AKP'nin 16 yıllık kadın ve çocuk karnesi: Şiddet 14 kat arttı (4)

  • 09:01 9 Haziran 2018
  • Dosya

 

HABER MERKEZİ - AKP iktidarının seçim istatistikleri sonuçlarına göre bir kabul edip bir inkar ettiği Kürt sorununu derinleştiren savaş politikalarının en büyük mağduru çocuklar oldu. 16 yılda kadına yönelik şiddet 14 kat, cinsel taciz yüzde 499, fuhuş yüzde 790, cinsel istismar ise yüzde 434 oranında artış gösterdi. AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılında 66 kadın katledilirken, bu rakam 2016'da 261'e, 2017 'de ise 409'a yükseldi.
 
AKP'li Cumhurbaşkanı ve adayı Tayyip Erdoğan, 2002 yılında Türk Ticaret Merkezi inşaatını yerinde incelemek için gittiği Rusya'nın başkenti Moskova'da Kürt sorununun çözümüne yaklaşımını, "Sorun var diye inanmayacaksın. Yok diye inanacaksın. Sorun var diye inanırsan sorun olur. Sorun yok dersen, sorun ortadan kalkar. Biz böyle bir sorun yok diyoruz" sözleriyle ortaya koymuştu. Çözümsüzlük ve savaştaki ısrar politikaları oy kaybıyla sonuçlanan AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Diyarbakır Toplu Konut Anahtar Teslim Töreni'nde, "0Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorudur. Benim de sorunumdur" diyerek, sorunun varlığını kabul etmişti. 
 
2009 ve 2010 yıllarında "açılım" yaparak, "Ben bir Başbakan olarak Kürt sorununu savunuyorum ve savunmaya devam edeceğim" açıklamalarında bulunan Tayyip Erdoğan, 2011 yılında ise, "Bu ülkede artık Kürt sorunu yoktur. Kabul etmiyorum. Bu ülkede Kürt kardeşimin sorunu var, ama Kürt sorunu artık yok" diyordu. 
 
11 yıllık iktidarı boyunca bir türlü sorun var mı yok mu, kimin sorunu sorularına cevap bulamayan Tayyip Erdoğan, 2012'de yaptığı açıklamada ise, "Bu ülkede Kürt sorunu yoktur, PKK sorunu vardır" diyerek sorun yerine sorunun demokratik çözümü için mücadele eden Kürt hareketini hedef aldı. 2015 yılında ise, "Kardeşim ne Kürt sorunu ya" diyerek, başladığı yere geri döndüğünü ilan etti. 
 
Kürt sorununun çözümüne dar oy hesapları ve seçim istatistikleri üzerinden yaklaşan AKP iktidarının 2014 yılında hayata geçirdiği "Çöktürme Planı"nın en büyük hedefi kadın ve çocuklar oldu. Çözüm sürenin "buzdolabına" kaldırılmasıyla birlikte yaşam hakları hiçe sayılan kadın ve çocuklara yönelik hak ihlallerinde yüzde 100'lük bir artış yaşanırken, Kürdistan'da yüzlerce kadın ve çocuk devlet güçleri tarafından hedef gözetilerek katledildi. Ancak kadınlar tüm bu soykırım saldırılarına, AKP'nin inşa etmeye çalıştığı cinsiyetçi, milliyetçi ve muhafazakar sisteme karşı direndi. İktidara geldiği günden bu yana  kadın kazanımlarına açıkça savaş açan ve söylem ve politikalarıyla ayrımcılığı derinleştiren iktidar, tekçi ve inkara dayalı rejimini 24 Haziran seçimleriyle sağlamlaştırmaya çalışıyor.
 
AKP'nin 16 yıllık iktidarı boyunca kadınların eğitim, iş, sağlık hakkı ve daha birçok kamusal- yaşamsal hakkı gasp edildi. Bu süreç içerisinde AKP'ye karşı direnen ve eleştiren kesimler ise terörize edilerek cezaevlerine gönderilirken, toplumun her kesiminden kadınlar hedef gösterilerek nasıl yaşayacakları, ne giyecekleri, kaç çocuk yapacakları, nasıl konuşacakları dikte edildi. 
 
