TJA “Em xwe diparêzin” kampanyasının Şırnak startını verdi

  • 17:13 18 Eylül 2020
  • Güncel
ŞIRNAK - TJA’nın başlattığı “Em Xwe Diparêzin” kampanyasının Şırnak startı verildi. Kadınlar şiddete, özel savaş politikalarına, ırkçılığa, tecride karşı özsavunma geliştireceklerinin mesajını verdi.
 
Tevgera Jinên Azad’ın (TJA) başlattığı “Em Xwe Diparêzin”  (Kendimizi Savunuyoruz) kampanyasının startını çok sayıda kadının katılımıyla Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak İl Örgütü binası önünde yaptıkları açıklama ile  verdi. Kadınlar yöresel kıyafetleri ile katılırken, açıklamada “Em xwe diparêzin” pankartı açıldı. Açıklamayı TJA aktivisti Zozan Aksu okudu.
 
‘Özsavunma ile kendimizi koruduk’
 
“Kürtler jenosit ve jineosid politikalarıyla katledilirken, Kürt kadınlarının iki kez katledildiğini, Kürt çocukların asimile edildiğini” ifade eden Zozan, “Son kırk yıldır tanıklık ettiğimiz saldırılara karşı öz savunma ile kendimizi koruduk. Bu direniş karşısında onlarca hükümet geldi, geçti, devrildi ve tarihe gömüldü. Devlet, anadili yasaklayarak, okula gidenlere işkenceyle Türkçeyi dayatarak Kürt çocuklarını okullardan uzaklaştırdı” dedi.
 
‘Korkmadık daha çok alanlarda olduk’
 
Kadın mücadelesi karşısında devletin de kadına karşı özel savaş politikalarını derinleştirdiğini vurgulayan Zozan, “Korkmadık daha çok alanlara akarak kendimizi savunduk. Erkeğin malı, namus anlayışına karşı ‘kimsenin namusu değiliz namusumuz özgürlüğümüzdür’ dedik. Tecavüz kültürünü aşalım, demokratik toplumu yaratalım kampanyası ile tecavüzün sadece kadın bedeniyle özdeşleştirilmesine karşı çıktık. Tecavüz bir kültür olarak bedene, toprağa, suya, doğaya, anadile, eşitlik, özgürlük alanlarına yayılmaktadır diyerek sokaklara, köylere, mahallelere, indik. Bilinçlendikçe örgütlendik, örgütlendikçe öz savunma direnişine ulaştık” diye konuştu.
 
‘Tecride karşı insanlığı savunduk’
 
Zozan, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde ağırlaştırılan tecride dikkat çekerek, şunları söyledi: “Tecrit insanlığa karşı işlenen suçtur. Toprağımıza, özgürlüğümüze, önderliğimize sahip çıkıyoruz kampanyası ile var olma savunması yaptık. Bugün Gülistan Doku nerede kampanyası ile kadın jineosidine hesap soruyoruz. Yine bugün yüzyıllık saldırı çeşitlerini daha da derinleştirerek cenaze ve mezarlıklara savaş açmış olan zihniyete, sisteme karşı direniyoruz. Militarizmi, ırkçılığı, cinsiyetçiliği dini istismar ederek biz kadınlara karşı örgütlenen AKP-MHP rejiminin işbirlikçileri de yanına alarak oluşturduğu erkek egemen zihniyete karşı kendimizi kadın özgürlük ideolojisi ile savunuyoruz diyerek yola çıkıyoruz. Zulme dayanmayacağız, özgür ve eşit bir yaşam için direneceğiz.”
 
‘Tecrit insanlığa karşı işlenen suçtur diyoruz’
 
Kampanya ile erkek egemen hükümetin, devlet ve erkeğin cinsel, fiziksel, ruhsal, dijital, ekonomik şiddetine ve tüm mobbinglerine, özel savaş politikalarına karşı alanlara çıkılacağını belirten Zozan, “Kampanyamızla beraber; Süryani, Ermeni, Keldani Ezidi, Kürt kadınlarına, halklara, inançlara karşı başlatılan imhanın yeni adı olan linçler karşısında ortak mücadeleyi savunuyoruz. Toplumu dindar-kindar nefret söylemlerine, siyaset adına porno söylem ve yazılara boğan anlayışa karşı kendimizi savunuyoruz. İmralı tecridini bir soykırım olarak uygulayan sisteme karşı, özgürlüğü savunuyoruz. Tecrit insanlığa karşı işlenen suçtur diyoruz” denildi.
 
‘Sahip çıkıyoruz’
 
Açıklamada İstanbul Sözleşmesi’nden imzayı geri çekmek veya maddelerini değiştirmenin kadın katliamlarının belgesini imzalamak anlamına geldiğini kaydeden Zozan, “Çocuklara yönelik cinsel saldırı, tecavüzcüsüyle evlendirme yasalarına karşı amansız bir mücadele içerisinde olacağımızı taahhüt ediyoruz. Kadın haklarını güvence altına alan, dünya kadınlarının kazanımları olan CEDAW, Pekin+5, savaş ve barış dönemlerinde de geçerli olan İstanbul sözleşmesi ve 6284’e özsavunmamız olarak sahip çıkıyoruz” vurgusunu yaptı.
 
‘Demokratik mücadeleyi savunuyoruz’
 
Zozan, son olarak şunları söyledi: “Devletin Kürdistan’ın yeraltı ve yerüstü zenginliklerine el koyarak, zozanları, dağları bombalayarak, tarım ve hayvancılığı yasaklayarak, üretimi sıfır noktasına getirerek toplumu yoksullaştıran, kadın emeğini sömüren, erkeğe ve devlete muhtaç eden saldırılarına karşı komünal ekonomiyi geliştirmeyi savunuyoruz. Zihniyete karşı demokratik mücadeleyi savunuyoruz. Türkiye ve bölgedeki tüm halklar, inançlar, mensup ve halkların birliğinden yana olan dinamikleri kampanyaya davet ediyoruz.”
 
Açıklama, “Em xwe diparêzin” ve “Jin jiyan azadî” sloganları, zılgıtlar ve halaylarla sona erdi.