Ateşin hakikatine erişen kadınların mirası: Newroz, direniş (3)

  • 09:01 18 Mart 2018
  • Dosya

 

Newroz ruhu Efrîn direnişi ile can buluyor
 
HABER MERKEZİ - Anadolu ve Mezopotamya halkları için yeni bir süreci, yeniden doğuşu ifade eden 2013 Newroz'una gönderdiği mesaj ile kaostan çıkışın tek yolunun halkların birlikte mücadelesinden, halk olmaktan kaynaklı eşitlikten yani Demokratik Ulus paradigmasının yaşamsallaştırılmasından geçtiğini vurgulayan PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın milyonları birleştirdiği Newroz ruhu, bugün Efrîn'den, Minbic'e, Rakka'ya Ortadoğu'da can suyunun değdiği her yerde yaşam buluyor. 
 
Tarih 21 Mart 2013'ü gösterdiğinde, "Selam olsun bu uyanış, canlanış ve diriliş günü olan Newrozu en geniş katılım ve ittifakla kutlayan Ortadoğu ve Orta Asya Halklarına…" diye seslenmişti PKK Lideri Abdullah Öcalan. 2013 yılı Kürt ve Türk halkları için yeni bir sürecin başlangıcı olmuştu. 18 Mart 2013'te dönemin Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Hakkari Milletvekili Selahattin Demirtaş ile BDP Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, İmralı Adası dönüşünde Abdullah Öcalan'ın, "21 Mart'ta bir çağrı yapmak üzere hazırlıklar sürüyor. Yapacağım çağrı tarihi nitelikte olacak. Bu çağrı askeri ve siyasi ayaklara dair doyurucu bilgiler içeriyor olacak" mesajını kamuoyuna duyurdu.
 
Açıklama, bu Newroz'un diğer Newrozlardan apayrı bir yerde durduğunun da mesajı niteliğindeydi. Milyonlar bu tarihi ana tanıklık etmek ve Abdullah Öcalan’dan gelecek mesajı dinleyebilmek için  Newroz alanlarında tek yürek olmuştu. 21 Mart gününü merakla bekleyen milyonlar, Newroz hazırlıklarına dört elle sarıldı. 21 Mart günü gelip çattığında kadınlar tüm renklerini kuşanıp en ön saflarda yerini aldı. Çünkü savaşın en ağır bedelini ödemişti kadınlar. 
 
Günler 21 Mart’ı gösterdiğinde Diyarbakır'daki Newroz alanı hınca hınç dolmuştu. Newroz alanlarını "Öcalan'a özgürlük Kürtlere statü" şiarı ile dolduran 7’den 70’e milyonlarca kişi Abdullah Öcalan'ın okunacak olan mesajına kenetlendi. Diyarbakır'da mesajın Kürtçesini Pervin Buldan, Türkçesini ise Sırrı Süreyya Önder okudu.  
 
Binler Newroz alanında, evlerinde, iş yerlerinde, sokaklarda, caddelerde Abdullah Öcalan’ın mesajına kilitlendi. Kolay değil savaş 40 yıllık, acılar ise tarifsizdi.
 
Abdullah Öcalan, Newroz alanını dolduran milyonlara şu sözlerle seslendi: 
 
 "Selam olsun bu uyanış, canlanış ve diriliş günü olan Newrozu en geniş katılım ve ittifakla kutlayan Ortadoğu ve Orta Asya Halklarına…  
 
Selam olsun yeni bir dönemin miladı ve gün ışığı olan Newrozu büyük bir coşkuyla ve demokratik bir hoşgörüyle kutlayan kardeş halklara… 
 
Selam olsun demokratik hakları özgürlük ve eşitliği rehber edinen bu büyük yolun yolcularına…
 
Zagros ve Toros dağ eteklerinden, Fırat ve Dicle nehir vadilerine; kutsal Mezopotamya ve Anadolu topraklarından tarım, köy ve şehir uygarlıklarına analık eden halkların en eskilerinden olan Kürtler sizlere selam olsun…
 
Binlerce yıllık bu büyük medeniyeti farklı ırklarla, dinlerle, mezheplerle kardeşçe ve dostça birlikte yaşayan, birlikte inşa eden Kürtler için Dicle ile Fırat, Sakarya ve Meriç'in kardeşidir. Ağrı ve Cudi Dağı, Kaçkar ve Erciyes'in dostudur. Halay ve Delilo, Horon ve Zeybek'le hısım-akrabadır.
 
Bu büyük medeniyet bu kardeş topluluklar, siyasi baskılarla harici müdahalelerle grupsal çıkarlarla birbirlerine düşürülmeye çalışılmış hakkı, hukuku, eşitliği ve özgürlüğü esas almayan düzenler inşa edilmeye çalışılmıştır.  Son iki yüz yıllık fetih savaşları batılı emperyalist müdahaleler baskıcı ve inkarcı anlayışlar, Arabi, Türki, Farisi, Kürdi toplulukları ulus devletçiklere, sanal sınırlara suni problemlere gark etmeye çalışmıştır" ifadeleri ile bugün Efrîn'de Kürtlere dönük katliamı reva gören ulus devletçi, emperyal güçlerin kirli ittifakını da öngördü. 
 