Kadınları hedefleyen politikalar adım adım şu şekilde:
 
* 2013-2015 yılları arasında sürdürülen müzakere sürecinin AKP tarafından sonlandırılmasının ardından yeniden devreye konan savaş politikaları sonucunda;  ismi belirlenebilen 78 toplamda ise 107 kadın, devlet güçleri tarafından katledildi. Yine yaşlar 0 ile 17 arasında değişen 107 çocuk katledildi.
 
* 16 yılda kadına yönelik şiddet 14 kat, cinsel taciz yüzde 499, fuhuş yüzde 790, çocukların cinsel istismarı ise yüzde 434 oranında artış gösterdi. AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılında 66 kadın katledilirken, bu rakam 2016'da 261'e, 2017 'de ise 409'a yükseldi.
 
* Kadın cinayetlerinin yüzde 5'inde polis, asker ya da özel güvenlik görevlisi cinayet zanlısı olarak yargılandı.  Basına yansıyan haberler ve dava konusu cinayetlerden derlenen istatistiklere göre 2017 yılında 409 kadın katledildi, 387 çocuk istismara maruz bırakıldı, 332 kadın cinsel şiddete maruz bırakıldı. OHAL'den önce Türkiye'de günde 3 kadın katledilirken, bu sayı OHAL'lebirikteneredeyse iki kat arttı. Son istatistiklere göre şu anda Türkiye'de her gün 5 kadın erkekler tarafından katlediliyor. 2016 yılında ilan edilenOHAL'de en az 624 kadın katledildi. 2018 ilk dört ayında ise 130 kadın katledildi.
 
* Cezaevlerindeki kadınlara yönelik şiddet ve kötü muamele her geçen gün daha da arttı. Van Cezaevi'nde kadınlara yönelik saçlarının çekilmesi suretiyle yapılan işkence nedeniyle kadın tutsaklar tepki olarak saçlarını kazıtırken, Tarsus Cezaevi'nde ise işkence ve tehdit nedeniyle  kadın tutsaklar açlık grevine başladı. Nakil ve sevk sırasında kadınların maruz bırakıldığı kötü muamele halen devam ediyor. 
 
* OHAL sürecinde tutuklu kadın sayısı 3 kat arttı. 668 kadın ise çocuklarıyla birlikte tutsak edildi.
 
* Siyasi soykırım operasyonları kapsamında HDP'li 5 kadın vekil tutuklanırken, belediye eşbaşkanı olan 28 kadın da tutsak bulunuyor.
 
OHAL döneminde kadınlara yönelik saldırılar 
 
İktidarın izlediği politikalar sonucundaOHAL'in birinci yılında kadın işsizliği vahim boyutlara ulaştı. 2016 yılında kadın işsizlerin sayısı 1 milyon 550 bine ulaşıp 331 bin arttı. İşsizlerin yüzde 44'ü kadınlardan oluşuyor. OHAL ilanından bir yıl sonra ise kadın işsizliği son 7 yılın en yüksek rakamlarına ulaştı.
 
* OHAL döneminde 11 kadın derneği, 1 çocuk hakları derneği kapatıldı. Kürdistan'da KongreyaJinên Azad (KJA) başta olmak üzere kadın özgürlüğüve eşitliğiiçin mücadele eden kadın dernekleri KHK ile mühürlenirken, kayyım atanan 94 DBP'li (Demokratik Bölgeler Partisi) belediye bünyesinde faaliyet yürüten 43 kadın merkezi kapatıldı, belediyeye bağlı 3 kadın sığınağı işlevsiz hale getirildi.
 
* Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'na (KESK) bağlı 11 sendikadan ihraç edilen toplam 3 bin 100 çalışandan 600'den fazlası kadınlardan oluşuyor.  Üniversitelerden ihraç edilen 4 bin 811 akademisyenin de beşte birini yine kadınlar oluşturuyor. Yurtdışı bursu iptal edilen 226 öğrencinin üçte biri, üniversitelerden ihraç edilen 4 bin 811 akademisyenin beşte biri kadın.
 
