'Salgın toplum sağlığını tehdide devam ediyor'

  • 15:16 2 Haziran 2020
  • Sağlık
DİYARBAKIR - Diyarbakır’da artan vaka sayıları ve normalleşme sürecine ilişkin açıklama yapan Diyarbakır Tabipler Odası, salgının toplum sağlığını tehdide devam ettiğine dikkat çekti.
 
Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs (Covid-19) salgınına karşı alınan tedbirlerin hafifletilmesi ve Türkiye’de normalleşme sürecinin başlaması ile beraber vaka sayılarında da artış yaşanmaya başladı. Diyarbakır’da son bir haftada vaka sayısı 200’e ulaşırken, bir köy ise karantinaya alındı. Diyarbakır Tabipler Odası, normalleşme sürecine ve artan vaka sayılarına ilişkin yazılı açıklama yayınladı.
 
‘Vaka sayısı 200’ü geçti’
 
Salgın tehlikesinin toplum sağlığını tehdit etmeye devam ettiğine yer verilen açıklamada, yetkililer tarafından güncel verilerin kendileriyle paylaşılmadığına kaydedildi. Açıklamada, “İlimizdeki güncel Covid vakası ve ölüm sayılarını tam olarak bilmemekteyiz. Ancak 11 Mayıs ile başlayan ‘normalleşme’ sürecinin ve lokantalardan kahvehanelere kadar tüm işyerlerin açıldığı önlemlerin gevşetildiği 1 Haziran itibariyle ilimizde vakaların yeniden hızlıca arttığını gözlemlemekteyiz. 1 Haziran itibariyle Diyarbakır’da Covid-19 nedeni ile yatarak tedavi alan hastaların sayısı 200’ü geçmiş, Pandeminin başlangıcından bugüne kadar Diyarbakır’da hastanelerde takip edilen en yüksek hasta sayısına ulaşılmıştır. İktidarın ekonomik kaygıları halkın sağlığının önüne geçmiş, ‘normalleşme’ adı altında toplum bağışıklığı kararı verilmiştir, dolayısıyla salgın tehlikesi toplum sağlığını tehdit etmeye devam etmektedir” ifadeleri kullanıldı. 
 
Açıklamada, sürece dair öneriler ve dikkate alınması gerekenler şu şekilde sıralandı: 
 
“* Tüm hastalıklarda olduğu gibi yeni korona virüs enfeksiyonu ile mücadelenin en iyi ve akılcı yolu hastalığın yayılmasına engel olmaktır. Hastalığı engellenmenin en iyi yolu kişisel hijyen kurallarına uyulması, kalabalık ortamlarda maske takılması ve fiziksel mesafenin korunmasıdır. Tüm uyarılara rağmen ilimizde de bunun öneminin yeterince anlaşılamadığı, günlük yaşam içerisinde bu kurallara dikkat edilmediği gözlemlenmektedir. İlimizde de Covid-19 pozitif vakaların artışı göz önüne alındığında maske takılması, Kişisel hijyen kurallarına uyulması ve fiziksel mesafenin korunmasının pandemiyi önlemedeki rolünü bir kez daha hatırlatıyoruz.
 
* Ülkeyi yönetenlere sosyal devlet anlayışı salgının özel olarak mağdur ettiği bütün yurttaşları gözeten, asgari yaşam ihtiyaçları için maddi olarak desteklenmelerinin salgın ile mücadeledeki önemini bir kez daha hatırlatıyoruz.
 
*  1 Haziran itibariyle korona virüs hastalarına yönelik tanı, izolasyon ve her temaslı kişiyi izleyebilme ve karantinaya alma gibi koruyucu hizmetler tüm hızıyla devam ederken; Salgın sürecinde ertelenmiş, birikmiş olağan sağlık sorunu bulunan, başta kanser olmak üzere bir çok kronik hastalığa sahip farklı hasta grubunun sağlık gereksinimi de karşılanacak şekilde planlanma yapılmalıdır. Salgın sürecinde aksayan bağışıklama hizmetlerinin tamamlanması, Kronik hastalıklar, koruyucu hizmetlerle ilgili taleplerin karşılanması, artabilecek Ruh sağlığı hizmetleri gereksinimlerine hazırlık yapılmalıdır.
 
* Covid-19 testi pozitif gelen hastaların ve klinik+Radyolojik olarak Covid-19 olduğundan şüphelenilen olası vakaların temasta olduğu kişilere ulaşımın sağlanması, bilgilendirme yapılması ve bu kişilerin teste tabi tutulması aksatılmadan devam edilmelidir. 
 
* Bir kez daha tüm sürecin şeffaf bir biçimde koordinasyon içerisinde yürütülmesi gerektiğine ilişkin talebimizi yeniliyor,  il düzeyinde var olan il pandemi kuruluna ve sürecin tüm planlanma aşamalarına Sağlık platformunun temsilcileri de alınmasının gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.
 
* Hastalıkla en ön safta mücadele eden Sağlıkçılar en büyük risk grubunu oluşturmaktadır. Toplum sağlığını korumanın ancak sağlık çalışanlarının sağlığının korunmasıyla mümkün olabileceği unutulmadan sağlık çalışanlarının nitelikli ve eksiksiz kişisel koruyucu ekipmanları sağlanmalı, çalışma koşulları uygun bir biçimde düzenlenmelidir.
 
* Ayrımsız ve ayrıcalıksız herkesin yaşam hakkını savunan meslek örgütleri olarak bir kez daha hatırlatıyoruz ki; Cezaevlerinde kalanların sağlık ve yaşam hakkı görmezden gelinmemeli,  toplumun adalet talebi karşılıksız kalmamalıdır. Sağlık hizmetlerine erişim ve yaşam hakkı, mahpuslar için de en temel haktır. Bu nedenle cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin de sağlık hizmetlerine erişim ve yaşam haklarının korunması tüm hukuk devletlerinde yasal güvence altındadır ve bu hakkın korunması için gerekli önlemlerin alınması devletlerin sorumluluğundadır. Cezaevine girmiş bir kişi alıkonulma nedeni ne olursa olsun, sağlık hizmetlerine erişim ve yaşam hakkından mahrum bırakılamayacağını bir kez daha hatırlatıyoruz.
 
* Hastalıkla en ön safta mücadele eden Sağlıkçılar arasında yaratılan ek ödeme eşitsizliği giderilmeli, sağlık hizmet sunumunun bir ekip işi olduğu unutulmadan ek ödemelerde Adalet sağlanmalıdır.
 
* Açık-kapalı tüm çalışma ve sosyal yaşam alanlarının yeniden açılma dönemine uygun, bilimsel rehberlerin önerileri doğrultusunda düzenlemeli, gerekli planlamalarının devlet tarafından yapılması gerekir.”