Efrîn halkı kimseye diz çökmez

  • 09:01 28 Ocak 2018
  • Kadının Kaleminden

 

“Efrîn ile aramızda ne var ki? Sınır diye çekilen tel örgülerin hükmü nedir ki? O sınır, yüz yıllardır aramızdaki bağı koparamamış, bir yüz yıl daha geçse yine de koparmaya gücü yetmez, yetmemiştir.”
 
Heval Nesrin Aslan 
 
Çocukluk anılarımızın zihnimizde özel yerleri vardır. Her zaman yaşadıklarımız bizi o hep masum bakışlarımız ile belki yaşadıklarımızın çok farkında olmadığımız günlere götürür... Çocukluk anılarımız bugünümüz ile duygusal bağlarımızı da oluşturur aynı zamanda... Benim Efrîn ile olan bağımda öyle... 
 
Küçükken, sarışın kuzenlerimin arasında oldukça dikkat çekerdim. Çünkü açık tenli ve renkli gözlü değildim. Herkes, “Bu kız size benzemiyor” derdi -ki alay konusu olurdum. Amcam, beni evlatlık aldıklarını söylerdi. Buna üzüldüğümü gördüğünde ise “Yok yok” derdi. “Benim kızım çok güzel, gözleri Efrîn zeytini gibi kara...” İşte ilk o zamanlar duymuştum Efrîn zeytininin adını. Çok methederlerdi Efrîn zeytinini.
 
Efrîn ile aramızda ne var ki?
 
Batı Kürtleri olarak Efrîn bizden çok uzak değildir. Özellikle de Mereş, Semsûr, Dîlok, Riha ve Meletî aynı kültüre sahiptir. Aynı ağız ile Kürtçe konuşur, aynı yemekleri pişiririz. Hepimiz uzak akrabalarımızın yüz yıllar önce göç ederek Efrîn'e yerleştiğini anlatan hikayeler ile büyümüşüzdür. Öyle ki, gün gelmiştir kendimi Efrînli olarak tanıtmışımdır. Efrîn ile aramızda ne var ki? Sınır diye çekilen tel örgülerin hükmü nedir ki? O sınır, yüz yıllardır aramızdaki bağı koparamamış, bir yüz yıl daha geçse yine de koparmaya gücü yetmez, yetmemiştir.
 
Bir Efrîn kaldı geriye… 
 
Bugün birçok kesim Efrîn'e yapılan saldırının tüm Kürtlere yapıldığını söylüyor. Bu doğru bir tespittir. Efrîn’e yapılan saldırı özellikle de Batı Kürdistan halkına yapılmış bir saldırıdır ve bu saldırıların Mereş, Meletî katliamından yine Semsûr’da yapılmak istenen katliam girişimlerinden, kültürel soykırımdan bağımsız değildir. Mereş, Meletî, Semsûr ve Dîlok'taki Kürtler son 40 yıldır büyük ve yoğun bir asimilasyon politikasına tabi tutulmaktadır. Bu bölge neredeyse Kürtsüzleştirilmiştir. Özellikle Alevi-Kızılbaş Kürtlere yönelik Mereş ve Meletî‘de yapılan katliamlar ardından Alevilerin büyük bir çoğunluğu göç etmiştir. Öyle ki, sadece Avrupa'da yaklaşık yarım milyon Mereş ve Meletî yöresinden Kürt bulunmaktadır. Yine yüz binlercesi İstanbul, Adana ve Mersin gibi metropollere göç etmiş ve buralarda asimile edilmişlerdir. Geriye bir Efrîn kalmıştır...
 
Kürtlerin kök hücreleri
 
Nasıl ki, Şengal'e saldırmak tüm Kürt halkının kök hücrelerine saldırmak anlamını taşıyorsa Efrîn'e saldırmak da Fırat'ın batısındaki Kürtlerin kök hücrelerine saldırmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar sınırın üst tarafında kalan Batı Kürdistanlılar asimilasyondan geçirildiyse de, sınırın güneyinde kalan Efrîn ise kültürünü korumuş, Arap asimilasyonuna karşı koymuştur.
 
İlk örgütlülük… 
 
Kürt Dağı yani Çiyayê Kurmancan olarak bilinen Efrîn, Kürtlerin ilk yerleşim yerleri arasında yer alıyor. Bölge nüfusunun büyük bölümünü de Kürtler oluşturuyor. Doğal kaynaklar bakımından zengin olması ve Suriye'nin ikinci büyük kenti Halep'e yakın olması Kürtlerin buradaki varlığını koruması açısında iki önemli neden olmuştur. Yani ekonomik nedenlerden kaynaklı büyük göçler yaşanmamıştır Efrîn'den. Burası aynı zaman Kürdistan Özgürlük Hareketinin ilk örgütlendiği bölgelerden biridir.
 
