Kötülüğe mektup...

  • 09:07 10 Ocak 2018
  • Kadının Kaleminden

 

"Bana bak kötülük! Burada sana iş yok. Çok yaşadın artık bu ülkede. Yok olma zamanıdır. Gönderirsek başkalarına musallat olacaksın biliyoruz. Bu yüzden yok edeceğiz seni bilesin. Bizim insanımızın iyiliği yok edecek seni. Gardırobunu yok edeceğiz, çırılçıplak bırakacağız seni."
 
Acun Karadağ
 
Bütün mektuplar selam ile başlar. Sana selam bile yok bizden. Duydum ki türlü türlü şekillerde memleketimde gezmekteymişsin. Kardeşlerini de salmışsın dünyanın dört bir yanına. Çok geziyormuşsun. Bilet almakta zorlanmıyormuşsun gezilerinde. Gardırobun da zenginmiş. Her türlü kılık kıyafetin varmış. Kimi zaman resmi giysiler içinde, kimi zaman sivil halde geziyormuşsun. Bazen görünmez oluyormuşsun.
 
Diyarbakır’a Newroz kutlamalarına gitmişsin bir defasında. Polis kılığına girip Kemal Kurkut’u öldürmüşsün. 2000 yılında mesela Adalet Bakanı kılığındaymışsın. Hapishanelere girip katliam yapmışsın. Veli’nin kolunu orada kepçe kılığında kopartmışsın. Bazen de panzer kılığına girip 3-4 yaşlarında çocukları kaza süsünde öldürüyormuşsun. Paran çokmuş, zenginmişsin. Hizmetkarın çokmuş. Parayı verince önünde eğiliyormuş birçokları. Kapılar ardına kadar açılıyormuş sana. Her mekanda yaşayabiliyormuşsun.
 
'Bir annenin lohusa korkusundan besleniyormuşsun'
 
Şimdilerde KHK kılığında gezmekteymişsin. KHK ile devlet yönetiyor, yüzbinlerce insanı işten atıp açlıkla terbiye etmeye çalışıyormuşsun. Hapishanelere sızmışsın bu arada. Kendi elbiselerinden giydirmeye çalışacakmışsın mahkumlara. Doğum yapan kadınların kapısına resmi elbiseyle gidip gözaltına almak için bekliyormuşsun. Bir annenin lohusa korkularından besleniyormuşsun. Bu korkulardan haz alıyormuşsun. İnsani korkular seni daha da büyütüyormuş diye duydum.
 
Görünmezliğin giysileri: Irkçılık ve dincilik
 
Gardırobunun görünmezlik giysileri ırkçılık ve dincilikmiş. Bunları giyince insanların gözünü kör ediyormuşsun. Kimse göremiyormuş seni. Ezilen insanları bu kılıkla birbirlerine düşürüp kendine kâr kapıları açıyormuşsun. Yoksa para kaynakların bunlar mı? Bu giysileri giyip çocuklara tecavüz ettiriyor, askere aldığın yoksul çocukları kendi kârın için öldürtüyor, sonra ailelerine para verip onları susturuyormuşsun.
 
Gazeteci düşmanıymışsın
 
Herkesin susmasını istiyormuşsun çünkü adın söylenince yok oluyormuşsun. Bu nedenle en sevmediklerin gazetecilermiş. Ama adını akıllarına yazamadığın gazetecilere düşmanmışsın. Ahmet Şık ve ona benzeyen, sana muhalif gazetecileri hapse attırıp seslerini kesmek istiyormuşsun. Adliye saraylarına sızdığını ve çalışanlarının vicdanına ipotek koyduğunu da duydum. Tiyatroya, sinemaya ve bütün sanat dallarına düşmanmışsın seni teşhir ettikleri için. Onlarla baş edemediğin için, giysilerini üzerinden çektikleri için yok etmeye çalışıyormuşsun. Kardeşin cehaleti yanına alıyormuşsun onlarla savaşırken.
 
Nuriye’nin, Semih ve Esra’nın kaldıkları evin çevresinde görmüşler seni
 
En son Nuriye’nin, Semih ve Esra’nın kaldıkları evin çevresinde görmüşler seni. Tek başına içeri girmeyi becerememişsin. İçişleri Bakanı kılığına girmişsin olmamış. Polis kılığına girmişsin olmamış. Doktor kılığına bile girmişsin yine olmamış. Ölümü çağırmışsın yardıma. Ölüm gelsin de yapacağını yapsın diye çaresizmişsin.
 
Bana bak kötülük oğlu kötülük 
 
Bana bak kötülük oğlu kötülük! İyiliğin sana selamı var. Bir sonraki mektubum iyiliğe olacak. Ben de onu yardıma çağıracağım. Diyeceğim ki ona; Ey iyilik! İnsanların vicdanını öyle güçlendir, onların seslerini öyle yükselt ve öyle direnme gücü ver ki bu kötülük olacak melun, yiyecek ekmek bulamasın benim memleketimde. Herkes kapılarını kapatsın gözlerini açsın. Bu kötülük belası insanları ırklarına, dinlerine, mezheplerine göre bölemesin. Çek onun üzerinden milliyetçi, ırkçı, dinci elbiseyi de çırılçıplak kalsın. Parayla değil onurla yaşanacağını göster ki insanlara, prim vermesinler kötülüğe.
 
Çırılçıplak bırakacağız seni 
 
Bana bak kötülük! Burada sana iş yok. Çok yaşadın artık bu ülkede. Yok olma zamanıdır. Gönderirsek başkalarına musallat olacaksın biliyoruz. Bu yüzden yok edeceğiz seni bilesin. Bizim insanımızın iyiliği yok edecek seni. Gardırobunu yok edeceğiz, çırılçıplak bırakacağız seni. Yaptığın bütün işlerle kendi kendine geldin yolun sonuna.
 
Kötülüğe karşı yaşasın zafer...
 
Bu arada Nuriye ile Semih’in sana bir mesajı var. Diyorlar ki, “ Etrafımız öyle sağlam iyi kalpli insanlarla sarılmış ki senin bize ulaşabilmen mümkün değil. Çünkü iyi insanlar bilir ki birlikten kuvvet doğar, kötülüğe karşı yaşasın zafer”
 
Hadi şimdi ikile….