Ağrı'da kadınlar neler yaşıyor? (5)

  • 09:01 5 Temmuz 2020
  • Okumadan Geçme!
‘Şüpheli kadın ölümlerine karşı itirazımızı yükseltmeliyiz’
 
Hikmet Tunç
 
AĞRI - HDP'li Dilan Dirayet Taşdemir, şüpheli kadın ölümlerinin önüne geçmek için herkesin itirazını yükseltmesi gerektiğini söyleyerek, sessiz kalındıkça kadın katliamlarına ‘intihar’ süsü verilmeye devam edileceğine dikkat çekti. 
 
Şüpheli kadın ölümleri son aylarda özellikle bölge illerinde arttı. Haziran ayı içerisinde 23 kadın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirirken, ölümlerine ilişkin açılan soruşturmalar da ‘intihar’ denilerek kapatıldı. Ağrı’da yaşanan şüpheli kadın ölümlerini mercek altına aldığımız dosyamızın son bölümünde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir ile yaptığımız röportaja yer veriyoruz. 
 
Dilan, şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılması ve kadınların intihara sürüklenmelerinin önüne geçmek için kadınların itirazlarını daha fazla yükseltmesi gerektiğinin altını çizdi. 
 
‘Şiddet sarmalı toplumsal sorun olarak karşımızda’
 
Kadına yönelik şiddetin artarak devam ettiğini ve AKP politikaları ile beraber her alana sirayet ettiğini söyleyen Dilan, kadına yönelik şiddetin sadece Ağrı’da değil, Türkiye ve bölgede iktidarın kadın kazanımlarına yönelik gaspı ve erkek egemen bakışın yaşamın her alanına sirayet ettiğini belirtti. Dirayet, “Kadına yönelik şiddette ciddi bir artış olurken, hemen hemen her gün bir kadın katliamına tanıklık ediyoruz. Erkek egemen anlayış, baskı şiddet sarmalından kaynaklı kadınların intihar ettiğini, intihara sürüklendiğini görüyoruz. Bu ciddi bir toplumsal sorun olarak karşımızda duruyor” dedi. 
 
‘Cinsiyetçilik siyasi rejim olarak hortlatıldı’
 
Kadına yönelik şiddetin Türkiye’nin her yerinde yaşandığını belirten Dilan, derin krizlerin yaşandığı, muhafazakârlığın arttığı, faşizan politikaların güç kazandığı durumlarda şiddetin boyutlarında ciddi artışlar söz konusu olduğunu ifade etti. Dilan, “Özellikle devlet nezdinde büyüyen bu siyasetten erkeklerin güç aldığını, erkeklerin arkasında durduğunu, erkek siyasetini öne çıkarıldığını dolayısıyla kadınların bu cendere altında tutulmaya çalışıldığını çok iyi biliyoruz. O açıdan Türkiye ve Kürdistan’da toplumsal şiddetin ciddi bir şekilde arttığını, yine erkek egemenlikli, cinsiyetçiliğin bir siyasi rejim olarak hortlatıldığını biliyoruz. Sonucunun kadınlara ciddi yansıdığını görüyoruz” sözlerini kullandı. 
 
‘Alternatifsiz kalan kadınlar intihara sürükleniyor’
 
Dilan şöyle devam etti: “Kadın kazanımlarına özellikle kayyımlar aracılığı ile el konuldu. Kadın siyasetçiler, aktivistler tutuklandı. Şiddetle mücadele eden mekanizmalar ortadan kaldırıldı. Bir anlamda kadınlar savunmasız, çözümsüz bırakıldı. Dolayısıyla kadınların destek alabileceği, başvurabileceği bütün mekanizmalar ortadan kaldırılınca, bir şekilde kadınlardan bu şiddet ortamına rıza göstermesi isteniyor. Kadınların bu şiddet ortamına itiraz etme mekanizmalarını ortadan yok ederseniz, kadınlara bir alternatif sunmamış olursunuz. Alternatifsiz kalan kadınlar da dayanışmadan yoksun bırakıldığı zaman maalesef ki intihara sürükleniyor.”
 
