İki yılın ardından Cizre: Size az gelir ama ben 3 gün boyunca o dolapta don tuttum… (2)

  • 09:11 11 Aralık 2017
  • Dosya

 

Medine Mamedoğlu - Piroz Zırığ 
 
ŞIRNAK - Cizre'den ilk yasağın uygulandığı tarihlerden biri olan 8 Eylül 2015 günü yansıyan bir fotoğraf karesi devletin Kürt’e gördüğü revayı gözler önüne seriyordu. 7 Eylül 2015 günü evinin kapısında katledildikten sonra cenazesi 3 gün boyunca derin dondurucuda bekletilen Cemile Çağırga'nın annesi Emine Çağırga üzerinden iki yıl geçmesine rağmen ilk günkü gibi hatırladığı 3 günü şu sözlerle anlatıyor: "3 gün size az gelir ama ben 3 gün boyunca o dolapta don tuttum."
 
Şırnak'ın Cizre ilçesinde 14 Aralık 2015 yılında ilan edilen ikinci "sokağa çıkma yasağı"nın üzerinden iki yıl geçti. İlk olarak 4 Eylül 2015’te ilan edilen yasak, 12 Eylül 2015 günü kaldırıldı. 14 Aralık 2015-1 Mart 2016 tarihleri arasında uygulanan "sokağa çıkma yasağı" önce kademeli olarak ardından ise tamamen kaldırıldı. 8 gün süren ilk yasakta aralarında çocukların da bulunduğu Mehmet Emin Levent (21), Sait Çağdavul (19), Muhammed Tahir Yaramış (35 günlük), Cemile Çağırga (10), Osman Çağlı (18), Meryem Süre (53), Özgür Taşkın (20), Seyit Eşref Erdin (60), Zeynep Taşkın (18), Maşallah Edin (35), Sayit Nayici (17), Selman Ağar (10), Bünyamin İrci (15), Mehmet Dikmen (70), Mehmet Erdoğan (75) ve Mehmet Emin Açık'ın (70) isimli 21 kişi devlet güçlerinin saldırıları sonucunda katledildi.  İkinci yasakta Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanları Asya Yüksel ve Mehmet Tunç ile birlikte 300’e yakın kişinin katledildiği ilçeden ilk yasağın uygulandığı tarihlerden biri olan 8 Eylül 2015 günü yansıyan bir fotoğraf karesi, iktidarın “kadın da olsa çocuk da olsa vurun” dediği Kürt’e gördüğü revayı gözler önüne seriyordu. 
 
Ev sessiz
 
İlçede 4 Eylül 2015'te ilan edilen “Sokağa çıkma yasağı”nın ardından Cudi Mahallesi’nde yaşayan 10 yaşındaki Cemile Çağırga, 7 Eylül günü evinin kapısında vurularak katledildi. İktidara yakın basın yayın kuruluşlarının “Terörist vuruldu” diye servis ettiği bu katliam haberini diğerlerinden ayıran, sonraki günlerde atılan, “Cenazesi üç gün boyunca derin dondurucuda saklandı” manşeti oldu. Anne Emine Çağırga’nın çığlıklarını duymayan devletin Cemile’ye reva gördüğü katliam ve cenazeye işkence oldu.  Katledildikten sonra  “yasak” gerekçesiyle defnedilmesine izin verilmeyen Cemile’nin cenazesi günlerce evinde bulunan bir derin dondurucuda bekletildi. Cemile’nin cenazesi, katledildikten bir hafta sonra kendisi gibi katledilen çocukların da aralarında bulunduğu 16 kişiyle birlikte 13 Eylül 2015 günü toprağa verildi.  Aradan iki yıl geçmesine rağmen Cemile'nin evinde, ölümün yaşandığı ilk günkü gibi bir sessizlik hakim. Halen kurşun izlerinin olduğu bahçe kapısından geçtiğimizde bahçede oturan Anne Emine Çağırga'yı görüyoruz. Bir şeyi bekler gibi kapıya bakan Emine, fotoğraflarda olduğu gibi halen ilk günün hüznünü ve acısını taşıyor.
 
