Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı anlattı: B1 vitamini mutlaka alınmalı

  • 09:03 4 Aralık 2018
  • Okumadan Geçme!
İSTANBUL - Açlık grevi sürecinde B1 vitaminin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, ayrıca bu süreçte bağışıklık sisteminin etkilenmesiyle birlikte her türlü bulaşıcı hastalığa açık hale gelindiğini belirterek, “Özellikle de cezaevi gibi hijyen koşullarının yeterli sağlanamadığı koşullarda, bu bakım çok özenli olmalı. Cezaevlerinde hijyen koşullarını sağlayabilecek değişiklikler yapılmalı” dedi.
 
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven'in PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek için başladığı açlık grevi eylemi 27’inci gününde devam ediyor. Leyla'nın eylemiyle beraber farklı cezaevlerinde bulunan siyasi tutuklu ve hükümlüler de, 27 Kasım'da süresiz-dönüşümlü açlık grevi eylemi başlattı.  
 
Açlık grevleri, oldukça köklü bir geçmişe sahip, bütün kültürlerde saygıyla karşılanan son derece güçlü politik eylemlerdir. Bir kişi ya da grubun, belirli talep veya taleplerinin karşılanması için bedenini açlığa yatırdığı bu eylem biçimi, toplumsal dikkati taleplerine yöneltmeyi ve taleplerin giderek büyüyen bir kitlede yankı bulmasını amaçlar. Açlık grevlerinin, vücutta meydana getirdiği metabolik ve fizyolojik değişimleri Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı (TİHV) ve Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı anlattı. 
 
‘B1 vitamini kullanımını öneriyoruz’
 
Şebnem, açlık grevinin başka hiçbir aracı kalmamış durumda olan insanların başvuracağı bir yöntem olduğunu belirterek, uzun süreli açlık grevlerinde vücutta yaşanan değişimlerin günle değil vücut kitle endeksindeki değişimle ilişkilendirildiğini söyledi. Çünkü vücut kitle endeksindeki değişimin kişiye göre farklılık gösterdiğini kaydeden Şebnem, “Ancak şunu söyleyebiliriz. B1 vitamininin hiç kullanılmadığı koşullarda bile 30’uncu veya 40’ıncı günlerden sonra birtakım sıkıntılar ortaya çıkmaya başlıyor. Hekimler olarak bütün açlık grevini yapan kişilere B1 kullanımını öneriyoruz” dedi.
 
B1 vitamini yani Tiamin’in pek çok dokunun korunması için özellikle de beyin dokusunun ve sinirlerin korunması için çok elzem bir madde olduğunu aktaran Şebnem, “Açlık grevi sürecinde mutlaka su, tuz, şeker ve karbonatın yanı sıra B1 Tiamin’de kullanılmalıdır. Türkiye’de saf Tiamin preparatı, yani B1 vitamini olmadığı için B1’in en yüksek olduğu tiamin (B1), riboflavin (B2), niyasin (B3), pantotenik asit (B5), piridoksin (B6), biyotin (B7), folik asit (B9) ve siyanokobalamin veya kobalamin (B12) gibi B kompleks vitaminlerinin kullanılmasında yarar var” diye konuştu. 
 
‘Tiamin kullanımında riskler geç dönemlerde başlıyor’
 
Açlık grevinde B1 vitamini kullanıldığı takdirde bu sorunların daha geç görüldüğünü dile getiren Şebnem, “En yüksek miktar 250 mg B1 içeriyor. O zaman iki hap şeklinde yani 500 mg’a ulaşacak şekilde günlük B1 kullanımı, en azından bedenin özellikle sindirim sistemi ve solunum yollarını örten dokunun ve tabi ki beynin korunması için çok yararlı oluyor. Böyle olunca daha geç dönemlerde riskler başlıyor ve beden kitle endeksinin yüzde 50’nin altına düşmesiyle birlikte, yani yüzde 50’den fazla kayıp olmasıyla birlikte riskleri görebiliyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
‘Bellek kayıplarıyla karşı karşıya kalınabilir’
 
B1 kullanımından önce risklerin 40-50 günlerde ortaya çıktığını, şimdi B1’in kullanımıyla birlikte daha uzun süreye 70-80 veya 100 günlere ulaşabildiğini kaydeden Şebnem, “Sonuç olarak açlık grevi her hâlükârda ciddi anlamda dokularda hasara yol açıyor, ne yaparsanız yapın. Özellikle de beyin çok önemli bir organ, çünkü bizim düşünmemizi, hatırlamamızı sağlıyor. Ve en fazla da hatırlama konusunda ciddi eksiklikler ortaya çıkıyor. Erken dönem bellek kayıplarıyla karşı karşıya kalınabilir” diye konuştu.
 
‘Bağışıklık sisteminde çok ciddi etkilenmeler oluyor’
 
Açlık grevi eylemlerinde çevre sinir dokularındaki harabiyet nedeniyle denge bozuklukları ile yürüme bozuklarının yaşandığını ve yürümede güçlükler olabildiğini ifade eden Şebnem, şöyle dedi: “O nedenle denge bozukluğu ve yürüme güçlüğü sonucunda düşmeler ve dolayısıyla düşmeye bağlı yaralanmalar olabiliyor. Bunlar dışında bağışıklık sisteminde de çok ciddi etkilenmeler oluyor. Bağışıklık sisteminin etkilenmesiyle birlikte her türlü bulaşıcı hastalığa açık hale geliyorlar. Özellikle de cezaevi gibi ortamlarda, hijyen koşullarının yeterli düzeyde sağlanamadığı koşullarda, bu bakımın çok özenli olmasına ihtiyaç var. Cezaevi ortamlarında mutlaka hijyen koşullarını sağlayabilecek birtakım değişiklikler yapmak gerekiyor.”