‘Kadınlar güçlendikçe özgürleşme eğilimleri başlıyor’
 
Kadınların kendilerini daha iyi tanıyarak yaşadıkları baskı ortamına itiraz etmeye başladıkları andan itibaren hedef haline getirildiğine dikkat çeken Dilan, “Aslında katledilen kadınların yaşam öykülerine baktığımız zaman benzer hikayeler var. Erkek egemen siyasete, erkek egemen yaşam tarzına, aslında bir yandan bu erkek faşizmine bir itiraz var. Birey olma, irade olma, yaşamına sahip olma, kendi varlığına sahip olma yönünde kadınlardan talepler geliyor. Kadınlar güçlendikçe özgürleşme eğilimleri başlıyor, buna karşıda bir reaksiyon gelişiyor. Aslında şüpheli ölümlerin altında yatan bir gerçeklik de bu, bu sefer kadın intihar süsü vererek şüpheli bir şekilde katlediliyor. Böylelikle verilebilecek bir cezanın da önüne geçilmiş olunuyor” ifadelerini kullandı. 
 
‘Ağrı’da kadınların sosyalleşebilecekleri alan yok’
 
Ağrı’da kadına yönelik şiddette ciddi bir artışın olduğunu dile getiren Dilan, “Kadına yönelik şiddette Ağrı ülkenin en yüksek yerleri arasında, zaten kadının sosyal yaşama katılımı, iş yaşamına katılımı çok ağır bir süreç. Ağrı’da neredeyse yılın yarısını erkekler metropollerde, inşaatlarda çalışarak geçiriyor. Dolayısıyla evin ağır yükü, çocukların sorumluluğu, yoksullukla mücadele kadınların omuzunda, diğer yandan zaten kadınların kamusal alana, iş yaşamına katılımı oldukça sınırlı. Kadınların sosyalleşebilecekleri, toplumsallaşabilecekleri yerler yok denecek kadar az. Var olan mekânlar cinsiyetlendirilmiş, sadece erkeklerin kullanabilecekleri, erkeklerin kullandığı kamusal alanlar haline getirilmiş” diye belirtti. 
 
‘Kadın kurumlarımız kapatıldı’
 
Kentin sosyolojisine yönelik sürdürdükleri çalışmaların iktidar tarafından hedef haline getirildiğini söyleyen Dilan, “Kentin sosyolojisine yönelik yürüttüğümüz faaliyetler, kadın mücadelesi, partimizin yürüttüğü farkındalık çalışmaları hedef haline geliyor. Arkadaşlarımız tutuklanıyor. Bu alanda mücadele veren kadın kurumlarımız kapatıldı. Kadın mücadelesi yürüten aktivistler tutuklandı, kadın meclislerimiz hedef haline getirildi” diye ifade etti.
 
‘Kadına yönelik şiddeti her alanda gündemleştiriyoruz’
 
Tevgera Jinên Azad (TJA) ve HDP Kadın Meclisi olarak kadına yönelik şiddet alanında dört bir yanda mücadele yürüttüklerini kaydeden Dilan, “Ciddi dayanışma ağları, alternatif çözümler ve bunun görünür kılınması için elbette ki basına, kamuoyuna, Meclis gündemine kadınların işsizlik, kamusal alana katılım oranları, yoksulluk ile ilgili verilerini taşıyarak, gündemleştiriyoruz. Buna karşı ciddi bir muhalif kesim var. Ama maalesef ki her önergede olduğu gibi bu önergelere de cevap verilmiyor. Manipüle eden, algı yaratan bir şekilde buna karşı böyle bir sorun yokmuş gibi, tali gibi göstermeye çalışılıyor. Meclis gündeminde de bu tali bir meseledir. Ana gündem değil, şeklinde yaklaşılıyor. Bizler kadın sorunlarını Meclis’e taşımaya devam edeceğiz. Takipçisi olmaya çalışacağız” dedi.
 
‘Herkesin itirazını yükseltmesi gerekiyor’
 
Temel hedeflerinin her alanda her kentte kadın örgütlülüğünü sağlamak olduğunu vurgulayan Dilan, “Kadın farkındalığını yaratmak konusunda sivil toplum örgütleri ciddi bir duyarlılık sağlaması gerekiyor. Yine kadınların gördükleri şiddet karşısında gidebilecekleri mekanizmaları oluşturmamız gerekir. Ağrı’da bir kadın meclisimiz var. Bir muhatabımız var ve bunu aktif hale getirmeye, muhatap oldurmaya çalışıyoruz. Tabi bu tek başına aşılacak bir sorun değil, bu toplumsal bir mücadeleyle, bütün kadınların, bütün partilerin, bu konuda erkeklerin de ciddi bir muhalefet yapması gerekiyor. Herkesin kadına yönelik şiddet alanında itirazını yükseltmesi gerekiyor. Yoksa intihar süsü verilerek kadın katliamları meşrulaştırılmaya devam edilecek” diye konuştu. 
 
Bitti…