Sözün değil eylemin hakikatinde: Emily Davison

  • 14:36 11 Ekim 2017
  • Portre

 

HABER MERKEZİ - İngiltere’de yaşamını kadınların oy kullanma hakkı için verilen mücadeleye adayan Emily Davison, sözlerle değil eylemlerle sürdürdüğü yaşamına ilk adımı bugün attı. 
 
İngiltere’de kadınlara oy hakkı için mücadele eden Emily Davison, başkent Londra’da 11 Ekim 1872’de doğdu. Eğitim olanaklarının kadınlar açısından sınırlı olan bir dönemde öğrenci olan Emily, Kensington Hazırlık Okulu’na katıldıktan sonra Royal Holloway College’da ve Oxford Üniversitesi’nde ders aldı. Ancak resmi olarak her iki kurumdan derece almayan Emily, okuldan ayrıldıktan sonra öğretmen olarak çalıştı. Zamanının geri kalanını toplumsal ve siyasal aktivitelere ayıran Emily, 1906 yılında Kadınların Sosyal ve Siyasal Birliği’ne (WSPU)  girdi ve daha sonra eşit oy hakları için tam zamanlı çalışmak üzere öğretim görevinden ayrıldı. İngiliz kıyamet eylemi hareketinin üyesi olan Emily, Emmeline Pankhurst tarafından kurulan WSPU, İngiltere'de kadınlara yönelik oy kullanma hakkını kazanmak için verilen mücadelede aktif bir güç olarak yer aldı. 
 
Kaldığı hücre suyla doluydu
 
Emily, 1909’da kadınların oy hakkı için gerçekleştirilen protesto eylemlerinde yer aldığı için birkaç kez cezaevine girdi.  Aynı yıl Manchester'ın Strangeways Hapishanesinde bir ay geçiren Emily, açlık grevine girdi. İngiliz hükümetinin cezaevlerindeki politik mahkumlar olarak sınıflandırmayı reddetmesini protesto etmek için açlık grevine giren Emily, bir süre de hücrede kaldı. Kaldığı hücrenin suyla dolu olduğuna dair Emily, “Acımasız ölüm gibi tutmak zorunda kaldı, suyun gücü müthiş göründü ve buz gibi soğuktu” demişti. 
Holloway Hapishanesi’nde altı ay geçirdiği 1912 yılında Emily, açlık grevindeki insanların zorla beslenmeye tabi tutulmasına karşılık, hapishane balkonundan atladı. 
 
8 Ekim 1913’te hayatını kaybetti
 
Emily, 4 Haziran 1913’te Epsom Derby’de düzenlen Epsom Kraliyet At Yarışı’nı  mücadele arkadaşlarıyla birlikte izlemeye gitti. Yıllarca kadınların oy hakkı için mücadele eden ama İngiliz Krallığı’nın dikkatini farklı bir eylemle çekmeyi kafasına koyan Emily, yarış başladıktan sonra piste atladı. Emily, atın kendisine çarpmasıyla kafasından yaralandı. Aynı zamandan atın üstündeki jokey de yaralandı. Daha sona yakınlarda bir hastaneye götürülen Emily’nin  4 gün boyunca bilinci kapalıydı. Emily, 8 Ekim 1913’te hayatını kaybetti. 
 
Emily’nin ölümü, dönemin bazı basın organlarında, “bir deli bayan davası” olarak yansırken, bazı gazetelerde Emily’i  “şehit” olarak selamladı. 
 
Kadınlara oy vermeyi destekleyen kampanyalar ise Emily’nin cenaze törenine katılan binlerce kişinin sloganları ile ortaya çıktı.  Emily’nin mezar taşına süfrajist bir slogan olan “Söz değil eylem istiyoruz!” yazıyor.
 
Emily’nin ölümünden yaklaşık 15 yıl sonra hayali gerçekleşti ve İngiltere’de kadınlara 1928’de oy kullanma hakkı verildi.