Deprem bölgesinde gazetecilerin doğru bilgiye erişimi engelleniyor

  • 09:12 2 Kasım 2020
  • Okumadan Geçme!
Melike Aydın-Gülistan Azak
 
İZMİR - Depremden herkes gibi olumsuz etkilenen basın emekçileri, işlerini yapmaya devam etti. Deprem sonrasında gazetecilerin doğru bilgiye ulaşmasının engellendiğini ifade eden basın emekçileri, hem yurttaşlarla hem de meslektaşları ile dayanışarak işini sürdürüyor.
 
İzmir’de 30 Ekim günü 6.8 büyüklüğünde gerçekleşen depremde 9 bina yıkıldı, çok sayıda binada ağır, orta ve az derece hasar meydana geldi. Aramalar 9 binanın enkazında devam ederken, depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 76'ya, yaralı sayısı ise 962'ye çıktı. Hala enkaz altında arama çalışmalarının devam ettiği İzmir’de basın emekçileri de yoğun bir mesai geçiriyor. Deprem sonrasında süreci anı anına takip edenlerden Olay yerine ilk intikal eden Tele 1 Kanalı İzmir muhabiri Eda Ertek ve Evrensel Gazetesi muhabirleri Eda Aktaş bu süreçte neler yaşadıklarını anlattı.
 
İlk refleks haberi iletmek
 
Depreme bir plazanın 8’inci katındaki ofislerinde yakalanan ve merdivenlerden yürüyerek inmek zorunda kalan Tele1 muhabirlerinden Eda Ertek, gazeteci olarak ilk refleksinin telefona sarılıp İstanbul’daki merkezi arayarak olanları yansıtmak olduğunu belirtti. Bir iş arkadaşının kendini riske atarak binaya tekrar girdiğini ve kamera, mikrofon gibi ekipmanları indirdiğini anlatan Eda, ilk yaşadıklarını şu şekilde anlattı: “Yaralananlar, sevdiklerini arayanlar vardı. Bayraklı Manavkuyu’da bir binanın yıkıldığını da öğrenince sık sık canlı yayınlara bağlana bağlana alana geldik ve anı yansıtmaya devam ettik. O anda telefonun şarjının olması önemliydi. Sonrasında Bayraklı’da bir süre elektrikler de kesildi. Yakınlarımız aradı. Belki yüze yakın telefonu reddettim. Çünkü şarja ihtiyacım vardı.”
 
‘Üzücü haberlere rağmen göreve devam’
 
Alana vardığında henüz yardım ekipleri gelmediği için insanların bağrışmalarına, yardım etme telaşlarına şahitlik ettiğini belirten Eda bu telaşın içinde doğru bilgiye ulaşma gayreti göstermenin zor olduğunu ifade etti. Enkaz altında kalanların ve yakınlarının bilgisine dair aldığı geri dönüşlerin üzücü olmasına rağmen görevine devam ettiğini paylaşan Eda, “Sonrasında polislerden bilgi almaya çalışıyoruz. Onlar da bir süre sonra set çekmeye başladılar. Uzun süre bir karmaşa yaşandı. Güvenlik güçleri kendilerine verilen talimatı uygulamaya çalışıyorlar ama özgür olması gereken bir basın gerçeği var. Her alanda her felakette basının düşünülmesi gerektiğini bir kez daha yaşadım. Orada insanlar can derdinde. Biz de en az onlar kadar yaşıyoruz. Bizim mesleğimize saygı duyup bizim için bir alan oluşturulabilirdi, daha net bilgiler vermek için bir görevli tahsis edilebilirdi” diye belirtti.
 
‘Ekiplerle giderek yakınlarına ulaşmak isteyenler oldu’
 
Yakınları enkaz altında kalan ya da evlerine giremeyenlerin zor anlar yaşadığına değinen Eda, bu izlenimlerini şu şekilde aktardı: “Bazen soru sordum bazen mikrofon uzattım. Enkazda yakınları olanlar o anda gözyaşları durmuşsa bile ağlayanlar oldu. Bizi de zorluyor bu durumlar. Özellikle enkazın arkasındaki parkta yaşlı bir kadın ve eşi vardı. Enkaz altında kızı ve torunu varmış. ‘Normalde ben bakıyordum çocuğa, torunuma. Ben değil kızım vardı o an ben olabilirdim, keşke ben olsaydım veya kızımla gitseydi ben olsaydım’ gibi duygular yaşadılar. Ekiple gitmeye, ekiplerden ulaşmaya çalışanlar oldu.”
 