'Ellerimden kayıp gitti'
 
İki yıldır yaşayabilmek için kızının anılarına sarılan Emine'nin ağzından ilk olarak, "Cemile ilk değildi son da olmadı" sözleri dökülüyor. “Yasak” sürecini ve sonrasında yaşananları ilk günden anlatmaya başlayan Emine, "Daha yaz ayıydı. 'Yasak var' dediler ben de inanmadım. Cemile okula gitti daha sonra eve geri geldi. Öğretmenleri 'yasak var evlerinize gidin' dediği için eve dönmüştü. Ardından iki gün boyunca çatışmalar yaşandı. Sürekli silah sesleri geliyordu. Diğer gün biz ailedeki herkesle birlikte evimizin bahçesinden oturuyorduk. Cemile de benim yanımda ayakta duruyordu. Birden tarama sesleri duyduk. Herkes kendini yere attı sonra kalktım 'Cemile Cemile' diye bağırdım. Birden baktım kızım yerde. 4 defa Cemile diye bağırdım sonuncusunda  ‘Ay yade’  diye bağırdı ve elimde can verdi" dedi. 
 
'Saçına, ellerine kına yaktım'
 
Herkesin bildiği ama duyunca bile utandığı, kendisinin ise her saniyesini yaşadığı olayı anlatan Emine, şöyle devam ediyor konuşmasına: “Sonra aldık eve götürdük. Üç gün benim kızım ellerimde yanı başımdaydı. Hastaneye götüreceğiz dediler. Ben bunu kabul etmedim, kızımı devletin eline vermem dedim. Sonra elimden kızımı alır 'Biz terörist öldürdük' derler dedim. Zaten hastaneye götürme şansımız da yoktu. Kalktık onu yıkadık, kızım kınayı çok severdi, onun saçını ve elini kınaladık. Kefenledik, ama devlet cenazemizi çıkarmamıza da izin vermedi. Bütün vekiller herkes devreye girmesine rağmen bir türlü izin vermediler. Biz de yaz ayı daha kötü olmasın diye onu derin dondurucuya koyduk. 3 gün boyunca benim kızımın bedeni orada kaldı.  3 gün size az gelir ama ben 3 gün boyunca kızımla o dolapta don tuttum. Herkes bunu görüp duyarlı davrandıktan sonra 3 günün sonunda kızımı hastaneye götürdük. 9 gün sonunda bizi Şırnak'tan çağırdılar 'gelin cenazeyi burada defin edeceğiz' diye. Daha sonra yasak kalktı. Biz de oraya gidip oradaki 21 cenazeyi aldık. Buraya getirdik daha sonra defin ettik." 
 
'Cemile ne ilkti ne de son oldu'
 
Cemile'nin katledilen ne ilk ne de son çocuk olmadığını söyleyen Emine, OHAL'de Kürdistan sokaklarında oyun oynarken katledilen çocukları hatırlattı. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın sivilleri hedef alan katliama ilişkin yaptığı, “Teröristler etkisiz hale getirildi” sözlerini halen öfke duyarak hatırlayan Emine, "Cemile'ye terörist dedi. Başına gelen silahın parçası bizim elimizdeydi. Her şeyimiz belli hiçbir şeyimiz saklı değildi. Kendi ülkesi de bütün dünya da gördü. Günlerce bize ambulans vermediler. Benim kızım derin dondurucu da kaldı” ifadelerini kullandı. 
 
'Senin de yüreğin yansın'
 
Tayyip Erdoğan'ın katıldığı bir etkinlikte, Kürtleri kast ettiği, "10-15 çocuk yapın. Bakın onlar 10-15 çocuk yapıyor" sözlerini hatırlatan Emine, "Bizim içimizi yak, bizi çocuklarımızdan ayır, gördüğün her Kürt çocuğunu katlet sonra da otur terörist de bize. O bunlarla bizim canımızı ciğerimizi nasıl yaktıysa, nasıl parçaladıysa onun da canı öyle yansın. Allah bizim hakkımızı yerde bırakmasın. Sokaklarda oynayan çocukların elinde de silah mı var. Ya sokakta oyun oynuyorlar ya okuldan geliyorlar. Onları hedef alıp vuruyorlar. Sonra da diyorlar ki 'terörist öldürdük.’ Bununla bütün Kürtleri yok edeceklerini mi sanıyorlar. Yapamayacaklar. Biz böyle bitmeyiz" dedi.  
 
'Ne ben unuturum ne de Kürt halkı'
 
Kızının katledilmesinin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen herhangi bir hukuki süreç başlatılmadığını söyleyen Emine, "Kızımın katledilmesi yargı tarafından da görülmedi. Bir dosyasının olduğunu dahi sanmıyorum. Bir gün bizi çağıracaklar ardından içi boş cümleler kurarak gidin diyecekler. Ancak bu katliamları ne ben ne de Kürt halkı unutmayacak. Yaşanan katliamlar açığa çıkana dek peşinde olacağız" dedi.  
 
YARIN: Halk ne katliama ne de yıkıma boyun eğmedi!