Açlık grevindeki tutsakların anneleri: Meclisi başlarına yıkarız

  • 09:11 9 Mart 2019
  • Güncel
DİYARBAKIR - Tecride karşı başlatılan açlık grevi eylemleri tüm cezaevlerinde sürerken, Patnos L Tipi Cezaevi’ne görüşe giden tutsak yakınları yetkililere çağrıda bulundu. Anneler, “Evlatlarımızın başına bir şey gelse dünyayı yıkarız. Çocuklarımızın sesini duymayanların meclisini başlarına yıkarız ” dedi.
 
Tecride karşı açlık grevi eylemleri 1Mart itibariyle tüm cezaevlerinde başladı. Binlerce kişi tutsak edildikleri alanlarda DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in talebi etrafında kenetlenirken, yurt içi ve yurt dışında da eylemsellikler sürüyor. Tek talep etrafında kenetlenen tutsaklar, adım atılmadığı sürece eylemlerini sürdürecek. Hal böyleyken tutsak yakınları her görüşte evlatlarının, yakınlarının eriyen bedenleri karşısında bir kez daha ses olmak için haykırıyor.
 
Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde 16 Aralık 2018’de süresiz-dönüşümsüz açlık grevine Cengaver Aykul, Mehmet Bozdağ, Atilla Coşkun Özer, Ömer Kabul girdi. Açlık grevi eylemleri sürerken Cengaver Aykul Elazığ  2 No'lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na sürgün edildi. Cengaver eylemini Elazığ Cezaevi’nde sürdürürken, Patnos’ta kalan 3 tutsak da eylemselliklerini 83 gündür aralıksız olarak devam ettiriyor. 5 Mart gece saat 01.30’da Tutuklu Aileler Federasyonu tarafından ayarlanan araç Patnos’a gitmek için hazırlanan 30’dan fazla tutsak yakınını topladı. Aileler gece yarısı yola koyulurken, araç içerisinde tek gündem açlık grevlerine giren tutsakların durumu…
 
Psikolojik baskıyla beklenen görüş saati
 
Evet belki bu açlık grevi eylemleri Leyla Güven’le başladı ancak ardı sıra tarihlerde 5’erli gruplar halinde Türkiye ve bölge cezaevlerinde sürüyor. O süre zarfında bu kadar konuşulmayan eylemsellikler 1 Mart’tan itibaren tüm Kürt halkının gündemi haline gelmiş durumda.Neredeyse yakını açlık grevinde olmayan bir Kürt dahi kalmadı. Bıçak kemiğe dayanmış durumdayken ailelerinde tek talebi haline gelen tecride karşı hükümet hala sessizliğini koruyor. Patnos’a sabah saatlerinde varan aileler, yakınlarına yorgun görünmemek ve moral vermek için hazırlık yapıyor. Herkes hazırlığını bitirip 3 aşamalı şekilde gelişecek olan görüşme saatlerinin gelmesini bekliyor. İlk grup görüşmesinin ardından ikinci grup cezaevinin yolunu tutuyor. Defalarca yaşanan hak ihlalleriyle gündeme gelen cezaevi bu kez ailelere yaptığı psikolojik baskıyla karşımızda beliriyor.
 
Tutsakların zılgıtlarla karşılanışı
 
Aileler ilk olarak cezaevinin dışında bulunan kantin denilen kısımdaki odaların birinde aranıyor. Kadınlar aramadan çıkıyor ancak bu kez izdiham görüntülerini aratmayan kimlik verme sırasına girmek zorunda. Bir düzenin olmadığı cezaevinde sırf gecikmeler olsun diye görüşçülerin kimlikleri bir anda alınıyor. Buda yetmiyor sisteme geçilen kimlikler gardiyanlar tarafından alınıyor ve tek tek okunan isimler aramadan geçirilip göz okutma sisteminin olduğu alana alınıyorlar. Göz okuma sisteminin ardından en geç 13.00’da başlanması gereken görüş kapıların açılmaması nedeniyle 3’üncü etapta görüşe gireceklerin eklenmesiyle 14.30’a erteleniyor. Aileler saatlerce kapalı kapıların ardından kamera sistemleri ile izleniyor. Sabırsızlanan aileler ancak 15.00’da görüşme salonlarına alınıyor. Yarım saat boyunca tutsakların gelmesini bekleyen aileler sonunda mazgalların tok sesini duyunca hep bir ağızdan zılgıtlar çekerek “Biji berxwedana zindanan” sloganları atıyor.
 
‘Onursuz evlatlar yetiştirmedik’
 
Tutsaklar açlık grevi eylemlerinin 6’ncı günündeydiler. Buna rağmen tutsaklar içeriye yüzlerinde kocaman gülüşleriyle giriyorlar. Annelerin birçoğunun gözü yaşlı olması karşısında tutsaklar bu durumu espri yaparak dağıtmaya çalışıyor. Gözü yaşlı annesine sarılan bir tutsak “Açlıktan kimse ölmez, onursuzluktan ölsek daha mı iyiydi” diyor. O an anne hemen gözlerini silip “Onursuz bir evlat yetiştirmedim ben, buradaki analar olarak asla eyleminizi sabote etmeye gelmedik. Sadece elleriniz çok soğuk ve biz anaların gözyaşları bu faşist devlete karşı akan öfkedir” diyerek cevaplıyor. Bu kez tutsaklar görüşçüleri alkışlıyor. Böylesi bir atmosfer içerisinde herkes yakınını gözlemlemeye, sorular sormaya koyuluyor. Tutsaklar haklı bir talep karşısında bedenlerini açlığa yatırdıklarını ve bu saatten sonra direnişin büyümesini alanlarda direnecek olanların geliştireceğinin altını çiziyor.
 
