Nusaybin'de 134 gün: Tarih yazanların ardından 2 yıl (2)

  • 09:02 11 Mart 2018
  • Dosya

 

İsimsiz kahramanların direniş notları
 
MARDİN - Nusaybin'de ateşe koşan kelebekler gibi direnişe koşan gençlerin ayak izlerinin olduğu her mahallede anılar kaldı geriye. Direnişe not düşen isimsiz kahramanlar, geride anlam yüklü sözler bırakarak, tarihin sayfalarında yerlerini aldı.
 
Özyönetim ilanının ardından toplamda 5 kez son olarak ise 14 Mart 2016 tarihinde ilan edilen "sokağa çıkma yasağı" boyunca hafızalara "Nusaybin sendromu" olarak kazınan bir direnişe öncülük etti gençler. 6 mahallesinde yasağın uygulandığı ilçe 134 gün boyunca havadan ve karadan saldırı altındaydı. Aradan geçen iki yılda  halkın umudu ve direnişi ile dimdik ayakta duran Nusaybin, 92'den sonra tarihinin en büyük direnişini yaşadı. 
 
Halk direnişi halay ve türküler ile karşıladı
 
1992 Newroz'unda devletin zulmü ile karşılaşan Nusaybin diğer adıyla Nisêbîna Rengin, ilan edilen yasaklar boyunca barikat başında sabahlıyordu. Halk, halaylar, türküler ile tank ve toplara karşı direndi. Tarih 3 Haziran 2016'yı gösterdiğinde de yine bir direnişi göğüslemiş, tüm saldırılara rağmen dimdik ayakta duruyordu Nusaybin. İçişleri Bakanlığının "Operasyonlar bitti'"açıklamasına rağmen günlerce havadan bombalanmaya devam etti. 
 
Nusaybin'in kalbinde dinmeyen direniş ruhu
 
"Bir kahramanlık destanıdır Nusaybin" diyen direnişçilerin toprağı Nusaybin'de bir tarih yazıldı. Yaşamanı yitirenlerin vasiyetlerine not düştüğü, "Bugünleri asla mağdur edebiyatıyla anlatmayın, mağdur tarih yazmaz oysa biz tarih yazıyoruz" sözleri, Nusaybin'in her sokağında bir bellek oluşturdu. "Bizler destan yazacağız, ardıllarımıza bizi anlatacaklara tüm kararlılık ve aynı inançla" diyerek ateşe koşan kelebekler gibi direnişe koşan gençlerin ayak izlerinin olduğu her mahallede anılar kaldı geride. Direnişe not düşen isimsiz kahramanlar, geride anlam yüklü sözler bırakarak, tarihin sayfalarında yerlerini aldı. Şimdi Nusaybin'in her alanında yaşamını yitiren YPS ve YPS JIN üyelerinin ardında bıraktıkları izleri ve sözleri yankılanıyor. Peki kim ne söylemişti ve nasıl tanınırdı bunları da bilindiği kadarıyla not düşmek gerekiyor. 
 
'Bir devlet kendi devletini işgal eder mi?'
 
Cebindeki şekerlerle çocukların payını yüreğinde gizleyen Nurullah Bozdoğan'ı herkes Sinan diye bildi. "Bir taş da sen koy, sen de özgürleş" yazılamalarıyla hayata espri katmayı usta maharetiyle, direnişiyle harmanlayan Sinan'ın özyönetim saldırılarına dair sözleri kaldı. "Şu an devlet bize saldırıyor, en ağır silahlarını kullanıyor, milyon dolar harcanıyor. Saldırılarda dikkat ettiniz mi, Osmanlı istila dönemlerinden kalma marşlar çalıyorlar, düşen mahallelere bayrak dikiyorlar. Çoluk çocuk demeden katliamdan geçiriyorsan demek düşman olarak görüyorsun, bayrak dikiyorsan eğer toprak işgal ettin demektir. Yani devlet bu hareketiyle aslında yıllar önceki işgali de kabul etmiş oluyor. Demek bu topraklar hiçbir zaman Türk toprağı olmadı ki hala aynı mantıkla işgal ederek bayrak dikiliyor. Bir devletin kendi devletine bayrak dikip zafer naraları attığı nerde görülmüş? Varsa da işte orası Türkiye'dir…"
 
'Ölüme zılgıtla gidenlerdeniz biz'
 
Sevim Arzu da (Hebun Silopi) direniş mahallelerinde arkadaşlarının arasında, "teslimiyete hayır" diyerek yaşamını yitirdi. Dicle Mahallesi'nin en hareketli kadını olan Hebun'un "Ama Heval" diyen bakışları kazındı tüm Nusaybin'e. Hebun, kentte yasağın ilan edildiği gün yeni kıyafetler giymek istemesini şu sözlerle dile getirmiş: "Buradan ölmeden çıkmayacağız. Onların tankları topları var. Şehit düşeceğimizi çok iyi biliyoruz. Bizim de göstermek istediğimiz bu zaten. Öleceğimizi bile bile özgürlük uğruna ölüme zılgıtlarla gidenlerdeniz biz. İşte bu yüzden ölüme temiz ve yeni kıyafetlerle gitmek isterim. Cenazem ellerine düştüğünde 'kirli' demesinler…"
 
'İşte bu fotoğraf o fotoğraf'
 
Zeynelabidin ve Kışla (Kanika) mahallelerinin karakaşlı çocuğu Abdurrahman Oral (Xalıt Merdin), anneler tarafından "bizim pembe yanaklı Xalıt" diye tanınıyor. Günün 24 saatini barikat yaparak geçiren Xalıt'ın etrafında çocuklar hiç eksilmezmiş. Yırtık iş eldivenleriyle, her barikat yapımının ardından çocuklara dağıttığı 'Halley'leriyle çocuklar arasında dilden dile dolaşan Xalıt'a, "Heval Xalıt sen Halleyye benziyorsun, onun kadar tatlısın" diyerek sevgilerini gösteriyormuş. Xalıt ayrıca, ilçeye gelen yerli ve yabancı basının da ilgi odağı olmuş. Tüm çekim ısrarlarını reddeden Xalıt'ın yasak başlamadan 2 gün önce yabancı basına çektirdiği fotoğrafıyla Nusaybin direnişine dair tek fotoğraf karesini geride bıraktı. O fotoğrafı çektirmesinin nedenini ise şu sözlerle dile getirmiş: "Biliyorum sizin yakalamak istediğiniz bir direnişçinin günlük yaşamı ve mekân. İşte bu fotoğraf o fotoğraf…"
 
Bombaların bir an dahi susmadığı Nusaybin aslında bir direnişin fotoğrafını ortaya koydu. Tıpkı Xalıt'ın dediği gibi "İşte bu fotoğraf o fotoğraf…"
 
YARIN: Katledilenleri dosyası tozlu raflara: İşkence ile ifade verenlere 76 kez müebbet