‘Sağlığı riske atan koşullar oluştu’
 
Zor anlar yaşayanlarla empati kurulmasının da farkına varmadan ikincil travmaya neden olduğunu, bunun etkilerinin ancak sonralarda ortaya çıkabileceği ifade eden Eda, devam eden pandemide de hijyen koşullarının depremin özellikle ilk anlarında göz ardı edildiğini sağlıksız koşulların oluştuğunu ifade etti. Özellikle hastanelerdeki durumu gözlemleyeceklerini belirten Eda, “Depremden sonra çok hasta götürüldü. Önceden hasta almıyorlardı şimdi umarım tedavi edilebiliyorlardır. İnsanlar neler yapacağını bilmiyor. Hasarlı evlerine girmek istemeyen insanlar vardı, Rıza Bey Apartmanı önünde çocuklar, yemek dağıtımı vardı, atmosfer üzücüydü. Geceye hazırlıksız yakalandım, karanlık bastıktan sonra üşüdüm. Şala cekete ihtiyacım oldu bir iki saat üşüyerek yayın yaptık. Elektrik olan ve oturabileceğimiz yer aradık” şeklinde konuştu.
 
‘İşin içine siyaset karıştırılıyor’
 
Afet bölgesinde basın mensupları arasındaki ilişkiye de işaret eden Eda, dayanışma olması gerekirken “birbirine karşı bencilce yaklaşanların olabildiğini” kaydetti. Eda, “İşin içine yine siyaset karıştırılıyor. Virüste de öyleydi. Her şeyi bir kenara atıp insan sağlığına odaklanmamız gereken bir süreç ama tam anlamıyla böyle olmuyor. Öyle olmasını isterdim” dedi.
 
‘Yorucu bir gece’
 
Gazeteci olarak deprem anında ilk refleksinin mesai arkadaşlarını aramak, enkaz bölgesine gitmek ve bilgi kirliliğine karşı doğru habere ulaşmaya çalışmak olduğunu dile getiren Evrensel gazetesi İzmir muhabiri Eda Aktaş ise enkaz yerinde insanların hem üzüntüsüne hem de umutlarına şahitlik ettiklerini ifade etti. Olayın “resmileşmeden” net bilginin alınamadığını ve yurttaşların haber alma isteklerini karşılayamadıklarını söyleyen Eda, “Çok yorucu geçti 15.00’ten gece 05.00’e kadar sokaklardaydık ama daha doğru haberi aktarmak için bu yoruculuğu yaşamak zorundayız. Enkazın yan tarafındaki apartmanlar kablolar çekmiş basına yardımcı oluyordu. Birçok insan elektriğe ulaşmaya çalıştığı için sıkıntı yaşandı. İnternetin ilk saatlerde yoğunluktan kaynaklı gelen bilgiyi gazete merkezine ulaştırmak zor oldu. Gece yoğunluk azalıp kalabalık dağılınca daha da kolaylaştı” ifadelerini kullandı.
 
‘Teyit etme zorluğu yaşandı’
 
Bir arkadaşının oğlunun enkaz altında olduğu haberini alan ancak, işe odaklanmak zorunda olan Eda, duygu karmaşası yaşadığını, arkadaşından haber almak için 3 saate yakın beklerken ikilem yaşadığını ifade etti. Yaklaşık 20 yıldır İzmir’de yaşayan Eda daha önce yıkım olan bir deprem yaşamadığını belirterek, “İlk defa enkazdan haber yapmayı denedim. Daha sonra böyle bir olayda bir kriz anında doğru bilgiyi teyit etme zorluğu belki daha sakin kalıp daha iyi gözlem yapma tecrübe oluyor” dedi.
 
Yurttaşlar ana akım medyanın yaklaşımına tepki gösterdi
 
Eda, özgür basın çalışanları arasında bilgi alışverişinin gerçekleştiğini ancak ana akım medyada “popüler haber yapma” yaklaşımı ile hareket edildiğini kaydederken, bu gazetecilere ise birçok yurttaşın tepki gösterdiğini söyledi.