibi olması, kadınların yaşama bakış açılarını da değiştiriyor. Bu anlamda çok olumlu olduğunu ve halkın kafasında da bunun zamanla oturacağını düşünüyorum” diye anlatıyor.  
 
‘İstihdam alanlarında öncelik kadınların’
 
Şevin kadınlar için hazırladıkları projeleri ise şu şekilde özetledi: “Önümüzdeki aylarda ilk olarak bir kadın çalıştayı planladık. Bu çalıştayla birlikte projelerimizin alt yapısı belirlenecek. Çalıştaya yerelden kadın temsilcilerin katılımı çok önemli. Bizler çalıştayda sorunlarımızı tartışarak burada projelerimize yönelik önerileri almak amaçlıdır. İlk olarak kadınlara meslek edindirme kurslarımızı açacağız. Kurslarımız mahallelerde açılacak bunun temel nedeni mahalledeki kadınların ekonomik anlamda sıkıntıları daha fazla. Ciddi bir iş bulma sorununda bir olduğu zaman öncelik erkeklere tanınıyor. Kars Belediyesi olarak bir takım istihdam alanlarını açarak burada öncelikli kadınlara yer vermeyi düşünüyoruz.”
 
‘Kadınlar haklarından habersiz’
 
Kadınlara özel merkezler açılacağını söyleyen Şevin, burada psikolojik ve hukuki danışmanlık sağlanacağını kaydetti. Kadınların sorunlarını kolay anlatmadığını ifade eden Şevin, kadınların daha büyük sıkıntıları olduğuna dikkat çekiyor Şevin, “Evde kadınların birçok sıkıntıları oluyor. Kadına yönelik şiddet var. Yine hukuki olarak kadın kendi haklarından habersiz. Ya da çalışma alanındaki haklarını bilmiyorlar. Dolayısıyla mobbinge uğradıklarını dile getirmeleri çok zor oluyor. Bu anlamda sorunlarını dile getirmesi ve çözüme kavuşması yapacağımız merkezlerin çok faydalı olacağını düşünüyoruz” diyor. 
 
‘Kentle ilgili çalışmalarda kadınların imzası olsun’
 
Kadının renginin, bakış açısının yansıtıldığı, sosyal, kültürel ve iş yaşamı anlamında, hayatın merkezinde olduğu, bir kent yaracaklarını söyleyen Şevin son olarak, “Biz bir kadın partisiyiz, kentle ilgili önemli çalışmalarda kadınların imzası olsun. Eşbaşkanlık sistemi kadınlar için bir şanstır. Kadının karar mekanizması olabilmesi için sözünü söylemesi gerekir. Dolayısıyla buradan kadınlara seslenerek birleşelim” diye çağrı yapıyor. 
 
Yarın: Cizreli kadınlar: Bizden alınmak istenenleri yeniden hayata geçirelim