Görüş saatini beklemek görüşme anından daha uzun…
 
45 dakika süren görüş sanki yarım saati bulmamışken gardiyanların ‘görüş bitti’ sesiyle herkes irkiliyor. Saatin olmaması nedeniyle gerçekten 45 dakika mı sürdü kimse bilmiyor. Ancak cezaevinde olası bir provokasyonun hayata geçirilmemesi adına aileler yerlerinden doğruluyor ve yakınlarına sıkı sıkı sarılarak dış kapıya yöneliyor. Tutsaklar tokalaşarak yanlarından ayrılırken, herkes öfke ile karışık bir dilde sloganlar atıyor. Aileler dışarı çıktığında ise o öfke hemen konuşmalara yansıyor. Anneler hemen cezaevi girişinde oturuyor. Ve her anne bir şeyler söyleyerek ülkenin Adalet Bakanı’nın sessizliğine öfkesini dile getiriyor.
 
‘Talepleri haklıdır, meşrudur’
 
Patnos L Tipi Cezaevi’nde bulunan ve 1 Mart’ta greve başlayan Yakup Eryılmaz’ın annesi Kudret Eryılmaz,  Adalet Bakanı’na çağrıda bulundu. Herkesin bir anne ve baba olduğuna değinen Kudret, açlık grevine giren evlatlarının talebinin duyulması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a seslenen Kudret, “Sende bir annesin, evladın 1 saat aç kalsa dünyayı yıkmaz mısın? Bir anne olarak bizlere elini uzat ve bu ölümün, savaşın önüne etten duvar örelim. Zindanlardan cenaze çıkmasına karşı bir an önce tutsakların talebine kulak verilsin. Eğer cezaevlerinde tek bir cenaze dahi çıkarsa anneler olarak bedenimizi ortaya koyarız. Anneler olarak tutsakların davasının arkasındayız ve sonuna kadar elimizden geleni ardımıza koymayacağız. Annelerle birlikte açlık grevine başlarsak bu işin sonu herkese dokunur. Dünyayı yıkmamıza ramak kaldı, yeter artık bu zulüm… Onların talebi haklıdır ve devletin kendine düşen görevi yerine getirmesini istiyorlar. Yeter artık…” diyerek cezaevinin kaldırımları üstünde oturuyor.
 
‘Gerekirse o meclisi başlarına yıkarız’
 
Açlık grevi eylemcisi tutsak Muzzafer Güler’in annesi Adile Güler ise, 2 çocuğunun PKK’ye katıldığını 2 çocuğunun ise şuanda tutsak olduğunu ifade etti. Adile öfkesini şu sözlerle dile getiriyor: “Bedenimizde son damla kan kalana kadar AKP ve MHP’nin Kürt halkına yaptığı zulmü, katliamı kabul etmeyeceğiz. Evlatlarımız bugün sadece bizim için değil tüm Türkiye halklarının geleceği için bedenlerini ölüme yatırmıştır. Tüm kesimler bu haklı talebi duymalı ve açlık grevlerini sahiplenmelidir. Bugün Emine Erdoğan evlatlarının tırnağına zarar gelse dünyayı Erdoğan’ın başına yıkar. Biz de onun gibi bir anneyiz ve yüreğimiz yanıyor. Eğer o evlatlarının 1 saat aç kalmasına dayanabilecekse kabul bizde dayanırız. Ama Emine bunu asla kabul etmez. Bizde Erdoğan ve Adalet Bakanı’na sesleniyoruz; bir an önce evlatlarımızın talebine kulaklarınızı açın. Aksi halde bu ülkede yaşanacaklardan bire bir kendileri sorumlu olacaktır. Anneler olarak bedenimizi ölüme yatırırız, meclisi başlarına yıkarız. Biz anneyiz ve kan dökülmesini istemiyoruz. Kürt halkı ellerini vicdanlarına koyarak bu süreçte gereken cevabı alanlarda vermelidirler” diye vurguluyor.
 
‘Emine Erdoğan annelerin yürek yangınına sessiz kalmamalıdır’
 
16 Aralık’ta greve başlayan Mehmet Bozdağ’ın Annesi Şükriye Bozdağ da, oğlunun ve diğer tutsakların durumunun kritik aşamayı çoktan aştığını kaydetti. Oğlunun ayakta durmakta zorlandığını, kilo kaybının çok fazla olduğunu kaydederek, tansiyonlarının sürekli düştüğünü, kokuya ve ışığa hassasiyetlerinin artığını vurguladı. Şükriye, cezaevinde bulunan hekimin düzenli olarak kontrol yapması gerektiğini ancak bu durumun Patnos’ta hayata geçirilmediğine dikkat çekerek, tutsakların sağlık hakkının da ihlal edildiğine değindi. Şükriye, “Oğlum ve arkadaşları 83 gündür açlık grevindeler ve artık durumları iyi değil. Buna rağmen bize moral olmaya çalıştı. Herkesin onlara ses olması gerektiğini ve direnişi büyütmeleri noktasında çağrıda bulunduklarını ifade etti. Benim oğlum yalnız değil kim olursa olsun bedenini haklı bir talep için açlığa yatırırsa karşısında durur ve kabul edilmesi için ses çıkarırdım. Türk anneleri bizimle dayanışmalı ve olası ölümlerin önüne geçmelidir. Bizler Emine Erdoğan’a sesleniyoruz; Biz annelerin yüreğinin yanmasına sessiz kalmasın. O nasıl evlatlarının üzerine titriyorsa bizde evlatlarımızın üstüne titriyoruz. Bu katliam girişimine bir anne olarak engel olsun” diyerek çağrıda bulundu.