Yargıda kadın…
 
Yargının ise kadına yönelik şiddete ilişkin yeterli bilgiye ve duyarlılığa sahip olmadığı açığa çıktı. Kadınların yıllarca süren mücadelesi sonucu değiştirilen kanunlar etkin bir biçimde uygulanmıyor. İnsan Hakları Ortak Platformu'nun hazırladığı rapora göre, 1 Ocak 2015-31 Aralık 2016 tarihleri arasında ulusal ve yerel medya ile haber sitelerine yansıyan toplam 547 erkek şiddeti davası bulunuyor. Bu davalardan ikisinin zamanaşımından düştüğü, davaların yüzde 24'ünün katliam, yüzde 38'inin cinsel saldırı, yüzde 26'sının taciz, yüzde 12'sinin şiddet davalarından oluşuyor.
 
"Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu 2017 Yılı İstatistik Raporu"nda, gözaltında cinsel taciz veya saldırıya maruz bırakılan başvurucuların sayısı 30'u buldu. 2017 yılında Türkiye'de gözaltında cinsel saldırıya maruz bırakılanların sayısının 2, cinsel tacize maruz bırakılıp başvuruda bulunanların sayısının ise 28 olduğu belirtildi. Rapora göre, suçu işleyen "fail"lerden21'i polis, 2'si jandarma/asker, 5'i Özel Tim, 2'si korucu, 5'i İnfaz Koruma Memuru, 3'ü DAİŞ çetesi. 
 
Çocuk hak ihlalleri
 
Çocuk istismarı Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği'nin "2016 Çocuk İstismarı Raporu"na göre, son 10 yılda çocuk istismarı vakaları yüzde 700 arttı.
 
Eğitim Emekçileri Sendikası  (Eğitim Sen) tarafından hazırlanan rapora göre; 2002 yılından bu yanacinsel istismara maruz bırakılan 440 bin çocukdoğum yaptı.15 yaş altında doğum yapan çocukların sayısı ise 15 bin 937 olarak kayıtlara geçti.
 
Çocuk istismarının özellikle dini cemaatlere ait veya kuran kurslarının açılmasıyla birlikte artması ise dikkat çekti.
 
OHAL'de kadın mücadelesi
 
Kadın kazanımlarına yönelik Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ve kayyım saldırılarına karşı kadın örgütleri seslerini yükseltti. Türkiye'de 50'yi aşkın kadın örgütü, kadın derneklerinin faaliyetlerinin durdurulmasına karşı yazılı bir açıklama yayımlayarak, "Mühürlenen sadece mekanlar, biz her yerdeyiz" dedi.
 
Kadın Belediye eşbaşkanlarının ve kadın HDP milletvekillerinin tutuklanarak cezaevinde rehin alınmasına karşı "kadın mücadelesi yargılanmaz" diyen kadınlar demokrasi ve özgürlük mücadelesinde buluştu. 
 
Birçok ilde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü ile 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü etkinlikleri ya yasaklandı ya da çeşitli biçimlerde engellendi. Ancak tüm baskı politikalarına rağmen AKP'nin makul kadınları olmayacağını söyleyen kadınlar, görkemli 8 Mart ve 25 Kasım etkinlikleriyle AKP'ye cevabı sokaklara çıkarak verdi.
 
Yine kadınlar Müftülük Yasası olarak bilinen Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'na karşı eylem ve kampanyalar hayata geçirdi. "Şiddetin kadın-erkek eşitsizliğinin bir sonucu olduğunu görmezden gelen bir Mağdur Hakları Yasası, şiddet karşısında kadınları güçlendiremez, şiddetin önünü alamaz" diyen kadınlar, AKP hükümetinin kadın karşıtı politikalarına OHAL sürecinde direnen en ısrarlı toplumsal hareket oldu.
 
Yakın dönemde AKP'nin artan cinsel istismar olaylarına karşı toplumda yükselen sesleri bastırmak amacıyla düzenlediği "Cinsel İstismar Yasa Tasarısı", Sağlık Bakanlığı'nca hazırlanmış, kadın ve çocukları korumaktan ziyade meseleyi münferit bir konuma itti.  Tasarıya karşı örgütlenen 163 Kadın ve LGBT örgütü,tasarının istismara çözüm olmadığına dikkat çekerek, AKP'ye ve bakanlığa ne yapılması gerektiği noktasında taleplerini iletti ve tasarının bu haliyle geçmesine karşı çıktı.
 
