Efrîn'in direnişi ve ateşin iki yüzü

  • 09:05 11 Mart 2018
  • Kadının Kaleminden

 

"Tarih, gelecek için kavga verip, yitmiş bile olsa, insanlık için vuruşanları hiç unutmaz..." Şeyh Bedreddin. 
 
Zeynep Kızılırmak 
 
Sokağında baharın eksik olmadığı bir kara parçasının adıydı düne kadar Efrîn. Nebi Huri'den Endiwar'a tarihin içinden geçen herkesin konuk olduğu soluklandığı ve bir nefes alımı durduğu mekan. Zeytin ağaçlarının bereketi, kızıl toprağındaki doğurganlığı varlığın anlamlandığı yer. 
 
Efrîn bugünlerde başka bir varlığın anlamına işaret ediyor. Biriler için 'koca koca' yenilmez orduların üzerine salındığı 'düştü düşecek' denilen küçük bir kara parçası üzerine dönen oyunlar, hesaplar, topyekün imha planları yapılsa da, son sözü tabi ki oyun kuranlar değil sahada oyun oynayanlar söyler. Sokağında, zeytin ağaçlarının altında, her zerresinde tutunduğu toprağın kokusunu duyanlar bilir sadece bu umudun varlığını. Soğuk analizler güç karşılaştırmaları, ötesine berisine hesaplanmış hayatların altüst edildiği yer neresi diye sorsa birileri yarın istisnasız adı Efrîn olacak. 
 
20 Ocak'ta Türk devleti ve ona bağlı işgalci güçlerin saldırılarına maruz kalan Efrîn'e ayak bastığım 24 Ocak'ta içime dolan ince ve bir o kadar sert rüzgarın kokusu fısıldamıştı. 
 
Televizyonlarda izlediğin, haberlerde bir kare fotoğraflarında gördüğün; bir bebeğin cansız bedeni, bir yaşlının kopmuş ayakları, vurulmuş evler silsilesi, saatlerce bombalanmış şekli değişmiş tepelerin üstünden tüten dumanlar, yarı çıplak soyulmuş kurşuna dizilmiş köylüler, izlediğin senin hikayendi. Oysa bu sadece bir yanıydı, gerçekti yakıcıydı, savaş suçuydu, insanlık suçuydu, dünyanın gözleri önünde gözgöre göre işlenen. 
 
Oysa birde başka yönü vardı Efrîn'in ışıklık bahçelerden geçer gibi her karışında sana 'buradayım' diye seslenen. Küçük bir kara parçasından dünyanın her yerine yayılan umut, zeytin ağaçlarının gölgesinden yeşerdi. Avesta oldu mesela tanıyan herkesin gözünden, direnmenin adı olan Avesta. Qurne'de Barin oldu, mahcup gülümsemesiyle meydan okuyan. Amargi oldu, Canda oldu, Helin oldu, Jindar oldu, kendini her seferinde ateşle sınamanın ve ateşten var olmanın yurdu. 
 
51 gün oldu, tamı tamına 51 gün. Paris Komünü 72 gün sürmüştü. Kobane, 136 gün, Sur 103 gün, Şırnak 82 gün, Nusaybin 90. Tarihten gelen hepsi birbiriyle bağlantılı, kent direnişlerinin tarihini son halkası ve belki de en görkemli halkası olacak Efrîn. 
 
Unutmayanlar için geniş zamana yayılan ve 21'inci yüzyılın benliğine kazınan bir sözdür, Sur'un komutanı Çiyager'in sözleri; "Ne olursa olsun sonu muhteşem olacak..."
 
Ya da Şırnak'ın zarif ruhlu savaşçı komutanı Zeyran'ın, "Ben barış istemiyorum özgürlük istiyorum..."
 
Nereye bakarsan neresinden tutarsan tut Efrîn an itibariyle bir kazanma mirasıdır ki bu sadece Kürtler için değil, dünyanın her yanında sıkıştırılmış evlerinde, sıkıştırılmış sokaklarında, sıkıştırılmış kentlerinde üstüne serpilen ölü toprağında 'başka bir yolu varmış' diyerek sıyrılmak için. Onur ve direncin var olma biçimi olarak kayıt altına alınmış bir bellek oldu çoktan Efrîn.  
 
Efrîn'de Êzidi bir kadının sözüdür: "Burası Zerdüşt'ün ateşidir, gelsinler bu ateş yakar onları barınamazlar..."
 
Bu sözlerin hepsini not edin bir kenara; yaşanmış, denenmiş, geçmişten geleceğe zaman ve mekan içinden süzülerek anlam bulmuş birer anekdottur, hatırlanacak. 
 
Efrîn'in ateşi direnmeyi bilenler ısıtan, işgale soyunanlar için yangın yerin cehennem olacak.