'Newroz alanını hınca hınç dolduran yüz binler çözüm istiyor'
 
Sömürü rejimleri, baskıcı ve inkarcı anlayışlar artık miadını doldurmuştur. Ortadoğu ve Orta Asya halkları artık uyanıyor. Kendine ve aslına dönüyor. Birbirlerine karşı kışkırtıcı ve köreltici savaşlara ve çatışmalara dur diyor. Newroz ateşiyle yüreği tutuşan, meydanları hınca hınç dolduran yüz binler, milyonlar artık barış diyor, kardeşlik diyor, çözüm istiyor. Bizim kavgamız hiçbir ırka, dine, mezhebe veya gruba karşı olmamıştır, olamaz. Bizim kavgamız ezilmişliğe, bilgisizliğe, haksızlığa, geri bırakılmışlığa her türlü baskı ve ezilmeye karşı olmuştur.
 
'Yeni bir dönem başlıyor'
 
Çağrımı bağrına basan gençler, mesajımı yüreğine katan yüce kadınlar, söylemlerimi baş-göz üstüne diyerek kabul eden dostlar, sesime kulak kesilen insanlar; Bugün yeni bir dönem başlıyor.  Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor. Siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir süreç başlıyor; demokratik hakları, özgürlükleri, eşitliği esas alan bir anlayış gelişiyor. 'Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun' noktasına geldik. Ben, bu çağrıma kulak veren milyonların şahitliğinde diyorum ki; artık yeni bir dönem başlıyor. Etnik ve tek uluslu coğrafyalar oluşturmak, bizim aslımızı ve özümüzü inkar eden modernitenin hedeflediği insanlık dışı bir imalattır.
 
Bu bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Bu mücadeleyi bırakma değil, daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır.
 
Bu toprakların tarihselliğinde önemli bir yer tutan ‘BİZ’ kavramının genişliği ve kapsayıcılığı dar, seçkinci iktidar elitleri eliyle ‘TEK’e indirgenmiştir. ‘BİZ’ kavramına eski ruhunu ve pratiğini vermenin zamanıdır. Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz. Ayrıştırmak isteyenlere karşı birleşeceğiz.  Zamanın ruhunu okuyamayanlar, tarihin çöp sepetine giderler. Suyun akışına direnenler, uçuruma sürüklenirler. Bölge halkları yeni şafakların doğuşuna şahitlik etmektedir. Savaşlardan, çatışmalardan, bölünmelerden yorgun düşen Ortadoğu halkları artık kökleri üzerinden yeniden doğmak, omuz omuza ayağa kalkmak istiyor. 
 
Bu Newroz hepimize yeni bir müjdedir.
 
Yeni mücadelenin zemini fikir, ideoloji ve demokratik siyasettir, büyük bir demokratik hamle başlatmaktır.
 
Selam olsun bu sürece güç verenlere, demokratik-barış çözümünü destekleyenlere!
 
Selam olsun halkların kardeşliği, eşitliği ve demokratik özgürlüğü için sorumluluk üstlenenlere!
 
Yaşasın Newroz, yaşasın halkların kardeşliği!"
 
Ortadoğu’da tekçi ve mezhepçilikten beslenen köleci devlet ve iktidarcı anlayışın yarattığı sonuçlara ve nedenlerine ilişkin analizleriyle geleceğe dair önemli belirlemelerde bulunan Abdullah Öcalan, halkların kaostan çıkışının tek yolunun birlikte mücadele mücadeleden, halk olmaktan kaynaklı eşitlikten yani Demokratik Ulus paradigmasının yaşamsallaştırılmasından geçtiğini vurgulamıştı. 
 
Adeta halklar mozaiği olan Anadolu ve Mezopotamya topraklarında  “tekleştiren” iktidar söylem ve politikalarının halkları bölmekten başka bir sonucu açığa çıkarmadığını, demokrasi mücadelesinin halk değil, halklar mücadelesi yaşamsal kılındığı takdirde yüzyıllar boyunca kana bulunan bu topraklarda nihai bir barışa vesile olacağı belirlemesinde bulunmuştu. 
 
7'den 70'e herkes Abdullah Öcalan'ın özgür yaşam iradesinin yanında yer aldı 
 
Abdullah Öcalan’ın mesajı tüm Türkiye halkları tarafından umut ve coşkuyla karşılanmış, kadınlar, öğrenciler, gençler, işçiler, sanatçılar, aydın ve akademisyenler, siyasetçiler, gazeteciler 7’den 70’e herkes Abdullah Öcalan’ın özgür kadın, özgür toplum, demokratik yaşam iradesinin yanında yerini almıştı. 
 