Dünya çapında eşitsizliğin artışı en çok kadınları etkiledi ama kadınlar, en büyük direnişlerini de bu dönemde gerçekleştirdi. Kadınlar, sadece kendilerini ilgilendiren sorunlar hakkında değil; çocuk hakları, eğitim sistemi, doğa gibi tüm insanlığı ilgilendiren toplumsal sorunlara sahip çıkarak, hatta öncülük ederek siyasetin, mücadelenin belirleyeni oldu.
 
Çatlak Zemin tarafından hazırlanan AKP'nin 16 yıllık Kadın Karnesi'nde şu tespitlere yer verildi: 
 
Cinsel Şiddet
 
* 24 Mayıs 20017'deAnayasa Mahkemesi (AYM) kaçırma davalarında ceza indirimi uyguladı.
 
* 25 Kasım 2008'de cinsel suçtan dava açılan erkeklerin yüzde 20' si beraat etti.
 
* 25 Kasım 2009'da, 15-18 yaş arası gebelik bildirimi cinsel şiddet verileri olmasına rağmen şart görülmedi.
 
* 23 Haziran 2013'te Elif Kaya çıplak aramaya maruz kaldı.
 
* 27 Haziran 2013'te bir kadın zırhlı araçta cinsel tacize maruz bırakıldı.
 
* 31 Mayıs 2013'te  Gezidirenişine katılanlara çıplak arama işkencesi dayatıldı.
 
* 16 Ocak 2014'te Diyanet İşleri Başkanlığı, "Çocuk yaşta evliliklere dair bilinci artırmalıyız" açıklamasında bulundu. 
 
* 2 Aralık 2013'te dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin, cezaevlerinde çıplak arama işkencesi yapıldığını kabul etti.
 
* 30 Mayıs 2014'te Ayşenur İslam, "Anneler çocuklarına cinsel taciz ve tecavüz saldırısı sırasında çığlık amayı öğretsin" dedi.
 
* 8 Ocak 2016'da Diyanet İşleri Başkanlığı,  "Baba, kızına şehvet duyabilir" açıklamasında bulundu.
 
* 23 Mart 2016'da, "6 yaşındaki çocuk evlenebilir. 3 yaşındaki çocuk amcasının yanına külotla çıkmamalı" diyen Nurettin Yıldız, çocuk istismarı "eğitimi" verdi.
 
* 22 Mart 2016'da dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'ndan "bir kerelik cinsel istismara af talebi" gündeme geldi.
 
* 7 Mart 2016'da Ensar Vakfı'ndaki cinsel istismar suçuna hükümet tarafından yayın yasağı getirildi.
 
* 9 Eylül 2016'da  18 yaş altı gebeliklerde adli bildirim zorunluluğu getirildi.
 
* 21 Kasım 2016'da cinse istismara maruz bırakılan 12 yaşından büyük çocuklarda "rıza" kavramı kullanıldı.
 
* 18 Kasım 2016'da "Küçüğün rızası" Cinsel İstismar Yasası'na meşruiyet sağladı.
 
* 28 Aralık 2017'de Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) şort giyen çocukları sansürledi.
 
* 14 Aralık 2017 tarihinde ise Hatay İl Müftüsü, "Buluğ çağındaki kız çocukları evlenebilir" açıklamasında bulundu. 
 
Erkek şiddeti - erkeklerin kadın söylemleri
 
* 12 Ağustos 2013 tarihinde Melih Gökçek sığınakları diline doladı.
 
* 27 Mayıs 2013'te Vecdi Gönül, "Türk kadını evinin süsüdür" dedi. 
 
* 19 Temmuz 2009'da dönemin Başbakan'ı Tayyip Erdoğan, "Kendi başına kalan ya davulcuya ya zurnacıya" dedi.
 
* 26 Ekim 2009'da kadın katliamları yüzde bin 400 arttı.
 
* 6 Aralık 2017 AKP'li Halil İbrahim Kaya,  "Erkeklerde öldürülüyor" dedi.
 
* Kızıltepe Belediyesi'ne atanan kayyım,  3 Temmuz 2017'de Nuda Kadın Merkezi'ni kapattı.
 
* Halfeti Belediyesi'ne atanan kayyım 14 Mart 2017'deSara Kadın Koruma Evi'ni kapattı.
 
