Direniş destanlarında yeniden doğan kadın: Meena Keshwar Kamal

  • 09:03 27 Şubat 2018
  • Portre

 

Duygu Erol
 
ANKARA - Meena Keshwar Kamal, Afganistan'da kadınları örgütlemek ve eğitmek için mücadele yürütürken, RAWA'yı kurdu ve Afgan kadınlarının özgürlüğü ve demokrasi için mücadele etti. Kadınların mücadele tarihinde ölümsüzleşen Meena'nın 62. doğum günü. 
 
 "Öğrenmeye başladığı şey aslında özgürlüğün yüküydü. Özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir sorumluluk. Kolay değildir. Verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir; bu seçim de zor bir seçim olabilir" diye anlatılır Meena'nın hikayesi. Çünkü zor olanı seçer Meena. Kaderi savaşla örülen bir ülkenin, Afganistan'ın dinmeyen sızısına dokunmaktır zor olan. 27 Şubat 1956'da, Kabil'de işte tam da böyle bir yangın ülkesinde doğar  Meena Keshwar Kamal. Kısa süren yaşamı boyunca bir insan hakları aktivisti olmasının yanı sıra, feminizm ve politik mücadele içinde aktif olarak rol aldı. Aynı zamanda şair olan Meena, kaleminden çıkan "Kadınım ben bin yıllık uykusundan uyanmış" dizelerinde de belirttiği gibi hayatı boyunca özellikle kadın özgürlük mücadelesi verdi. Kabil üniversitesinde eğitim gördüğü yıllarda sosyalist hareket ve feminizmle tanıştı. 
 
Sokak eylemlerini örgütledi
 
Özellikle üniversite yıllarında yükselen öğrenci hareketleri içerisinde aktif bir şekilde rol alan Meena, sistemi sorgulamaya başladığı süreçte kadın ve özgürlük mücadelesi zemininde kendini yeniden yaratan bir militan olarak üniversiteden ayrıldı. 1977 yılında ise ifade özgürlüğü ve siyasi faaliyetler için RAWA'yı kurdu.  RAWA'nın şüphesiz en çok hitap ettiği grup yoksul ve susturulmuş kadınlar oldu. RAWA ile birlikte Meena, yoğun bir çalışma içerisine girdi. Bir yandan kadınların örgütlenme ve eğitim çalışmasını yürüten Meena, 1979'da Rus askeri güçlerine ve Afganistan kukla rejimine karşı bir kampanya başlattı ve kamuoyu oluşturabilmek için okul, kolej ve Kabil Üniversitesi'nde kitlesel bir toplantı ve sokak eylemlerini örgütledi. 
 
Payam-e Zan çıkartıldı
 
RAWa'nın ardından dur durak bilmeden kadın özgürlük ve demokrasi mücadelesine devam eden Meena, 1981'de 3 ayda bir Farsça ve Urduca yayınlanan Payam-e Zan (Kadın Mesajı) Dergisi'ni çıkardı. Meena, bu dergi ile kadınları baskı sistemine karşı cesaretli ve mücadelede etkili olması için teşvik etmeyi amaçladı. Kadınlar tarafından çıkarılan dergi rejimin gözüne battığı için bir süre sonra matbaa bulamadı. RAWA çalışanı kadınlar pes etmedi. Bir süre sonra elle yazdıkları dergileri gece yarısı ev ev gezerek kapı altlarından ulaştırmaya başladı. 
 
'İşgalin sona erdiği bir ülkedir hayalimiz'
 
Meena dahil RAWA'nın tüm üyeleri illegal çalışıyor, takma isimler kullanıyor ve sık sık ölüm tehditleri alıyordu. Bu yıllarda Kadın Mesajı dergisine yazdığı bir yazıda Meena ‘Amacınız ne, kimden yanasınız?’ diye soranlara cevaben yazdığı yazının sonu şöyle bitiyordu: “…İşgalin sona erdiği, bağımsız, halkımın karar vereceği, kadın ve erkeklerin eşit olduğu özgür sosyalist bir ülke hayalimiz var.”
 
RAWA üyeleri üç koldan kıskaca alındı 
 
Yazıkları yazılarla kadınlara ulaşan RAWA üyeleri, mahallelerde ve fabrikalarda kadınlarla toplantı ve eğitimler yapmaya devam ediyordu. Kadın bedeni sömürüsüne, aile içi şiddete karşı örgütleme çalışmaları yürütülüyor, aynı zamanda kadınlar arası dayanışmayı güçlendirmek için ekonomik durumu iyi olan kadınların desteği ile yoksul kadınlarla dayanışma gösteriliyordu.RAWA’nın birçok üyesi bu dönemde üç koldan kıskaca alındı ve faili meçhul cinayetlerle katledildi. Birçok kadın militan tutuklandı. 
 
Kadın mücadelesinin yanı sıra çocuk haklarının da savunucusu olan Meena, mülteci çocuklar için Watan Okulları, Pakistan'daki mülteci kadınlar için bir hastane ve el sanatları merkezleri kurarak Afgan kadınlarını maddi olarak da destekledi. Ayrıca Meena, başta Fransa olma üzere birçok Avrupa ülkesinde ziyaretlerde bulundu ve ülkesindeki demokrasi ve kadın özgürlük mücadelesini anlattı.
 
Suikastla katledildi
 
Meena, 4 Şubat 1987 yılında ise devletle bağlantılı paramiliter güçlerin düzenlediği suikast sonucu katledildi. Meena'nın toplumun yarısını oluşturan kadınların demokrasi mücadelesinde olmazsa olmazın ve kadınların gücüne olan inancı tamdı. Meena ölümünün ardından, kendi dizlerinde de belirttiği gibi; Afgan kadınlarının özgürlük ve eşitlik mücadelesinde, direniş destanlarında yerini aldı. 
 
Meena, kimilerine göre KGB kimilerine göre Afgan gizli servisi JAD kimilerine göre ise kökten dincilerin lideri Gulbeddin Hikmetyar'ın ajanları tarafından katledildi. Kadınlar ondan uzun süre haber alamadı ancak  daha sonra Meena'yı öldüren tetiği çeken kişilerden biri "O'nu biz öldürdük' diye itirafta bulundu ancak tetiği kimin adına çektiğini açıklamadı.
 
Mezarı nerede?
 
Afganistan'ın tartışmasız en önemli kadın öncülerinden olan Meena'nın mezarının nerede olduğu hala bilinmiyor ama ülkesinin tüm kadınları Meena'nın onlar için açtığı yolun anlamını çok iyi biliyor ve unutmuyor. Kadınlar, işgal, savaş ve erkek iktidarının boyunduruğuna karşı Meena'nın izinde 40 yılı aşkın süredir RAWA ile yoluna devam ediyor.
 
Meena'nın "Kadınım ben bin yıllık uykusundan uyanmış" adlı şiirinden bir bölüm ise şöyle: 
 
"Kadınım ben bin yıllık uykusundan uyanmış
 
Buldum tutacağım yolu ve hayır asla dönmeyeceğim geri.
 
Yalınayak çocuklar gördüm, evsiz, dolaşan sokakta.
 
Gelinler gördüm elleri kınalı ama karalar bağlamış
 
Dev duvarlarını gördüm hapishanelerin, aç bir kurt gibi yutan özgürlüğü
 
Yeniden doğdum direniş destanlarında
 
Öğrendim son nefesinde özgürlük türküsü tutturmayı, kan dalgalarında ve zafer kutlamalarında. "