25 Kasım’a zindandan selam vermek

  • 09:18 25 Kasım 2017
  • Kadının Kaleminden

 

“Sonuç olarak bilgenin deyimiyle: ‘Bir kadın için sadece üç ev vardır; bir genel ev, bir özel ev, bir de cezaevleri. Bu evler içerisinde kadının özgürlük bilincini kazanabileceği, özgürleşebileceği tek ev cezaevidir.’” 
 
Ayşe Gökkan
 
Öyle zannediyorum son tümceyi başta söylemek zindan direnişine daha çok yakışır… Demokratik haklar için zindanı göze aldığımıza göre hücreyi pekala göze alabilirim haberiniz olsun zalimler! Zindanlar zulmün yaşam alanları arasında inşa edilmiş kara lekelerdir. Tarihte zaten böyle not düşer; ne kadar zindan inşa edilmişse ( şimdiye kadar beş yüze yakın) o kadar da yaşam alanları ve kimliği lekeleme çabalarını işaret etmektedir. Bugün AKP devletinin yerleşim alanlarının kimliklerini değiştirmeyi bir strateji olarak devreye koymuştur. AKP’nin kimlik değiştirmeyi kadından başlatması tesadüf değildir. Biz kadınlar artık tesadüflere inanamayız, tarihten biliriz ki erkek egemen zihniyet ilk kadının kimliğini reddetmiş sonra halkların, inançların, kimliklerini sıraya koymuştur. 
 
Zalimler zulme söylüyorsa kadın direnişi giyinir
 
AKP devleti OHAL, darbe ve KHK’lar ile kadın kimliğini zindanlar aracılığıyla değiştirme çaresizliğine soyunmuştur. Zalimler zulme soyunursa kadın direnişi giyinir. Dışarıda bir kadın kimliğini reddeder, iki Kürt kimliğini değiştirir bunu başaramaz ise zindanda kimliği değiştirmeye çalışır. Bunu önce var gücüyle tankla, topla, katliamlara yapıyor. Bu çabası havada kalınca son denemesi tutsaklara tek tip giydirmek ve numaralı kimlik dayatması oluyor. Sonuç almaya çalışıyor ama hayal kurmak için çok geç! Neden çok geç çünkü artık Kürdistan'ın dört tarafında kadının özgürlük bilinci erkek egemen zihniyetin 5000 yıllık şiddet çeşitlerini DAİŞ şahsında ve tüm işbirlikçilerine karşı direnerek kazandı. Bu kazanım başta Ortadoğu'nun kadınları olmak üzere dünya kadınlarına öz savunmasıyla öncülük ediyor.
 
Artık kadına yönelik siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik şiddet türlerini sırlamak yerine direniş çeşitlerini sıralamalıyız. Bizim yolumuz DAİŞ’ten kurtulmaya çalışan, bunun için her yolu deneyen, cezalandırılan ve satılan Ezidi kadının direniş yoludur. Kurtulduğu zaman psikolojik tedavi değil “Beni YJŞ’ye ulaştırın ruhuma derman olur” duruşudur yolumuz. 
 
Kadınlar bundan ders çıkarın!
 
Çünkü Ezidi kadın biliyor ki iktidarın irade kurmasının tarihiyle bunalım tedavisinin tarihçileri birlikte doğmuştur. Pozitivistler de paralel büyümüşler. İktidara karşı direnişi ile irade kazanan kadın bunalımdan çıkarak iktidarcıları eritmeye başlamıştır. Kadın soykırımı bu direnme ile son bulacaktır. Kadın biliyor ki doğurduğu çocuklar egemenlerin askeri olmaktan kurtulamayacaklar. Abdülhamit “Evet ben Allahuekber dağlarında  Rusya'ya karşı yenildim,120.000 donarak öldü ama bir taraftan kazandım çünkü oraya gönderdiklerimin on binlercesi Kürt gençleriydi” demiş. Kadınlar bundan ders çıkarın! Erdoğan'ın “15 çocuk doğuruyorlar” söylemini paramparça ettiler. Zindanda kadınlar torununun kızıyla dört kuşaktan kadınlar olarak direniyorlar. Bu mücadeleyi çocuklara bırakmayacakları belirterek zalimin üzerine yürüyorlar. 
 
Sonuç olarak bilgenin deyimiyle: “Bir kadın için sadece üç ev vardır; bir genel ev, bir özel ev, bir de cezaevleri. Bu evler içerisinde kadının özgürlük bilincini kazanabileceği, özgürleşebileceği tek ev cezaevidir.”