* Lice Belediyesi'ne atanan kayyım 1 Mart 2017 Kayyım Nujiyan kadın koruma merkezini kapattı.
 
* Akdeniz Belediyesi'ne atanan kayyım 2 Şubat 2017'deİştar Kadın Merkezi'ni kapattı.
 
* Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ne atanan kayyım Cumali Atilla, 22 Ocak 2017'de "Alo şiddet" hattını kapattı.
 
* Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi kayyımı, 16 Ocak 2017'de Belediye Kadın İşleri Müdürlüğü'nü kapattı.
 
* 13 Nisan 2017'de Adalet Bakanı Abülhamit Gül,"Devlet aile içi şiddete karışmasın" dedi.
 
* Van Büyükşehir Belediyesi'ne atanan kayyım 27 Aralık 2016'da Van'da bulunan "Kadın sığınağı"nı kapattı. 
 
* Sare Davutoğlu, 10 Temmuz 2015'tekadın katliamlarından medyayı sorumlu tuttu.
 
* 2 Ocak 2015'te Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, "annelik kariyeri" kavramını ortaya attı.
 
* Dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam,  31 Aralık 2014'te, "Kadın cinayetlerinin gündem olmasından rahatsızım" açıklamasında bulundu.
 
Cinsiyetçi ayrımcılık
 
* 5 Temmuz 2004'te"Cinsel yönelim" Türk Ceza Kanunu (TCK) taslağından çıkarıldı.
 
* 30 Haziran 2010'da AKP'li Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı, "Erkekler ikinci eşlerini Doğu bölgelerinden alsın" dedi.
 
* Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, 7 Mart 2010'da, "Eşcinsellik hastalıktır, tedavi edilmelidir" açıklamasında bulundu. 
 
* Dönemin Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, 20 Aralık 2009'da Emine Ayna için, "Allah akıl fikir versin" dedi.
 
*Dönemin Başbakan'ı Tayyip Erdoğan 28 Kasım 2008'de "kadın kotası" uygulamasına karşı çıktı.
 
* 18 Temmuz 2010'da Tayyip Erdoğan, "Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum" dedi.
 
* 18 Eylül 2017'de Malatya'da "pembe trambüs" uygulaması başladı.
 
* 15 Ekim 2016'da Tayyip Erdoğan "Madam gibi değil, adam gibi ölelim" söylemini kullandı. 
 
* 28 Kasım 2017'de Diyanet İşleri Başkanlığı, "Erkek boş ol diyerek boşanabilir" açıklamasını yaptı.
 
Annelik-üreme-kürtaj
 
* 31 Mart 2003 tarihli Genelgede, "Kürtajı hastalar kendileri ödeyecek" kararı verildi.
 
* Yine dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan 7 Mart 2008'de, "En az 3 çocuk doğurun" açıklamasında bulundu.
 
* 21 Haziran 2012'de AKP iktidarının hükümetin kürtaj yasasını değiştirmedeki kararında çelişkiler açığa çıktı. 3 bakan kürtajda süre kısaltmasına gidilmeyeceğini söyledi.
 
* Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek, çok tartışılan kürtaj yasası için 2 Haziran 2012'de, "Çocuğun kabahati ne. Anası kendini öldürsün" açıklamasını yaptı. 
 
* Yine dönemin Başbakan'ı Tayyip Erdoğan, 26 Mayıs 2012'de, Roboski katliamını kast ederek, "Her kürtaj bir Uludere'dir" açıklamasında bulundu.
 
* Tayyip Erdoğan 8 Ağustos 2013'te, 3 çocuk talebini "En doğal hakkım" diyerek savundu.
 
* 3 Ekim 2013'te sezaryen kısıtlamasına Anayasa Mahkemesi'nce (AYM)onay verildi.
 
* Tayyip Erdoğan 22 Aralık 2014'te "Doğum kontrolü ihanettir" açıklamasında bulundu.
 
* 5 Haziran 2016'da ise, "Anneliği reddeden kadın eksiktir, yarımdır" dedi. 
 
Kadın düşmanı söylemler!
 