Tarih 21 Mart 2014’ü gösterdiğinde ise Abdullah Öcalan bu kez de çözüm sürecine dair kimi tartışmalar yürütülmekle birlikte, hükümetin süreci ağırdan aldığını açıklayan bir mesajla uyarıda bulunmuştu. 2014 Newroz’unda Diyarbakır’a sığmayan milyonlara şöyle seslenen Abdullah Öcalan , "Barış savaştan daha zordur ama her savaşın da mutlaka bir barışı vardır. Biz direnirken korkmadık, barışırken de korkmayacağız. Bizim direnişimiz, kardeş halklara karşı değil, hegemonik karakterli, yok sayan, imha eden, inkar eden zulüm düzenine karşı olmuştur. Dolayısıyla barışımız da hükümetler ya da devletler için değil, bu toprakların binlerce yıllık kadim değerlerini özümseyen, dünya kültürel mirasının eşsiz hazırlayıcısı olan Anadolu, Kürdistan ve Mezopotamya halkları içindir. Hükümet ve devlet bu gerçekliğe uygun bir ciddiyet geliştirmekle yükümlüdür" sözleriyle, hükümete sürece sahip çıkma çağrısında bulunmuştu. 
 
'Kadınlar barışın asıl taşıyıcısı olacak'
 
Çözüm sürecinin en başından beri kadına ve kadın mücadelesine dair önemli tespit ve önerilerde bulunan Abdullah Öcalan, yine bu yıl bahar renklerini kuşanarak alanı dolduran milyonlarca kadına da şu sözlerle seslenmişti: "Kadınlar, biriktirdikleri büyük özgürlük ve eşitlik potansiyelinin yanında, demokratik toplumsal gelişmeye ekledikleri yeni etik ve estetik değerlerle bu barışın asıl taşıyıcısı olacaklardır."
 
'Kadınlar ve gençler aktif biçimde yer almalı'
 
Takvimler 2015 21 Mart'ını gösterdiğinde de Abdullah Öcalan sürecin gidişatına dair zaman zaman yaptığı eleştirileri daha da derinleştirerek, bu kez kadınlara sürece sahip çıkmaları için uyarıda bulundu ve şu sözleri kullandı: "Mahşeri topluluğunuzun ezici çoğunluğunu teşkil eden özgürlüğe kanat çırpan kadınları ve gençleri önümüzdeki dönemin ekonomik, sosyal, siyasal ve güvenlik alanlarında özgürlük ve eşitlik mücadelesinde en aktif bir biçimde yer almaya ve başarmaya çağırıyorum. "
 
Abdullah Öcalan emek, çaba ve perspektifleriyle sürece öncülük etti
 
Abdullah Öcalan o gün bir kez daha alanları dolduran milyonların umutlarını Newroz ateşi ile yeşertmişti. Kadınlar, yeni sürece öncülük etmeye hazırdı. Abdullah Öcalan Newrozlara gönderdiği mesajlar ile sürecin barış ile sonlanması için gerekli misyonu üstleneceğini tekrarlarken, öneri, görüş ve perspektifleriyle ve tek taraflı yoğun çabasıyla süreci belirli bir aşamaya getirdi. 
 
Halk özyönetimlerle özgürlük mücadelesindeki kararlılığını ortaya koydu 
 
2015 yılında “tek adam” rejimini resmileştirmek için süreci "buzdolabına" kaldıran AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, sadece süreci “buzdolabına” kaldırmadı. 3 yıl boyunca Abdullah Öcalan öncülüğünde verilen emeği ve halkların birlikte yaşam iradesini ortadan kaldırdı. Halk Tayyip Erdoğan’ın irade gaspına, öz yönetimler ile cevap vererek, demokrasi ve özgürlük mücadelesindeki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu. 
 
Kadınlar Abdullah Öcalan'ın yüklediği misyonla öncülük etmeye devam ediyor 
 
2016 ve 2017 yıllarında çatışmalı sürece inat alanları dolduran yüzbinler, "Mutlaka Kazanacağız" şiarını tek bir ağızdan seslendi.  Bu süreçlerin öncülüğünü de Abdullah Öcalan’ın büyük misyon biçtiği, öncülük rolü yüklediği kadınlar yaptı. Tüm yasaklara inat Newroz alanlarına çıkan kadınlar, “Faşizme geçit vermeyeceğiz, özgürlüğü kazanacağız” diye haykırdı. 
 
Bu yıl da tüm yasaklamalara inat Newroz alanlarına çıkmaya hazırlanan Anadolu ve Mezopotamya halkları,  "Newroz ruhuyla direnişi yükseltelim, Efrîn'de zaferi kazanalım" şiarı ile Efrîn'de beden bulmuş kazanımlarını sahiplenecek. 
 
YARIN: Newroz'un küllerinden yeniden doğan Efrînli kadınlar direniyor