İradesi kırılan halkın özgürlüğü de kalmaz!
 
Efrîn halkı daha ilk günden Özgürlük Mücadelesini kucaklamış, binlerce evladını bu uğurda yitirmiştir. Bu açıdan Efrîn, Özgürlük Mücadelesinin Kuzey Suriye'deki kalelerindendir. Yine 2012'de Rojava Devrimi başladığında Kobanê’nin ardından  kendi yönetimini eline alan ilk şehirlerdendir. Efrîn halkın kendini yönetmeye başladığın anda hızla örgütlenmiş ve gelişim göstermiştir. O tarihten bu yana abluka altında olmasın rağmen halk büyük bir iradeyle ayakta kalmış, özyönetimini inşa etmiş ve tüm dış saldırılara karşı örgütlü bir duruş sergilemiştir. Efrîn halkının iradesi kırılamamıştır. Türk devletinin, Efrîn’i işgal çabası ve saldırılarının da hedefinde halkı yıldırmak, iradesini kırmak vardır. İradesi kırılan bir halkın örgütlülüğü kalmaz, sistemi dağılır. O yüzden Türk devleti ağırlıklı olarak halka dönük saldırılar geliştirmektedir.
 
Tüm kadınların kazanımlarına saldırıyorlar
 
Efrîn’i işgal etmekteki amaçlardan biri de Kürt halkının kazanımlarını yok etmek, nefes alamayacak hale getirip, soykırımı tamamlamaktır. Yine kadınların Rojava Devrimi ile elde ettiği kazanımları yok edip, tüm Ortadoğu’da kadınların özgürlük umudunu söndürmek, kadının iradesini kırmak, yapabiliyorsa sindirip, evdeki herhangi bir eşya haline getirmektir. Dolayısıyla AKP hükümetinin, CHP ve MHP'nin desteği ile başlattığı saldırılar, her şeyden önce Kürt, Arap, Türkmen, Süryani, Çeçen kadınları başta olmak üzere tüm kadınların kazanımlarına yönelik bir saldırıdır. Efrîn’e yönelik saldırı, Rakka'yı özgürleştiren YPJ ve YŞJ'li kadınların ortaya koyduğu iradeye bir saldırıdır.
 
Kadın hakları güvenceye alındı
 
Hatırlarsanız, Rojava Devrimi ile birlikte önce bu bölgedeki kadınlar özgürleşti. Özgürleşen kadınlar, daha sonra Kobanê'den başlayarak sokak sokak, mahalle mahalle, köy köy ve şehir şehir topraklarını erkek egemenliğinin zirvesi olan DAİŞ’tan kurtardı. Tabi kadınların başarısı sadece askeri değildi. Onlar bir toplumsal devrim de gerçekleştirdi ve hızla siyasetin öznesi oldular. Kendi eğitim sistemlerini oluşturarak geleneksel toplumun dayattığı tüm kölelik zincirlerini teker teker kırmaya başladılar. Pederşahi sistemin onlara dayattığı tüm kölelik uygulamalarını ortadan kaldırmak için mücadeleye giriştiler. Çocuk yaşta zorla evlilikler, çok eşlilik gibi toplumsal gerilikleri yasaklayıp, kadına yönelik şiddete karşı etkin bir mücadele geliştirdiler. Kadın katillerine ise en ağır cezanın verilmesini sağladılar. Kadınlar yürüttükleri mücadele sonucunda 2015'te çıkardıkları kadın kanunu ile kadınların haklarını güvence altına alındılar.
 
Efrîn yeni bir zafere gebe!
 
Şunu da belirtmek gerekir ki, DAİŞ’a karşı ilk silah kuşanan kadınlar Efrînli kadınlardır. Henüz YPJ kurulmadan önce ilk kadın taburu olan Şehit Ruken Taburu 2013'te Efrîn’de kurulmuştur. Yani YPJ'nin ilk filizlendiği yerdir. YPJ bünyesinde yaşamını yitiren ilk kadın savaşçı da Efrînli Slava’dır. Slava'nın mücadelesini devralan ve Kobanê'nin kaderini değiştiren Arîn Mirkan da Efrînlidir. O yüzden kimse Efrîn halkının boyun eğmesini beklemesin. Kimse Efrîn halkının iradesini kıramaz. Efrîn halkı kimseye diz çökmez. “Arîn Mîrkan'ın diyarı Efrîn'i kimse yıkamaz. Çünkü Efrîn, direnişin ve direnişçilerin kalesidir" diyor PYD Eş başkanı Ayşe Hiso. Kobanê direnişinin 3. yıldönümünü karşıladığımız bu günlerde Slavaların, Arîn Mirkanların doğuduğu şehir olan Efrîn, şimdi tüm dünya kadınları için yeni bir umuda, zafere gebe...