* AKP'li Of Belediye Başkan Vekili Halil Alireisoğlu, 3 Nisan 2016'da, afet ve acil durumlarla ilgili eğitim veren müftülük çalışanı Ayşe Yılmaz'ın konuşmasına, "Sen kimsin de bize vaaz veriyorsun? Bu kadın nereden çıktı? Bu ne iş. Erkekler kadınlardan vaiz mi alırmış? Bizim kadınlardan alacağımız eğitime ihtiyacımız yok" diye bağırdı ve mikrofonu kapattırdı. Halil Aliresioğlu kendini "Temelde bayan olduğu için tepki gösterdim. Bayanların konuşacağı yer vardır, erkeklerin konuşacağı yer vardır" diye savundu.
 
* Meclis'te boşanmaları araştırmak için kurulan komisyon toplantısının yapıldığı 19 Şubat 2016 tarihinde AKP Isparta Milletvekili Sait Yüce, sunum yapmak için davet edilen Eşitlik İzleme Kadın Grubu'ndan (EŞİTİZ) avukat Hülya Gülbahar'a "Konumunuzu bilerek konuşun", "Gidin dışarıda konuşun", "Ben sana haddini bildirmeye çalışıyorum" gibi ifadeler kullandı.
 
* 23 Ekim 2015'te AKP'nin Urfa mitinginde konuşan dönemin Başbakan'ı Ahmet Davutoğlu, "Şimdi işiniz, maaşınız var, aşınız var. Ne kaldı? Eş kaldı eş. Biz bu toprakların insanlarının, bereketlenmesini istiyoruz, çoğalmasını. Ama aynı zamanda iş güç sahibi olmasını da istiyoruz. Eş lazım dediğinizde önce annenize, babanıza gideceksiniz. İnşallah onlar size hayırlı bir eş bulacak. Bulamazsa bize başvuracaksınız" dedi.
 
* Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Meclis'te "Toplumsal barışı tehdit eden artan terör olaylarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergesi" için düzenlenen olağanüstü toplantıda HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan'a "Bir kadın olarak sus" dedi.
 
* Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu 2 Ocak 2015 yılında yaptığı bir aile ziyareti sırasında üç çocukları olduğunu söyleyen bebeğin babasına, "O zaman sen söz dinleyenlerdensin" dedi. "Anneler, annelik kariyerinin dışında bir başka kariyeri merkeze almamaları gerekir. Merkeze iyi nesiller yetiştirmeye almalılar" diye konuştu.
 
* Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 24 Kasım 2014 tarihinde Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın düzenlediği "Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi"nde kadın-erkek eşitliği olmadığı görüşünü tekrar etti. Eşitliği "Mağdur olanın mağdur eden seviyesine çıkarılması" olarak tanımlayan Tayyip, "Feministlere bunu anlatamazsın" derken, "Ben annemin ayağının altını öperdim. Ayağını çekme, orası cennet gibi kokuyor, derdim. Bunu feministlere anlatamazsın!" diye konuştu.
 
* Tayyip Erdoğan, 2014 yılında Malatya mitinginde yaptığı konuşmada gazeteci Amberin Zaman'ı, "Oradan da gazeteci kılıklı bir militan çıkmış, edepsiz bir kadın, 'Müslüman ülkede bunu beklemek zor değil mi' diyor. Haddini bil haddini. Eline vermişler bir kalem, gazete köşesinde yazıyorsun. Çıkarıyorlar seni işte bu malum Doğan grubunun televizyonuna, oradan da saygısızca yüzde 99'u Müslüman olan bu halka hakaret ediyorsun" sözleriyle tehdit etti. 
 
* Dönemin Başbakan'ı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Haziran 2011'de Konya mitinginde, Hopa'daki olayları protesto etmek için zırhlı aracın üzerine çıkan ve polis müdahalesi sonucu kalçası kırılan Halkevleri Merkez Yürütme Kurulu üyesi Dilşat Aktaş'ı kast ederek, "O kadın, kız mıdır kadın mıdır?" diye konuştu.
 
*Dönemin Başbakan'ı Tayyip Erdoğan Temmuz 2009'da Münevver Karabulut'un katledilmesini, "Çocuğumuz öyle nereye giderse gitsin olmaz. Yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya" sözleriyle "yorumladı."
 
* Eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, "Türk kadını evinin süsüdür" dedi. 
 
* Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 29 Temmuz 2014'te, "Kadınsa o da iffetli olacak. Mahrem namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak" açıklamasını yaptı. 
 
SON